1) Anaokuluna başlama yaşı kaç olmalıdır? Neden ondan öncesi yaşlar uygun değildir?

Anaokuluna başlama yaşı, okul öncesi dönem denilen dönemin başladığı 3-4 yaşlarıdır. Bu yaşlarda çocuk annesinden daha bağımsız bir hal kazanır, kendi yemeğini yiyebilir, az bir yardımla öz-bakımını yapabilir, annesinden başka yetişkinlerle bir arada durabilir ve diğer çocuklarla arkadaşlık yapabilir. Tüm bunlar çocuğun gelişiminin bir parçasıdır. Bu nedenle, fiziksel, sosyal, duygusal gelişim tamamlanmadan, daha erken yaşlarda anaokuluna gitmek, çocuk için oldukça zorlayıcı bir tecrübe olabilir. Daha küçük yaşlarda, kısa süreli oyun grupları tercih edilebilir.

2) İlkokul öncesi eğitim şart mıdır? Neden önemlidir?

İlkokul eğitimi okuma, yazma, matematik becerileri ile bilgi kazanımına ek olarak, sosyalleşme, ilişki kurma, topluma ayak uydurabilme gibi alanlarda da çocuğu destekleyen bir eğitim sürecidir. Okul öncesi eğitim ise, çocuğu bu becerileri kazanmaya hazırlar, kendi gelişim hızı ve çizgisi içinde, fiziksel, sosyal, duygusal, bilişsel alanları destekleyerek, sadece ilköğretimi değil, hayatının tüm alanını ve dönemlerini etkiler. Çünkü okul öncesinde çocuğun aldığı eğitim renkler, sayılar gibi kavramsal bilgileri vermekle kalmaz, çocuğun birey olabilmesini, istek ve ihtiyaçlarını ifade edebilmesini, sosyal becerilerini geliştirebilmesini, belki de en önemlisi, mutlu ve kendine yeten, kendi ile barışık bir birey olarak yetişmesini sağlar.

3) Çocuğu anaokuluna hazırlamak için ne yapmak gerekir?

Çocuklar 3 yaşlarına kadar hem fiziksel hem duygusal ihtiyaçlarının karşılanabilmesi için annelerine bağımlıdırlar. Bu yaştan itibaren çocuk birçok beceri kazanmakla birlikte, hala etrafındaki anne, baba, büyük ebeveynler ve kardeşlerden oluşan bir çevrenin içindedir. Anaokulu ise ilk defa, bu çevreden ayrıldığı, ailesi dışında başka bireylerle uzun zaman geçireceği, değişik düzenlemelerle karşılaşacağı yabancı bir mekândır. Bu durum çocukta kafa karışıklığı, endişe hatta korku, bazen üzüntü yaratabilir. Bu nedenle çocuğu anaokuluna hazırlamak için;

- Önce ebeveyn olarak bu ayrılığa sizin ne kadar hazır olduğunuzu tartmak ve hislerinizi gözden geçirmek,

- Anaokulunun nasıl bir yer olduğunu anlatmak ve ardından birlikte fiziksel çevreyi gezip öğretmeni ile tanışmak,

- Anaokuluna kimin, ne zaman bırakacağı, ne zaman alınacağı konusunda bilgilendirmek,

- Duygularını anladığınızı göstermek: " Etrafta ne kadar çok çocuk var değil mi? Bu bizim için yeni bir durum, bazen yeni durumlarda insanlar korkabilir" veya " Annecim, burası evimizden başka bir yer, burada öğretmenin olacak, onunla her şeyi konuşabilirsin" demek,

- Kendi tecrübelerinizden bahsetmek: " Biliyor musun, anaokuluna ilk gittiğim gün biraz şaşırmış hatta korkmuştum, ama sonra öğretmenimin de yardımıyla alıştım.",

- Rutin düzenin değişeceğini, ne gibi değişiklikler olacağını anlatmak,

- Onu anaokulunda bırakmayacağınıza/unutmayacağınıza dair güvence vermek önemlidir.

4) Ailelerden ve evden ayrılmak istememe halinin ne kadarını normal kabul edebiliriz? Nasıl tepkilere nasıl karşılık vermek en doğrusu olur?

Anaokulu, çocuğun uzun süre evden uzak kalacağı ilk yerdir. Bu nedenle çocuklar, anneden ayrılmak istememe, karın ağrısı, bazen kusma gibi davranışlar sergileyebilir veya ağlayabilirler. İlk günler, çocuğun anaokuluna gideceği fikrine, fiziksel çevreye, yeni tanıştığı insanlara alışma sürecidir. Bu nedenle çocukların gösterdiği kaygılı tutumlar normal hatta sağlıklı kabul edilir. İlk günler ebeveynin sınıfın dışında veya bahçede beklemesi önerilirken, bunun kısa bir süre sonra sonlanması gerekir. Çocuğun anaokulunda tek başına kalabileceği zaman ile ilgili en uygun önerileri anaokulundaki öğretmeniniz yapacaktır. Önemli olan; çocuğun anaokulunda güvende hissetmesi, orada olmaktan keyif alabilmesidir.

Her çocuğun bu ilk ayrılığa göstereceği tepki farklıdır. Bu nedenle, çocuğunuzu başka çocuklarla karşılaştırmak yerine, kendi gelişim özelliklerini, kişilik yapısını bilmek ve düzenlemeleri bu etkenlere göre yapmak önemlidir.

Bu dönemde anne-babanın tavrı, çocuğa güven veren, onu asla yuvada bırakmayacaklarının güvencesini sağlayan, onu anlayan, aşırı ısrarcı veya katı olmadan tutarlı bir tavır sergileyen, anaokulunu "harika" bir yer gibi göstermeye çalışmaktan çok, çocuğun sıkıntısına ortak çözüm arayan ( çocuk-ebeveynler-öğretmen) bir tavır olmalıdır.

Kardeş doğumu, taşınma, ebeveynin hasta olması, aile içi gerginlikler gibi yaşam olayları çocuğun anaokuluna başlama sürecindeki uyumunu etkileyebilir. Bu tür bir özel durum varsa, mutlaka öğretmen ve ilgili kişiler haberdar edilmelidir.

5) Hangi aşamada bir uzman yardımına danışmak uygun olur?

Anaokulunun ilk günlerinden sonra;

- Hala şiddetli ağlamalar sürüyorsa,

- Sabahları, hatta akşamdan başlayan anaokuluna gitmeme talepleri devam ediyorsa,

- Şiddetli somatik belirtiler: karın ağrısı, bulantı, kusma görülüyorsa,

- Uyku ve iştah düzeninde belirgin değişiklikler varsa,

- Gece uykuya dalmada güçlük çekiyor, sık ve ağlayarak uyanıyor, uyandığında ebeveynin yanına gidiyorsa,

- Hırçınlık, öfke, inatçılık gibi davranış değişiklikleri görülüyorsa,

- Anaokulunda da ağlamalar devam edip, orada etkinliklere katılmıyorsa, bir uzmana danışmakta fayda vardır.

Uzmandan alacağınız yardım sürecinde; anne-babanın çocuk yetiştirme tutumları, çocuğun kişiliği, çevresel faktörler değerlendirilir, öğretmeni ve anaokulu yetkilileri ile görüşülerek çocuğun yaşadığı sıkıntının sebepleri ve çözümü için öneriler verilir. Önemli olan, çocuğun okul öncesi eğitimden yararlanırken, bunu onun gelişimiyle paralel tutmaktır.

Seçil Akaygün Cüntay

Uzman Psikolojik Danışman