Sözel olmayan öğrenme güçlüğü'nün (Non-Verbal Learning Difficulty - NVLD) tanımı üzerinde bir süredir çalışılmakta ve yeni yeni, doğru olarak NVLD'nin semptomları gözler önüne serilmektedir. Rourke (1995), yaşanan sıkıntıları 3 grupta toplar;

1. Nöropsikolojik sıkıntılar

2. Akademik sıkıntılar

3. Sosyal/ Duygusal/ Uyumla ilgili sıkıntılar.

Nöropsikolojik sıkıntılar, görsel algı, psikomotor koordinasyon, görsel dikkat, muhakeme ile konuşma ve dilin spesifik alanlarını içerir. Akademik alanda ise, matematik işlemleri, matematik muhakemesi, okuma, yazılı dil, el yazısı ile ilgili güçlüklere rastlarız. Sosyal sıkıntılar ise sosyal algı ve etkileşimin zarar gördüğü durumlardır. Aynı zamanda bu sıkıntılara zaman zaman kaygı ve depresyonun da eklendiği görülür.

Yapılan tüm tanımların içinde bu çocukların görsel, uzaysal yetilerde zorlandıkları, zaman zaman algı ve motor alanlarında sorunlar yaşadıklarına yer verilmektedir. Öğrenme becerilerine bakıldığında ise "duyarak" öğrendiklerini "görerek" öğrendiklerinden daha uzun süreli hafızalarında tuttukları görülür. Çevrelerini fiziksel anlamda keşfetmeye çok meraklı değillerdir.

Yönetici fonksiyonlar adı verilen bazı yetilerde de zorlandıkları görülür. Soyut düşünme, mantıksal analiz, hipotez test etme, empati kurma, bilişsel esneklik gibi yetiler bu tarz yetilerdir ve sosyal ilişkilerin zedelenmesine neden olabilirler. Dikkati gerekli konuya odaklama, konudan konuya değiştirme, bilgiyi organize etme, öğrenme ve hatırlama alanlarında da sıkıntı yaşayabilirler.

Alıcı ve ifade edici dilde ve kelime hazinesinde oldukça iyilerdir. Bazen ses tonlarını mekanik ve tekdüze kullanırlar. Konuşmaların içeriği basit ve tekrarlayıcı olabilir. Duygularının değişmesine rağmen ses tonlarını değiştirmeyebilirler.

Belirgin özellikler ve öneriler

  • Benzer sıkıntıları yaşayan çocukların özellikle sosyal alanda karşılaştıkları sorunları çözme becerileri genelde yetersiz kalır. Bu yüzden de sosyal algılarını netleştirici ve problem çözme becerilerini arttırıcı yetiler kazandırmak onların hayatlarını daha kolay kılacaktır.
  • Pratik ev etkinlikleri ve günlük işler onların birçok beceri kazanmasına ve bu becerileri ileriki hayatlarında da kullanmalarına yardımcı olur. Küçük tamiratlar, basit ev aletlerini kullanmak, maket ve yap-boz yapmak gibi.
  • Yapılacakları, alınacakları veya ihtiyaç olanları listelemek, bu listelere göre eksikleri belirleyip gerekli hazırlıkları yapmak onların günlük yaşantılarında da bu düzene uymalarını sağlayacaktır. Örneğin, gazeteden bakıp o gün televizyonda hangi kanalda, saat kaçta ne tür bir program olduğunu belirleyip buna göre hareket etme davranışı, bünyesinde, çizelge takibinden, alternatif aramaya, kısıtlı seçeneklerden en çok uyanı bulmaya ve karar vermeye kadar birçok "yönetici fonksiyon" denilen yetiyi barındırır.
  • Grafik, şema, harita, kroki okumak oldukça zorlayıcı etkinlikler olabilir. Bu tür kalıplar üzerinden yapılacak çalışmalarda, istenen bilgiyi yazılı olarak anlatmak, küçük uyarıcı notlar hazırlamak oldukça yararlı olacaktır. Ritim ve müzik de bu alanda yardımcı olabilir.
  • Tüm yönergelerin açık, net ve direkt verilmesi gerekmektedir. Fazla kullanılan mecazlar, deyimler, espriler ve ironiler akıl karıştırıcı olabilir.
  • Kafalarındakini, herkesin onların bildiği şekilde bildiklerini varsaydıklarından olay anlatırken ayrıntı atlayabilir veya kurdukları ilişkilerde daha önceki tecrübelerinden transferler yapabilirler. Bu noktada onlardan net açıklama istenebilir.
  • Kelimelerin anlamlarını direkt alırlar. Bu yüzden öfkeli bir anda ya da bir kavga sırasında onlara söylenmiş bir tehdit sözünün üzerinde çok durabilirler, tedirginlik yaşayabilirler.
  • Anlamadıkları ya da yeni konularda pratik yapmaktan çok hoşlanmazlar. Yeni mekânlar, yeni insanlar, başlangıçlar onların çok hoşuna gitmez. Önceden atılan ısınma turları ise onların kendilerini daha güvende hissetmelerini sağlar.
  • Resim, grafik, şekil çizmekle araları çok iyi değildir. Figürleri yerli yerine oturtmakta, figür-zemin ilişkisi kurmada zorlanırlar.
  • Arkadaşlık ilişkilerinde empati kurma ve sosyal problem çözme davranışları çok gelişmiş olmadığından çıkan sorunları ya şiddetle çözerler, ya olay yerini terk ederler, ya da bir sonraki sefer aynı duruma düşmemek için uğraşırlar. Sonuç olarak da efektif bir çözüme kavuşmamış olurlar.
  • Uzun paragraflar halinde yazıları ve uzun süren diyalogları olmasına rağmen çoğu zaman anlattıklarının içinin boş olduğu söylenebilir. Bu noktada onları başladıkları konun odağına çekmek yararlı olacaktır.
  • Duygularını net ve doğru şekilde ifade edemeyebilirler. Korku, endişe ve üzüntü gibi duygularını öfkeyle, saldırganlıkla, içe dönmeyle ifade eder ve karşı tarafın ne yaşadığına çok bakmazlar. Yaşadıkları duyguları onlara aynalamak oldukça geliştiricidir. Misafirlerin yanına çıkmaya çekindiklerinde "Sanırım aynı anda birçok insanla karşı karşıya kalmak canını sıkıyor" demek gibi. Ya da bir türlü bitmeyen akademik çalışmalara kızıp öfkeleniyorsa "Uzayan işler bazen çok can sıkıcı olabiliyor" demek gibi.
  • Özellikle aynı anda birkaç duygu yaşıyorlarsa bu onlar için çok kafa karıştırıcı olabilir. Sevdikleri bir arkadaşlarına karşı yaşadıkları kızgınlık, ya da kardeşlere karşı yaşanan kıskançlık duygularının kaynaklandığı yanları ayırt etmek ve bunları uygun söz ve davranışlarla ifade edilmesine çalışmak yararlıdır.
  • Verdiğiniz komutların yerine getirilmesi için ekstra zaman vermek önemlidir. Sözel olmayan işaretleri (mimikler, jestler, vücut dili gibi) çok iyi takip edemeyeceklerinden komutları işleme sokmak zaman alabilir.
  • Yaşadığı sıkıntıyı asla hafife almayın. Yaşadığı sıkıntıların hiçbiri size zorluk çıkarmak ya da sizi bunaltmak amaçlı yapılmıyor. Yaşanan öfke krizlerinin, bazen inatçılıkların ve ağlamaların aslında çok net yardım çağrıları olduklarını unutmayın.
  • Beklentilerinizle ilgili esnek olun. Daha önce sergilediği bir davranışı bir dahaki sefer sergilemeyebilir. Daha önce misafirlerin yanında rahat davranmasına rağmen, başka bir zaman yine geri çekilebilir. Bu noktada "ama daha önce gelmiştin" gibi yargılayıcı bir cümleden uzak durup, "peki o zaman istediğinde katılırsın" diyerek onun yaşama alanı ve sınırlarına saygı duymak önemlidir. O gece bir sosyal çevrede bulunma fırsatını onun adına kaçırmış hissedebilirsiniz. Ancak, onu zorlamanızla ortaya çıkabilecek istenmeyen sonuçlar O'nda daha büyük zararlara sebep olabilir.
  • Henüz hazır olmadığı konularda bağımsız davranmasını istemeyin. Eğer karşılaştığı durum çok yeni veya karmaşıksa, O'nun yanında olun ve yardım edin.
  • Tehdit ve ceza genelde işe yaramayan tekniklerdir. Otoritenin sergilediği ısrarcı ve cezai tutumlarına anlam veremezler ve bu onlarda sadece öfkelerinin büyümesine yol açar. "Bunu yaparsan bu olur" ya da "bunu yapmazsan bu asla olmaz" gibi tehditkâr tavırlar, onun umudunun kırılmasından başka bir işe yaramaz. Sorunun nöro-psikolojik bazından bahsederken O'nun elinden önceliklerini alıyor olmak yardım sürecine hiçbir katkı sağlamayacaktır.
  • Her yeni konu olabildiğince basit ve net anlatılmalı, anlaşıldığından emin olunmadan daha karmaşık bir aşamaya veya adıma geçilmemelidir.
  • O'ndan "satır aralarını okumasını" asla beklemeyin. Direkt ve net olun. Kendisi karmaşık cümleler, deyimler, ironiler kullanmaya başladığında ise yine net olanı vurgulayın.
  • Rutininde olabildiğince değişiklik yapmayın. Programına aniden gelebilecek bir değişiklik sıkıntıya yol açabilir. Ancak bu tamamen monoton bir hayat takip edilmeli anlamına gelmemelidir. Beklenmedik değişikliklerin öncelikle hoşlanabileceği alanlarda yaşaması sağlanabilir, ya da toleransının yüksek olduğu an ve durumlar seçilebilir.
  • Ders çalışma programı günlük ve kısa dönemli programlar halinde olmalı ve uzun süreli hedefleri içermemelidir. Eğer zamana yayılacak çalışmalar varsa çalışmanın tüm adımları ve zamanlaması önceden net olarak hazırlanmalıdır.
  • "Geçiş" leri oldukça travmatik yaşabilirler. Hafta sonunda okula, okuldan tatile hatta akşamüstünden geceye kadar olan tüm geçişlerde sıkıntı yaşabilirler. Değişime ve geçişe uymalarını kolay kılmak için değişimin öncesi ve sonrasında zamana ihtiyaç duyarlar.
  • Yoğun uyarıcıların olduğu ortamlardan çok hoşlanmazlar. Büyük marketler, kalabalık ev, aile toplantıları gibi. Yüksek ses, gürültü, onları rahatsız edebilir.
  • Geri-bildirime çok ihtiyaç duyarlar ve bu onlara çok iyi gelir. Tüm geri bildirimleriniz somut örnekler üzerinden ve kendi gelişimleriyle ilgili olmalıdır. "Bugün gerçekten bana mutfakta çok yardımcı oldun" gibi.
  • İletişimin esaslarını ve öğelerini onların gözlem yaparak öğrenmelerini beklemeyin, direkt olarak öğretin. Vücut mesafesi, mimikler, jestler, postür, kıyafet gibi sosyal ipuçlarını öğretin.
  • Örnek ve model olmak istediğiniz davranışları konuşmalarınızla da destekleyin. "Eveeet demek bir dahaki sefere, işe geç kalmamak için daha erken kalkmalıyım" gibi.
  • İzole etmek, odaya göndermek, cezalandırmak, yıpratmak yerine O'nun elinden gelenin en iyisini yapmaya çalıştığına inanın.

Ev içinde yapılacak oyun bazlı sosyal davranış ve akademik destek çalışmaları

Eğitimli bir uzman eşliğinde gerçekleştirilen çalışmalar öncelikle çocuğun yaşadığı sıkıntıların ortadan kaldırılmasını hedefler. Temel hedefler,

  • Empati yeteneği ve sosyal beceri anlamında O'nu donanımlı hale getirmektir. Bunun için de en güvenli ortam kendi evi ve profesyonel yardımcıyla kurduğu ilişkidir. Kurulan güven ilişkisi eşliğinde, ortaya çıkan sosyal temelli problemlere çözüm yolları bulunur ve bu çözüm yollarının çocuk tarafından içselleştirilip günlük hayata paslanması sağlanır.
  • Ailenin diğer bireyleriyle yaşanılan sıkıntılar üzerinden gidilerek, gerçek hayatta yaşanan sıkıntıların sağlıklı bir biçimde çözülmesi desteklenir.
  • Akademik anlamda sıkıntı yaşanılan alanlarda, planlama, organizasyon becerilerinde, alternatif düzenleme, zaman planlamasında ve ödevle ilgili çatışmalarda yardım sağlanır.

Sonuç olarak bakıldığında ulaşılmak istenen en temel sonuç, çocuğun sosyal ortamlarda kabulünün artması, kendini rahat hissedebilmesi ve akademik çalışmaların temel beceriler anlamında desteklenmesidir.

Seçil Akaygün Cüntay

Uzman Psikolojik Danışman