Televizyondan ve gazetelerden gelen bilgi yığınları evimizin tam da ortasına girmiyorlar. 16 kişinin yaralanıp 79 kişinin öldüğü haberi, 17'den bir eksik veya 78'den bir fazla olan sayılar olarak yaklaşık 2-3 saniye kalıyorlar evimizde. Biz sofraya oturana kadar da çoktan başka evlere girmek üzere yola çıkıyorlar.

Bizler için sadece sayı olan veriler, başkalarının hayatlarının tam da ortasını vuruyorlar hâlbuki. Ölümü, kaybı, yaraları görüp, hayata, belki de hayatta edindikleri tüm değerlere olan güvenlerini kaybediyorlar. Bu yüzden de gözlerini asla kapamıyorlar...

Iraklı göçmen annelere verdiğimiz bir seminerin sonunda yapmayı planladığımız rahatlama çalışmasının ilk adımı olan "şimdi hepimiz gözlerimizi kapatıyoruz" yönergesine uy-a-mamalarının, çocuklukta kazanılan ve savaşla kaybolan "temel güven duygusu" nu bizler verebilir miyiz?

Temel güven duygularını baştan yaratmak veya kaldıysa, kırıntıları un ve su katarak büyütmek için, hayatta kalma ihtiyaçlarının karşılanması gerekir. Aynı bebeğinizin acıktığında, sizin gelip doyuracağınızı bilmesi gibi. Nerede kalacak, ne yiyecek, daha da önemlisi başınıza ne geleceğini bilmezseniz, gözlerinizi kapayamazsınız... Seslere, görüntülere daha duyarlı olur, kendinizi nereye ve kime emanet edeceğinizi bilmediğiniz zamanlarda, güven duygunuzu da zamanı geldiğinde tekrar açmak üzere katlar bir defterin arasına koyarsınız.

Güven duymak, hayatın getireceklerinin belirsizliği karşısında nasıl imkânsızlaşırsa, güven duymamak da günlük hayatın standardı haline gelir. Bu da öfkeye, saldırganlığa, memnuniyetsizliğe, öğrenilmiş çaresizliğe iter insanoğlunu. Oradan da belki ya kaçmaya, ya da kalıp savaşmaya, genlerin öğütlediği üzere...

Gözlerinizi rahatlıkla kapatabiliyorsa-k hala, şanslıyız demektir...

Seçil Akaygün Cüntay

Uzman Psikolojik Danışman

14.03.2006

Denver, USA