Hayatla ilgili kazandığımız değerler, belki de mutluluklarımız ve kızgınlıklarımızın altından gelen seslerle kendini buluyor. Geç kalınmasına kızmak, düzenli yaptığımız yardımlar, masamızın sahip olduğu düzen, yatma saatimiz, hafta sonu programınız aslında tüm değerlerimizi kapsıyor. Nereden geliyor peki bu değerler? Nereden aldık? Ne kadarı bize verildi? Biz çocuklarımıza ne kadarını verelim?

Değer oluşumu

Kişilik yapısı, tercihler, beğeniler, seçimler, çocuğun doğumuyla başlar aslında. Hatta doğumdan önce seçtiğimiz mobilya renkleri, isim, planlar çocuğumuza öğreteceğimiz değerlerin alt yapısını oluşturabilir. Ancak değerlerimiz sosyal bir varlık olmamızla başlayan dönemde daha çok çıkar karşımıza. Yalan söylememek, zarar vermemek, sıraya girmek gibi toplumsal kuralların içerdiği değerlere, bir birey olarak sahip olduğumuz değerler de zaman içinde gelişerek eklenir. Hoşgörü, yardımseverlik, empati yeteneği, iyimserlik gibi değerlerin gelişmesinde ebeveynlerin model olmaları, bu değerleri günlük hayat içinde yaşamaları ve önemsemeleri çocuğun da bu değerlere sahip olmasına büyük ölçüde katkıda bulunacaktır.

Okul hayatının başlamasıyla, yaşıtlarla uzun süre birlikte olmakla, ebeveynlerden farklı yetişkinlerle iletişimde olmakla birlikte yeni değerler de repertuara katılır. Çocuğun kendine ait değerlerinin oluştuğu dönem de bu yıllardır. Ödevi hemen yapmak veya belirli bir zamana ertelemek, arkadaşlarının doğum gününe erkenden gitmek istemek, yemeğini paylaşmak gibi davranışların temelinde, o çocuğun "değerli" gördüğü değerler vardır. Bu noktada ise, hem çocuğun ailesinden gördüğü değerler, hem kişilik özellikleri hem de toplumsal normlar, kurallar, uygulamalar, değer sisteminin yerleşmesinde rol oynar.

Peki sonra?

Çocuklar büyüdükçe ise daha farklı, geniş, çevrelere girmeye başlarlar böylece sahip oldukları değerler de seçimleri doğrultusunda değişir. Ailesiyle yemek yemekten hoşlanan bir çocuk, gelişim dönemlerine bağlı olarak, artık bir ergen olduğunda bu zamanı odasında yalnız kalarak geçirmeyi tercih edebilir.

Böylece değerler üzerinde sadece kişiler ve olaylar değil, zaman, gelişim süreçleri ve aynı dönemi geçiren diğer bireylerle etkileşim de rol oynar.

Ebeveyne düşen;

  • İnsani ve ahlaki değerlerin çocuğa küçükken verilmesinin çocuğun sosyalleşmesine katkıda olduğunu bilmek,
  • Gelişim dönemlerine bağlı olarak görülen değişiklikleri olağan karşılayıp, bu dönemde baskı kurmamaya çalışmak,
  • Değerleri empoze etmeden, alternatif sunup seçimlerine bırakmak, bu seçimlere dair konuşmak,
  • Sosyal grup, din, ırk gibi ayrımlara ait değerleri aile içinde korumak ancak bunların varlığını dış dünya ile kurulan iletişimde engel teşkil etmeyecek dozda sahiplenmek,
  • Küçük yaşlarda kazandırılması istenen değerleri model olma yoluyla öğretmek ve sergilendiği durumları desteklemek olabilir.

Bir bireyin tüm hayatı, tecrübeleri, ilişkileri, statüsü, bilgisi, sosyal konumu düşünüldüğünde değerlerin de kendi içinde bir dinamiği olduğu, değişkenlik gösterebileceklerini ve zaman zaman tümden yenilenebileceklerini bilmek, belki de hayat içinde esnek olmamızı kolaylaştıracaktır.

Seçil Akaygün Cüntay

Uzman Psikolojik Danışman