Uzun ve yoğun bir okul döneminin ardından beklenilen yaz tatili yaklaşıyor. Yaz tatili öğrenciler, aileler ve öğretmenler için uzun soluklu bir dinlenme fırsatı sağlıyor. Birçok öğrenci bu fırsatı okuldan ve okulla ilgili bütün uyaranlardan uzak durmak için kullanmayı tercih ediyor ki bu da oldukça doğal. Öğretmenler için ise yaz tatilinin iki yönü var. Birincisi dinlenmek diğeri ise bir sonraki eğitim- öğretim dönemi için hazırlanmak.

Yaz tatilleri sanılanın aksine öğrenme sürecinin askıya alındığı bir dönem değildir aslında. Hem öğretmenler hem de öğrenciler yeni dönem için hazırlık sürecindedirler. Önemli olan yaz tatilini bu iki amaç için dengeli ve planlı olarak kullanabilmektedir. Özellikle son yıllarda eğitimi sistemimizin öğrenciler için hedefleri yükselten bir yapılanma içinde olduğu düşünülürse; çocukların stresli akademik dönemin sonunda keyif alacakları bir yaz tatiline ihtiyaçları giderek artmaktadır. Yaz tatili kesinlikle çocuk için keyifli, eğlenceli bir zaman olmalıdır. Aynı zamanda eğitim döneminde öğrendiği yeni bilgileri bir sonraki döneme transfer edebilmesi için unutmaması gereken bir zamandır. Yaz tatili iki eğitim dönemi arasında bir köprü görevi görmelidir, çocuğun okul sürecinden kopması anlamına gelmemelidir.

Yaz tatillerinde mutlaka öğrenilen bilgilerin/ kazanılan becerilerin bir kısmı tamamen unutulur, bir kısmı ise aktif olarak kullanılmadıkları için gerilere itilir. Örneğin genellikle yaz tatillerinden sonra ilköğretim öğrencilerinin okuma hızları düşer (tabi ki yaz tatili sırasında kitap okuma alışkanlığı sürdürülmediğinde). Bu nedenle yaz tatillerini dinlenme fırsatı ve eğlenceli zaman olarak değerlendirilen okulda kazanılmış becerilerin günlük hayatta tekrarını yapabilme fırsatı olarak da görmek önemlidir.

Öğretmenin rolü

Yaz tatillerin verimli ve keyifli geçirmenin sorumluluğu öncelikle aileye aittir. Öğretmenin rolü ise aslında daha kritik bir önem taşır; aileyi doğru şekilde yönlendirmek ve bilgilendirmek. Özellikle ilköğretim kademesindeki öğretmenler öğrencileri ve aileleri ile daha fazla paylaşımda bulunma şansına sahiptirler. Öğretmen çocuğun bilgi ve beceri birikimleri ile ilgili profesyonel bir gözleme ve değerlendirmeye sahiptir. Bu nedenle aileyi çocuklarının olumlu ve gelişmesi gereken yönleri ile ilgili bilgilendirme ve yönlendirmeyi en etkin şekilde yapabilecek tek kişidir.

Öncelikle öğretmen - öğrenci ve aile arasındaki iletişimin kalitesi oldukça önemlidir. Okul ve aile işbirliği çocuğun eğitim ve öğretim kalitesini artıracak en önemli etkendir. Öğretmenin mesleki sınırlar içerisinde her öğrenciyi ayrı birey olarak görmesi, onlarının bireysel farklılıklarının ve ihtiyaçlarının farkında olması öğretmen -öğrenci arasındaki sağlıklı bir güven ilişkisinin kurulması için yeterlidir. Tabi ki de okul sistemi içerisinde öğretmenin her çocukla birebir ilgilenebilmesi, her ayrıntıyı takip etmesi mümkün değildir. Ancak çocuğun bireysel özelliklerini farkında olması, aile ile iletişimde olarak ev ile ilgili temel bilgilere sahip olması öğretmenin öğrencisi ile etkili bir iletişim kurabilmesi için gereklidir. Örneğin

öğrencilerden birinin derse karşı ilgisinin azaldığını fark eden öğretmen eğer evde yeni bir kardeş doğduğunu biliyorsa bu soruna yaklaşımını ona göre şekillendirecektir.

Öğretmen ile öğrenci arasındaki ilişki sadece öğretici bir ilişki değildir. Daha doru bu ilişki sadece akademik bilgi ve becerilerin öğretilmesi için kurulan bir ilişki değildir. Eğer amaç sadece bilgi aktarımı olsaydı o zaman bilgisayarlar, kitaplar üzerinden çocukların bilgiye ulaşması yeterli olurdu. Okul ortamının sunduğu, öğretmenin kazandırdığı beceriler bundan çok daha fazla. Eğitim diyerek altını çizdiğimiz kavram çocukların bilişsel, duygusal, sosyal gelişiminin tamamını kapsıyor. Bu nedenle öğretmen ile öğrenci arasındaki ilişki asıl farkı yaratan etken oluyor. Öğrencileri ile etkili, güvene dayalı bir ilişki kuran öğretmen sadece bilgiyi öğretmekle kalmıyor çocuğun kişilik gelişimine de katkıda bulunuyor.

Bu ilişkinin sağlam temeller üzerine kurulduğu durumlarda, öğretmenin çocuğun okul dışındaki tutum ve davranışlarında da daha etkin bir role sahip olduğunu görüyoruz. Örneğin özellikle birinci sınıfta annenin tüm ısrarlarına rağmen diş fırçalama alışkanlığını kazanamayan bir çocuk öğretmenin diş sağlığımı anlatmasından sonra muntazam olarak dişlerini fırçalamaya başlayabilir. Öğretmen tarafından ilgi görmek, fark edilmek, onay almak en önemli motivasyon haline gelebilir. Öğretmenin yapması gereken ise her öğrencisinin bireysel özelliklerinin farkında olmak ve mümkün olan düzenlemeler ile onların ihtiyaçlarının en üst düzeyde karşılanmasına yardımcı olmaktır. Öğretmeni tarafından önemsendiğini, değer verildiğini, fark edildiğini (olumlu davranış ve özellikleriyle) hisseden çocuğun öğretmen ile ilişkisi daha güçlü olacaktır.

Yaz tatili öncesi öneriler

  • Öncellikle anne-babaları yaz tatilinin sadece okuldan uzaklaşmak için bir fırsat olarak değerlendirmemeleri gerektiğini anlatmak önemlidir. Tam tersi yaz tatili bir fırsattır, okul döneminin koşturması ve stresi olmadan çocukların yeni beceriler öğrenmesi ve öğrenilmiş becerilerinin pekiştirilmesi için en uygun zamandır. Maalesef okul döneminde çok bunalan, yorulan anne-babalar ve çocuklar için bunu doğru şekilde anlatmak öğretmenler için zorlu bir görev olacaktır. Ama amacın hiçbir zaman yaz tatilini okulun üçüncü dönemi haline getirmek olmadığını tam tersi çocuğun bireysel gelişimi için farklı deneyimlerin yaşayabileceği bir tatil planlamak olduğu unutulmamalıdır. Böylece hem çocuğun okul ortamından kopmaması hem de sadece akademik çalışmaların içinde boğulmaması sağlanabilir. Ama anne-babanın bu konuda öğretmen tarafından yönlendirilmesi gerekecektir.
  • Öğretmen tarafından yapılacak öneriler çocuğun tatilde bir sonraki dönem için desteklenmesi gereken becerileri ve bunları destelemek için etkili yöntemleri belirlemekte aileye yol gösterecektir. Örneğin matematik ile ilgili becerilerin desteklenmesinin önemli olduğunu düşünen öğretmen yaz tatilinde aileye bu alanla ilgili günlük hayatta yapılabilecek etkinlikler (mesela alışverişte miktar ve para kavramını öğrenmek gibi) önerebilir.
  • Öğretmen ile aile arasındaki iletişim sürekli olması, hem öğretmenin çocuğun hayatındaki önemli olayları takip etmesini kolaylaştırır hem de ailenin çocuklarının gelişimi ve becerileri ile ilgili sağlıklı bilgi edinmesini sağlar.
  • Tatil dönemi için kâğıt kalem tarzı çalışmalardan çok etkin öğrenmeyi sağlayacak önerilerde bulunmak hem çocuğun motivasyonunu hem de öğrenme becerilerini harekete geçirecektir. Örneğin yazın gittiği tatil beldesinin tarihi ya da doğal özelliklerini araştırmak, arkadaşları için görsel (fotoğraf, kartpostal ya da video çekim) yöntemleri kullanarak bir tatil projesi hazırlamak her gün 10 tane soru çözmekten daha keyifli olacaktır.
  • Ailelere özellikle tatilde kitap okuma davranışını desteklemek, çocuklarını nasıl okumaya motive etmek için birkaç öneriler bulunmak gerekecektir.
  • Son olarak biraz daha keyifli bir tatil için yazın doğum günü olan çocuklara doğum günü tebrik kartı göndermek hem ilişkiyi canlı tutmak hem de çocuğun özel hissetmesi sağlayacak bir yöntem olabilir(tabi ki doğum günü okul dönemi olan çocuklara da tebrik kartı vermek gibi genel bir uygulama haline getirerek.)
  • Tatil dönüşünde ailenin çocuğu tatil rehavetinden çıkmasına yardımcı olması (okullar açılmadan belli bir süre önce eve dönmüş olmak, hazırlıkları tamamlamak, günlük düzeni okul zamanı düzenine göre planlamaya başlamak gibi) çocukların yeni döneme uyum sağlamasını kolaylaştıracaktır. Eğer bir de öğretmen ilk gün onları renkli bir "HOŞ GELDİNİZ" yazısı ile karşılarsa yeni döneme güzel bir başlangıç yapmış olacaklardır.

Ece Akın Bakanay

Uzman Psikolojik Danışman