Günümüz dünyasında bazen, bilgisayar oyunlarından hiç de farklı olmayan görüntüler yer alıyor. Biz çocuklarımızı şiddet, silah, dövüş, ölüm içeren oyunlardan, görüntülerden korumaya çalışırken gerçek dünya bu görüntüleri her akşam TV ekranlarından, gazetelerden evimize gönderiyor.

Deprem, sel, dev fırtınalar gibi doğal afetler ve bunların yarattığı sonuçlar her yaş grubunu etkilerken, çocuklar da kendi yaş dönemlerine, kişisel özelliklerine göre, bu durumlardan en az büyükler kadar etkileniyorlar. Medeniyetin "ilerlemesi"yle birlikte tüm bu etkilere yeni bir olgu ve bu olgunun tartışılmaz travmatik etkileri de eklendi: Savaş...

Savaşı yaşayan ülkelerde ve bu savaşa dair görüntüleri takip eden yerlerde, çocuklar genelde aynı tehditle karşı karşıya. Tabii ki tek fark, savaş çocuklarının bunu gerçek bir ölüm-kalım süreci olarak yaşamaları.

0-3 yaş grubu...

Bu yaş döneminde gelişen ve daha sonraki yıllarda yerleşen ana duygu; temel güven duygusudur. Temel güven duygusu; koruma, kollanma, her türlü tehlikeden ve tehditten uzak olma isteğiyle karşımıza çıkar. Bu yaş grubunda özellikle, tüm istek ve ihtiyaçların anne tarafından karşılanması ve tatmini, anneye olan bağımlılık duygusunu da beraberinde getirir.

Temel güven duygusunun gelişimi ve anneye bağımlılık özelliklerini göz önünde bulundurarak bu yaş grubuna yapılacak yardım; çocuğun fiziksel ve psikolojik ihtiyaçlarını düzenli olarak karşılamaya devam etmek, ilgi, temas, sevgi ihtiyaçlarını, tedirginlik hissedilen durumlarda artırmaktır.

Bu yaş grubu çocukları eğer savaş görüntülerini izlememiş ya da bu konuyla ilgili yorum ve izlenimlere tanıklık etmemişlerse bu durumdan daha az etkilenirler. Bu yaş grubu çocuklarını etkileyen temel nokta, anne babaların tavır ve tepkileridir. Anne babanın taşıdığı çaresizlik, korku, tedirginlik çocukların da aynı duruma benzer tepkiler vermesine neden olur. Bu durumda dikkat edilmesi gereken, anne babanın sahip olduğu bu tepkileri, hisleri çocuğun güvenlik duygusunu koruyarak paylaşmak ve bu paylaşımla birlikte çocuğu takip etmektir.

3-6 yaş grubu...

Bu yaş dönemi, çocukların kendi dünyalarından sıyrılıp etraflarındaki bireylerin ve olup bitenlerin farkına varmaya başladıkları dönemdir. Bu doğrultuda gazetede, televizyonda yer alan çarpıcı görüntü ve yorumları

kolaylıkla kaydederler. Ailesinden ayrı kalan, annesini, babasını, evini kaybeden çocuklar; yanan, yıkılan evler çocukların iç dünyalarında, bunların kendi başlarına da gelme ihtimalini akıllarına getirir. Bu durumda da yine önceki yaş dönemlerinde olduğu gibi çocuğun korunduğu, güvende olduğu, herhangi bir tehditten uzak olduğu duygusu verilmelidir.

Özellikle akıllarında oluşan "yalnız, sahipsiz kalma", "anne babadan ayrılma gibi durumlarda ortaya çıkabilen korkularla baş etmede önemli olan bir etken de anne babanın bu durumlarda nasıl tepki verdiği, tedirginlik ve sıkıntılarını nasıl yaşadığıdır. Anne babanın yaşayabileceği panik, gerginlik ve çaresizlik duyguları büyük ölçüde çocuğa yansır. Bu durumda "hiçbir şey yokmuş" gibi davranmak yerine, temkinli ve güvenli bir ortam yaratmak doğrudur. Bu dönemde ortaya çıkan suçluluk duygusu ise; yaşananların olabileceği, bunların çocukla veya onun yaptıklarıyla ilgisinin olmadığı ve bunun bir cezalandırma biçimi olmadığı anlatılarak engellenmelidir.

İlkokul dönemi ve sonrası...

Bu dönem ve sonrasında çocuklar, yetişkinlerinkine benzer duygu ve düşüncelere sahip olmaya başlarlar. Tanıklık ettikleri görüntüler, yorumlar, onların kendi bulundukları durumu kontrol etmelerine, gelecekle ilgili kaygı duymalarına neden olabilir. Bu yaş döneminde korku, kaygı, endişe, öfke gibi duygulardan konuşmak, bunların normal duygular olduğunu belirtmek, kurdukları düşler ve korkutucu fantezilerden bahsedip, kendi durumlarının gerçekte tehdit içermediğini göstererek rahatlatmak yardımcı olabilir.

Onu, savaşın soğuk yüzünden uzak tutmak için neler yapabilirsiniz...

Tüm travmatik olaylarda (deprem, sel, ölüm...) olduğu gibi savaşta da çocuklar yaşadıklarından etkilenip tepkilerini farklı şekillerde gösterebilirler. Bunların başında uyku sorunları (uykusuzluk, uyumak istememe, kâbus görme), agresyona eğilim, anne babadan ayrılma korkusunda artış, savaşı çağrıştırıcı ses ve görüntülerden etkilenme (siren sesi, patlama sesi, ani karanlık), sebepsiz ağrılar (baş, mide, karın), yalnız yatamama hatta okul başarısızlığı, algı ve dikkat sorunları yer alır. Tüm bu belirtiler dışında bazı çocuklar genel hallerinde alışılmadık tavırlar sergileyebilir ya da hiç tepki vermeyebilirler.

Yukarıdaki belirtiler, işaretler dışında şu noktalar da önemlidir:

  • Geçmiş deneyimlerinde benzeri travmatik olaylar yaşayan çocuklar daha kolay etkilenebilir, bu yüzden daha sık gözlenmeleri gerekir.
  • Televizyondaki savaş görüntülerini, haberleri ondan saklama çabanız çocuğun merakını daha da artıracağından, bunlardan tamamen habersiz olmak yerine bu konu hakkında bilgi vermek, sorularını cevaplamak ona ve size yardımcı olacaktır. Dikkat edilmesi gereken nokta, her şeyi tüm açıklığıyla anlatmak veya sessiz kalmak arasındaki alanda, kendi çocuğunuz için doğru açıklamayı yapmaktır.
  • PTSD (Travma sonrası stres bozukluğu) olarak bilinen ve çocuklarda uykusuzluk, gerginlik, agresyona eğilim, içe kapanma, sebepsiz ağrılar, kabuslar, anne babadan ayrılmada sorun, daha küçük yaş dönemine ait davranışlar sergileme gibi belirtilere neden olan bu sorun için ailelerin uygulayabileceği bazı ilkeler, çocuk için yararlı olacaktır:

- Duygularını dinlemek, anlamak ve paylaşmak, bunların doğal olduğunu hissettirmek.

- Uyku öncesi sakinleştirmek, ona daha çok zaman ayırmak.

- Kabusları dinlemek, ciddiye almak ve sakinleştirmek.

- Korku ve endişelerinin "saçma" , " yersiz" olduğunu söylememek ve bunları aşağılayıp yargılamamak.

- Fiziksel ve psikolojik belirtileri iyi gözlemleyip gerekirse bir uzmana danışmak.

Ebeveynlerin unutmamaları gereken temel nokta, savaşın hepimiz için getirdiği tehdidin "güven- güvensizlik" duygusu olduğu ve çocuklarda bu duygunun anne baba tarafından geliştirilip sağlamlaştırıldığıdır.

Seçil Akaygün Cüntay

Uzman Psikolojik Danışman