Ebeveyn için fark etmez (mi?)

Aileye katılacak bebeğin haberi geldiğinde yukarıdaki soru, en azından, ültrason ilk bilgiyi verene kadar belki de çok akla gelmez. Öğrendikten sonra ise kıyafet, mobilya, isim arayışlarında meydana gelen farklılaşma ise önemli bir yol ayrımının ilk kavşağıdır aslında. Beklentiniz olsun, olmasın, cinsiyetini bilin veya bilmeyin kız ve erkek çocukları farklı gelişir, farklı özellikler sergilerler.

Bu yüzden de bireysel farklılıkları/kişilik etkeninin gen uzmanlarına bırakırsak, sosyal bilimcilerin eline kalan gerçek şu ki; ebeveynlik tutumları da kız veya erkek çocuğunuz olmasına göre farklılık gösterecektir.

Bebeklikten kız çocuk/erkek çocuk olmaya giden yol

Her çocuk için, bilimsel araştırmalarla, yıllar içerisinde takip edilen gelişim basamaklarıyla, gelişimi tanımlayan normlar belirlenmiştir. 6-9 ay arası, ilk hecelerin çıkmaya başlaması, 8-12 aylar arasında yabancılardan çekinme davranışının görülmesi, 12-18 ay arası yürümenin başlaması gibi. Her çocuk kendi için farklı gelişim çizgisine sahip olsa da, herhangi bir anormalite söz konusu değilse, bu normlar geçerlidir. Peki, farklı cinsten geliyor olmak bu yolda ne kadar etkilidir?

Aslında cinsiyet, doğumla hatta öncesiyle de ebeveynle ve dış dünyayla kurulacak ilişkileri belirleyen bir değişkendir. İlk dönemlerde benzer şekilde devam eden anneye bağımlı olma süreci 3 yaşla birlikte sonlanır-sonlanması beklenir. Bu dönemde kız çocuklar babalarına karşı duydukları ilgiyi, erkek çocuklar ise annelerine duydukları ilgiyi ifade etmeye başlarlar. Cinsel benliğin geliştiği bu dönemde, çocuk en yakınında olan karşı cinsten bireye, ebeveyni olmasından öte duygulardan bahsetmeye başlar. "Ben büyüyünce seninle evlenmek istiyorum" diyerek diğer ebeveyni reddedebilir. Bu gelişimsel bir süreçtir ve çocuk büyüdükçe bu çatışma da kendiliğinden çözülecektir. Önemli olan, ebeveynin bu dönemde kendi annelik-babalık rolüne devam edecek, çocuğun bu tutarlı modeller sayesinde sağlıklı cinsel kimlik gelişimine izin vermektir.

Oyun ve oyuncak seçiminde görülen ayrım da kız veya erkek çocuğun sergilediği farklılıklar arasında görülür. Kızların bebek, evcilik gibi anaç özelliklerini ortaya koyduğu oyunların yerini erkekte araba sürme, inşaa oyunları ve topla oynanan oyunlar alır. Böylece kız çocuklar arasında

paylaşım, seçen/seçilen, beğenilme gibi sıkıntılar yaşanırken, erkek çocuklarda rekabet, güç gösterisi, liderlik, kazanma-kaybetme sorunları gündeme gelir. Aslında, böylece ebeveynlerin uğraşmak zorunda kaldıkları sorunlar, krizler ile kazandırmaya çalıştıkları beceriler de farklılaşır.

Ya kültürel etkenler?

Son yıllarda, ülkemizdeki tatil köylerinde kalan yabancı misafirlerin ebeveynlik becerileri aslında kendi kültürümüzle ilgili ayna tutuyor. "Bak onların çocuğu nasıl kendi başına yiyor", "Aaa çocuk terliksiz üşümez mi öyle", ya da "Hayret doğrusu, çocukla bütün gün babası ilgilendi, Annesi hep kitap okudu" gibi söylemleler, bizim çocuklarımızla olan ilişkilerimizdeki farklılıklara işaret ediyor. Böylece de nesilden nesile geçen, yazılı olamayan, kurallar, kız ve erkek çocuk için neyin "normal" olduğunu, "neyin" olmadığını belirliyor. Saldırganlık, öfke, küfür, erkek çocuklar için durum böyle olmuyor. Ya da tam tersi bir durumla, bebek ve evcilik eşyaları kızların uzun süre hayatlarında kalırken, erkek çocuğun bu oyuncaklara biraz ilgi göstermesi bile akla cinsel gelişimle ilgili soru işaretlerini getiriliyor. Bu noktada ebeveynlere düşen rol, çocuğun tercihlerini, sizin çocuk yetiştirme tutumlarınızı ve de tabi sosyal hayatta uyumunu sağlayacak becerileri istediğiniz oranda ama aynı kümede kesiştirmek.

İlk anda cinsiyet farklılığından kaynaklandığı düşünülen çatışmaların altında da kültürel etkenlerin etkisi görülebilir. Baba'nın gizli otoritesinin var olduğu bir evde, kız çocuk/ergen ve baba arasında kalan anne, aslında kızıyla en çok çatışmayı yaşayan kişi durumunda kalabiliyor.

Her anne, babanın kız veya erkek çocuklarına gösterdiği yaklaşım, tutum, yöntemler farklı olabilir. Ancak cinsiyeti ne olursa olsun, sizin anne-baba olarak destekleyeceğiniz bu 4 alan çocuğunuza asla "Keşke kız/erkek olsaydım" dedirtmeyecek değerlerdir.

Seçil Akaygün Cüntay

Uzman Psikolojik Danışman