Her anne baba çocuklarının okula başlamasını heyecanla bekler. Çocuklarının okuma yazma öğrendiğini, matematik problemlerini çözdüğünü, sınavlarda başarılı olduğunu, yeni bilgiler edindiğini görmek ister. Ama bazen işler bu kadar sorunsuz gitmeyebilir. Çocuklarının sınıf arkadaşları kadar iyi okuyamadığını, evde çok iyi anlattığı konuyla ilgili soruları yazılıda yanlış yaptığını, ödevlerini eksik veya hatalı yaptığını fark etmek anne babaları telaşlandırır.

Bu dönemde bazen öğrenmeyle ve okulla ilgili sorunlar ortaya çıkar. Eğer bu sorunlar basit düzeydeyse kendiliğinden zaman içinde hallolur. Ancak uzun süreli öğrenme problemleri söz konusu ise, bu problemlere neden olabilecek çeşitli etmenlerden söz edilebilir.

Okul başarısızlığının nedenleri arasında zihinsel gerilikler, duygusal ve ruhsal sorunlar, görme-işitme özürleri, sosyo-kültürel yetersizlikler, okulla veya programla ilgili sorunlar sayılabilir. Bu nedenlerin dışında daha özel bir problem olarak ortaya çıkan "öğrenme güçlüğü" de diğer bir okul başarısızlığı nedenidir.

Öğrenme güçlüğü nedir?

Öğrenme güçlüğü dinleme, düşünme, kendini ifade etme, planlama-organizasyon, akıl yürütme, okuma-yazma, matematik beceri alanlarının bir ya da birkaçını etkileyen bir bozukluk olarak tanımlanmaktadır. Son yıllarda yapılan araştırmalarda öğrenme güçlüğünün nörolojik bir bozukluk olduğu üzerinde durulmaktadır.

Öğrenme güçlükleri okul ile ilgili yaşanan sorunların en önemli nedenlerinden biridir. Okul çağı çocuklarında ortalama yüzde 5-10 oranında öğrenme güçlüğü sorunu gözlemlenmektedir. Bu ise bir sınıfta yaklaşık 2-4 çocukta öğrenme güçlüğü olduğu anlamına gelmektedir. Özellikle erkek çocuklarda görülme sıklığı kız çocuklara göre 4 kat daha fazladır.

Genellikle okul başarısızlığının akla gelen ilk nedeni zekâ geriliği olmaktadır. Oysa öğrenme güçlüğü olan çocukların zekâlarının normal düzeyde olduğu belirtilmektedir. Bu nedenle okul başarısızlığı söz konusu olduğunda anne babalar ve eğitimcilerin bu durumu dikkatle ele almaları ve olası nedenleri titizlikle araştırmaları önemlidir. Öğrenme güçlüğü olan çocukların var olan eğitim sistemi içerisinde kendi hallerine bırakıldıklarında sahip oldukları potansiyellerini kullanamadıkları ve yaşıtlarıyla aynı düzeyde öğrenme becerilerini geliştiremedikleri görülmektedir. Bu durum çocukların hem duygusal hem de sosyal gelişimlerini olumsuz etkileyebilmektedir.

Öğrenme güçlüğü geçici değildir, etkileri yaşam boyu devam eder. Ancak uygun eğitimsel yaklaşım ve duygusal destekle çocuğun yaşadığı zorlukların üstesinden gelmesine yardım etmek ve başarılı olmasını sağlamak mümkündür. Bu süreçte anne babaların üzerine düşen sorumluluklar oldukça fazladır.

Öğrenme güçlüğünün nedenleri

Yapılan araştırmalar öğrenme güçlüğünün ortaya çıkmasında tek bir neden bulunmadığını gösteriyor. Öğrenme güçlüğü ile ilişkili olduğu düşünülen etkenler ise doğum sırasında yaşanılan bazı sorunlar, annenin hamilelik süresince sigara ya da alkol kullanması, kontrolsüz ilaç kullanımı, doğum yetersiz beslenme, sorunlu doğum sonrası ateşli hastalıklar ve genetik faktörler olarak sıralanabilir. Anne baba tutumları, yetiştirme tarzı öğrenme güçlüklerine neden olmaz, sadece yaşanılan sorunlarla baş etmede durumu kolaylaştıran veya zorlaştıran etkiye sahiptir.

Öğrenme güçlüğünün etkileri...

Öğrenme güçlüğü birincil olarak akademik alanları etkiler gibi görünse de aslında çocuğun duygusal gelişimi üzerindeki etkileri de oldukça fazladır. Öncelikle okulun ilk yıllarından başlayarak başarısızlık kavramıyla tanışan ve mücadele etmek zorunda kalan çocuklar bu durumdan olumsuz olarak etkilenmektedir. Arkadaşlarının kolayca çözebildikleri matematik problemini yanlış yapmak, çarpım tablosunu birçok kez ezberlemesine rağmen sürekli unutmak, sınıfta en yavaş okuyan çocuk olmak, çocuğun yetersizlik hissetmesine neden olmaktadır.

Okulda ve günlük yaşamda karşılaştıkları olumsuz deneyimler benlik algılarını olumsuz yönde etkilemektedir. Öğrenme güçlüğü olan çocukların aileleri ve öğretmenleri genellikle onların "yapamadıklarına" ve "beceremediklerine" odaklanmışlardır. Sıklıkla olumsuz uyarı alırlar. Bu tutum da çocuğun kendine ilişkin olumsuz düşüncelerinin pekişmesine neden olur.

Organize olmakta güçlük yaşıyor olmaları ve yeterli ders çalışma becerisi geliştirememiş olmaları ders çalışmayı bir kabusa dönüştürebilir ve bu da derslere ve okula karşı ciddi motivasyon kayıplarına neden olabilir. Bu noktada okula gitmek istememe, okumaya karşı isteksiz olma, okul arkadaşlarıyla sosyal ilişki kurmakta ve sürdürmekte güçlük, agresyon eğilimi gibi sonuçlar ortaya çıkabilir.

Nasıl bir eğitim verilmelidir?

Öğrenme güçlüğü olan çocuklar yaşıtlarıyla birlikte okul ve sınıf düzeni içinde eğitimlerine devam etmektedirler. Çok ağır öğrenme sorunları olanlar

dışında özel bir sınıf ve eğitim sistemine gerek duyulmamaktadır. Ancak var olan sistemde kendi hallerine bırakıldıklarında bu çocuklar akademik ve duygusal olarak zarar görebiliyorlar. Bireysel farklılıklarının değerlendirildiği ve dikkate alındığı eğitim sisteminde çocukların öğrenme becerilerinde gelişmeler gözlemlenebilmektedir. Öğrenme bozukluğu yaşayan çocukların eğitimsel terapi olarak adlandırılan profesyonel yardıma ihtiyaç duydukları bilinmektedir. Ama sadece uzmanlardan alınacak bireysel desteğin değil okul, aile ve uzman işbirliği ile yürütülen sistemli çalışmaların en etkili sonucu verdiği görülmektedir. Eğitimsel terapi çalışmalarında çocuğun sorun yaşadığı alanların ve güçlü yanlarının tespit edilmesi, değerlendirmeler sonucunda ortaya çıkan ihtiyaçlara yönelik çalışmaların planlanması esastır. Uzman yardımı kadar aileye ev ortamı ile ilgili sunulacak öneriler ve sınıf öğretmeni ile ortak çalışmalar eğitimin etkinliği için önemlidir.

Öğrenme güçlüğü olan çocukların zekâ sorunları yoktur. Sadece onlar standart, var olan öğrenme teknikleri ile öğrenmekte sorun yaşarlar. Sınıf arkadaşları ile aralarındaki bu farklılık nedeniyle normal sınıf ortamında sahip oldukları potansiyeli kullanmakta zorlanırlar. Bu nedenle okul sistemi içindeki öğretmenlerden ve bu konuda uzmanlaşmış profesyonellerden yardım almaları önemlidir.

Öğrenme güçlüğü yaşayan çocuklar bazı öğrenme alanlarında sorun yaşayıp zorlansalar da, güçlü olan ve potansiyellerini ortaya koyabilecekleri farklı öğrenme becerilerine de sahip olabilirler. Örneğin okurken ya da yazı yazarken çok zorlanan bir çocuk resimde, müzikte, sporda ya da satrançta başarılı olabilir. Eğitim sisteminde öğrenme güçlüğü çeken çocuklar için farklı alanlara yer verilmesi çok daha fazla önem taşır.

Öğrenme güçlüğü olan çocuğa yaklaşım nasıl olmalıdır?

Öğrenme güçlüğü olan çocukların akademik başarı alanında yaşadıkları zorluklar problemin en dikkat çekici belirtisi olmasına rağmen, maalesef tek sorun değildir. Bu çocuklar zamanında fark edilip, gerekli önlemler alınmadığı takdirde ilerde kayıp bireyler haline gelmektedirler. Birçoğu "tembel", "yaramaz" ya da "yetersiz" olarak değerlendirildikleri için sahip oldukları potansiyeli hiçbir zaman gösteremezler. Bazıları eğitim hayatlarını yarım bırakır, bazıları ise yaşadıkları başarısızlıklar nedeniyle duymaya alıştıkları olumsuz eleştirileri kendi benlik algıları olarak kabul ederler. Aileleri, yakın çevreleri ve öğretmenler tarafından yeterince çalışmayan kişiler olarak değerlendirirler. Bunlar sonuncunda da okul ile ilgili her şeyden giderek uzaklaşan, yeterli özgüvene sahip olmayan, içine kapanan, ailesi ile iletişim kuramayan, uyumsuzluk ya da saldırganlık gibi davranış problemleri yaşayan bireyler yetişmektedir. Bu nedenle sorunların fark edildiği dönemde hemen önlem alınması önerilmektedir.

Öğrenme güçlüğü nasıl anlaşılabilir?

Öğrenme güçlüğü genellikle çocuğun ilkokula başlamasıyla anne baba ya da öğretmen tarafından fark edilir. Öğrenme güçlüğü olan çocuklar herhangi fiziksel bir görme, işitme sorunları olmamasına rağmen okuma-yazma öğrenmekte zorlanabilirler.

  • Okuma-yazmayı yaşıtlarından daha sonra öğrenebilirler. Özellikle ses-sembol olarak birbirine benzeyen örneğin b-d, k-t, s-z gibi harfleri karıştırırlar.
  • Aritmetik sembolleri karıştırırlar. (+ yerine - yazmak, + işaretini x olarak
  • Algılamak gibi)
  • Okurken ve yazarken harf, hece atlar ya da harf eklerler. Ters okur veya yazarlar (ev yerine ve çok yerine koç gibi). Okurken satır kaybedebilirler.
  • Bilişsel çaba gerektiren işlerde isteksiz olurlar, dikkatlerini toplamakta zorlanırlar.
  • Unutkan ve dalgın olabilirler. Zamanı verimli kullanamazlar. Sınıf arkadaşlarının 30 dakikada tamamladığı ev ödevi 2 saate kadar uzayabilir.
  • Yazıları okunaksız olabilir, yazarken çok çaba harcayıp çabuk yorulabilirler. Kompozisyon yazmak gibi yazılı anlatımlardan kaçınırlar.
  • Yaşıtlarına göre okuma hızları yavaştır. Bilgileri ya da yazılı sorularını eksik okuyabilirler.
  • Çanta ve masalarını toplamakta, organizasyonu sağlamakta zorlanırlar.
  • Çarpım tablosunu öğrenmekte zorlanırlar. Bazı harfleri karıştırdıkları gibi bazı rakamları da karıştırır ya da ters yazarlar.
  • Okuduklarını anlamakta ve anlatmakta zorlanırlar.

Öğrenme güçlüğü olan her çocuk bu sorunların hepsini bir arada ya da aynı derecede yaşamayabilir. Ancak sorunun doğru tanımlanması ve çözüm odaklı bir yaklaşım benimsenmesi önemlidir.

Ece Akın Bakanay

Uzman Psikolojik Danışman