Her çocuk, kendine özel, bazı yetenek ve becerilere sahip olarak dünyaya gelir. Bu beceriler ve yetenekler, çevrenin, ailenin, toplumun desteği ve şekillendirmesiyle, çocuğun gelecekteki hayatının ana hatlarını çizer. Ama bazen bu hatlar o kadar "mükemmelleştirilmeye" çalışılır ki, maalesef "mükemmel" olmayan her şey, birey için rahatsızlık yaratmaya başlar. İşte tam bu noktada, mutluluk, hayattan tad alma, bireysel yeterlilik ve memnuniyetin varlığı, belki de mükemmel olandan çok daha önemli olacaktır...

Kim için en iyisi?

Anne babaların kendi hayatlarında gerçekleştiremedikleri hayallerini, planlarını, çocukları üzerinden canlandırmaya çalıştıklarına sık sık rastlanır. Aslında genelde, ebeveynler yaptıklarının farkındadır da. "Ben yapamadım, o yapsın", düşüncesi, bir yanıyla çocuğun sahip olduğu becerileri ve yetenekleri ortaya koymasına fırsat tanır. Hele çocuk için doğru kararlar alınıp, gerçekçi planlar yapılıyorsa, sonuçtan hem ebeveynler hem de çocuk memnun kalacaktır.

Peki ya durum her zaman bu kadar şanslı gelişmezse ve ebeveynler "mükemmel" çocuklar yetiştirmeye çalışırlarsa ne olur?

Mükemmelin peşindeki ebeveynler,

  • Başarısızlığı kolay tolere edemezler. Herhangi bir durumda yaşanan başarısızlık karşısında aşırı tepki verebilir, çocuğun kişiliğine zarar verici eleştirilerde bulunabilirler.
  • Başarı çıtaları yüksektir. Koydukları hedefler, çocuğun potansiyeli ve gelişim çizgisinin üstünde gidebilir.
  • Kendi özel ve iş hayatlarında da mükemmeliyetçi tavırları hâkimdir. Onlar için normal olan budur. Kendileri gibi davranmayanları anlamakta zorlanırlar.
  • Başkalarıyla veya başka durumlarla karşılaştırma yapabilirler.
  • Bazen sevgileri, ne kadar mükemmel olunduğuyla orantılı gider. Çocuk hata yaptığında ya da "mükemmel" imajına zarar verdiğinde, duygusal anlamda da uzaklaşabilirler.

Tüm bu doneler, her ebeveynde belli oranlarda bulunur. Ancak anahtar nokta, mükemmeliyetçi tavrın, çocuğun sağlıklı kişilik gelişimini örselediği, hayattan aldığı memnuniyet ve tatmin duygusunun azaldığı, kendine şartlı mutluluklar sıraladığı anlardır.

Mükemmel çocuklar ve diğerleri...

Her ebeveyn, çocuğunun en iyi şekilde eğitim alması, tüm potansiyelini ortaya koyacağı platformlarda bulunması ve sonunda da kendi kendine yeten bir birey olması için elinden geleni yapmaya çalışır. Bu süreç içinde eğer anne babalar aşırı mükemmeliyetçi bir tutum içine girerlerse, bu tutumun yaratacağı sonuç "mükemmel" bir çocuk değil, "mükemmel" olamama kaygısı taşıyan ve bu kaygı büyüdükçe, gitgide kısır döngü haline gelen "mükemmelim - değilim" çatışmasına yenik düşen bir birey olacaktır.

  • Aşırı mükemmeliyetçi tavır, öncelikle çocuğun duyduğu mesajlarda "ne kadar mükemmel olduğun, sana olan sevgimizin dozunu ve şeklini belirliyor" tavrını içerir. Çünkü sınıfta 4. olmak eğer bir sorunsa, ve bu evde yargılanıyorsa, çocuğun hissedeceği duygu, "bir dahaki sefere daha mükemmel olmalıyım"' dır. Ancak bu sonu olmayan ve mutlaka bir zaman bir yerlerde sekteye uğrayacak bir akıştır. Önemli olan çocuğun kendi içinde gösterdiği ilerleme ve gelişmedir.
  • Sürekli daha iyisi, hatta en iyisinin beklenme hali, bir süre sonra, "ne yaparsam yapayım yetmiyor" duygusunu da beraberinde getirir. En iyi için olan uğraşların beraberinde getirdiği yorgunluk, yetersizlik algısına sebep olur. Bu da kişilik gelişimi için en büyük tehlikedir. Bir bireyin kendini yetersiz algılaması, hayatta tutunmak için inşa edeceği dalların, gerçekten bir süre sonra, kırılmaya başlaması demektir. Çünkü kendine güven ve sağlıklı kişilik gelişimi, etraftan gelen "sen iyisin, yeterlisin, sevilmeye layıksın" mesajlarıyla oluşur. Eğer ebeveynler, çocuğu her haliyle, her şart altında kabul etmezlerse, çocuğun dış dünyada sağlıklı ilişkiler kurması da zorlaşacaktır.
  • Ebeveynin çocuğa yüklemeye çalıştığı "mükemmel" imajı, bazen çocuğun kendi sosyal/arkadaş çevresinde de zorlanmasına neden olabilir. Çünkü çocuklar da yetişkinler gibi, kendilerinden daha iyi, hatta en iyi olan bir bireyle rekabet içinde olmaktan hoşlanmayabilirler. Böylece, bazen yalnızlık da "mükemmel" olmanın bir dezavantajına dönüşür.

Anne babaların sahip oldukları aşırı mükemmeliyetçi tavır, çocuğun kendiyle ilgili olan algısına doğrudan zarar verdiği gibi, onlarla olan ilişkisine de hasar verebilir ve kızgınlık duymasına neden olabilir. Konuşulmayan kızgınlıklar ise, biriktiğinde, daha büyük yaralar açar.

Mükemmeli isteyen ebeveynlik, dozunda seyrettiğinde, yararlı bile olabilir. Ancak aşırı mükemmeliyetçi tavır, sonunda "mükemmel" ama mutsuz, tatminsiz, yetersiz hisseden ve bununla baş etmekte zorlanan çocuklar yetişmesine neden olabilir.

Seçil Akaygün Cüntay

Uzman Psikolojik Danışman