Zekâ kavramı son yıllarda farklı yönlerden ele alınmaya başlanmıştır. İlk olarak sabit ve tek bir zekâ olduğu kuramı ortaya atılmış ancak son yıllarda geliştirilebilen ve farklı becerilerden oluşan çoklu zekâ teorisi kabul görmeye başlamıştır. Son araştırmalar zekânın kalıtımsal yönü kadar çevreden etkilenen yönü üzerinde de durmaya başlamışlardır. Yani bebeklikten hatta hamilelik döneminden itibaren zenginleştirilmiş ortamların zekâ gelişimine önemli etkisi olduğu belirtilmektedir.

Her çocuk zekâ potansiyeli ile doğar. İlk yıllarda anne-baba tarafından sağlanan uyaranlar ve çocuğun ilgi alanları bu potansiyelin gelişmesine yardımcı olur.

Bu nedenle anne-babalar ne yaparlarsa çocuklarının bilişsel gelişimlerini daha iyi destekleyebileceklerini merak etmektedirler. Çocukları için en iyiyi istemek ve en doğruyu yapmaya çalışmak anne-baba olmanın doğal bir sonucudur. Zeka gelişimi ise her anne-baba için öncelikli konulardan biridir.

Zekâ her ne kadar tek bir kavram gibi dursa da aslında farklı becerilerden oluşmaktadır. Dr. Howard Gardner tarafından oluşturulan çoklu zekâ kuramına göre 8 farklı zekâ bulunmaktadır; Dilsel, Mantıksal-Matematiksel, Görsel-Mekânsal, Bedensel-Kinestetik, Müzikal, Kişilerarası, Benlik ve Doğal Zekâ. Bu kuram ile çocukların farklı alanlarda sahip oldukları yetenekleri fark etmek ve geliştirmek mümkün olmaktadır.

Sayısal zekâ nedir? Neden önemlidir?

Eğitim sistemi içinde genel olarak ağırlık verilen zekâ alanları ise genel olarak dilsel ve matematiksel zekâdır. Çocukların akademik başarısının bu alanlardaki yetenekleri ile doğru orantılı olduğu düşünülür. Dilsel zekâ çocuğun dili kullanma becerisini, matematiksel zekâ(sayısal zekâ) ise sayıları, soyut kavramları anlama, neden sonuç ilişkisi kurma becerilerini kapsar.

Matematik ve sayısal beceriler genellikle anne-babalar ve çocuklar için endişe kaynağıdır. Sayılar, karışık işlemler, problemler, formüller matematik derslerini kâbusa çevirir. Ama matematiksel ya da sayısal zekâ sadece bu kavramlardan oluşmaz. Genel olarak iki temel beceri üzerinde durulabilir. İlki ilişkileri kavrama, akıl yürütme ve problem çözme yeteneğidir. Diğeri ise kuralları uygulama, çözümleme ve işlem yapma yeteneğidir. Yani "bütünleştirici" ve "ayrıştırıcı" yaklaşımın birlikte çalışmasını sağlamak önemlidir. Bütüne odaklanmak "ormanı" görmek anlamına gelirken ayrıştırıcı yaklaşım bütün içindeki ayrıntılara odaklanmak, "ağacı" fark etmektir. Her iki yaklaşımda problem çözme becerisi için gerekli olan becerilerdir. Bu problem ister bir matematik problemi olsun isterse günlük hayatta karşılaştığımız sosyal bir problem olsun.

Sayısal zekânın bireye kazandırdığı problem çözme becerisi, olayların genelini ve ayrıntılarını fark etme yetisi çocuğun hem okul başarısı hem de sosyal

hayatta başarısı için önemlidir. Sayısal zekâ sorunlara yaratıcı çözümler bulmak, tek doğru yanıta değil alternatif çözümlere odaklamak, tahmine izin vermek gibi becerilere odaklanır. Sayısal zekâyı geliştirmek için çocuklara sorunları tek doğru çözümleri olamayacağını, kuralların ve formüllerin önemli olduğu kadar yaratıcılığın ve denemelerin de önemli olduğunu gösteren yaklaşımlar kullanılmalıdır. Sayısal zekâ hata yapmanın normal hatta gerekli olduğunu, yeni stratejiler geliştirmenin hesap makinesinin yapabileceği tarzda hesaplamalar yapmaktan daha önemli olduğunu gösteren beceriler üzerine yoğunlaşır.

Çocuklarda sayısal zekânın geliştirilmesi için neler yapılmalıdır?

Sayısal zekânın geliştirilmesi için bebeklik döneminden itibaren anne-babanın çocuğa araştırma, deneyerek öğrenme becerilerini kullanabileceği ortamlar ve materyaller sunması önemlidir. Özellikle oyun ortamı çocukların bilişsel, dilsel, sosyal ve duygusal gelişimleri için en önemli araçtır. Oyun çocuklar için dünyayı keşfetmelerini ve yeni beceriler öğrenip geliştirmelerini sağlayan en etkin yoldur. Özellikle yaşamın ilk iki yıllında çocuklar ne kadar çok farklı uyaranla karşılaşırlarsa beyinde o kadar çok yeni bağlantılar kurulur. Farklı duyu organlarına yönelik deneyimler zekânın gelişimde önemlidir.

Merak ve araştırma aslında çocukların doğuştan getirdikleri ve dış dünyayı tanımak için ihtiyaç duydukları unsurladır. Her bebek dokunarak, tadarak, koklayarak, görerek, duyarak çevresini tanımaya başlar. Anne-babanın rolü ona araştırmalarını yapabileceği güvenli ortamı ve gerekli uyaranları sağlamak, rehberlik etmektir. Yaratıcılığını geliştirmesine yardımcı olmak, tek doğru yerine çocuğun farklı çözümleri (saçma görünseler bile) denemesine izin vermek, soru sorduğunda cevabı birlikte araştırmak, çocuğun kendi ilgi alanlarını keşfetmesine sağlayacak farklı deneyimler sunmak, farklı özellikleri olan oyuncaklar seçmek, hata yapmanın hayatın parçası olduğunu hatta gerekli olduğunu anlatmak anne-babanın üzerine düşen diğer rollerdir.

Ayrıca sayısal zekânın gelişimine yardımcı olmak için günlük hayatın içinde sayılar, stratejiler ve problemler üzerinde yoğunlaşmak okulda ezberlenen formül ve kurallardan daha etkili olacaktır. Örneğin çocuğunuzla birlikte alışverişe gitmek; fiyatları, miktar kavramını öğrenmek için etkili bir yoldur, marketlerin ürün kataloglarından belli bir para ile neler alınabileceğini hesaplamak, para üstü hesaplamak eğlenceli bir matematik oyunu olabilir. Yemek pişirmek sayısal becerilerin kullanılabileceği bir diğer alan olabilir; nicelik, ölçüm, bir problemin basamaklara bölmek ve yönergeleri doğru takip etmek gibi becerilerin gelişmesine olanak sağlar. Zaman kavramını geliştirmenin en etkili yolu günlük hayatta kamanı kullanmayı öğrenmektir. Günlük etkinlikleri zaman kavramı kullanarak tanımlamak çocuğun bu kavramlara alışmasını sağlar; "Sabah kahvaltısında sonra parka gideceğiz... Gibi" Ayrıca yapılacak etkinlikleri takvimi üzerine işaretleyerek gün, hafta, ay ve mevsim kavramlarını öğretmek çok daha kolay olacaktır. Bunların yanı sıra ev içinde yapılacak işleri sıraya dizmek, yönergeleri takip etmek, boş

zamanlarda sayısal becerileri kullanabileceği oyunlar yaratmak, planlar yapmak çocukların matematik alandaki becerilerini geliştirecek diğer etkinliklerdir.

Sayısal zekânın çocuğun sosyal hayatını ve okul başarısına sağlayacağı yararlar nelerdir?

Sayısal zekâ ya da matematiksel beceriler sadece sayısal işlemler ve matematik problemlerini çözmek ile ilgili beceriler demek değildir. Sayısal zekâ çocuğun karşılaştığı her problemi çözmesine yardımcı olacak, bağımsız bir birey olması için gerekli olan akıl yürütme, olayı analiz ve sentez etme, alternatif çözümler bulabilme becerilerini kapsayan alandır. Bu nedenle sayısal zekânın gelişmesi çocuğun sadece okul başarısı için değil günlük hayattaki başarısı içinde önemli bir etkendir. Sorunlarının çözümünü kendi bulan, farklı bakış açılarında durumu değerlendirebilen bir çocuğun kendine olan güveni gelişecektir.

Ayrıca eğitim sisteminin dilsel ve matematiksel alanlara ağırlık vermesi nedeniyle sayısal zekânın gelişmesi okul başarını olumlu etkileyecektir. Okul başarısı ise çocukların sosyal gelişiminde önemli bir yer tutmaktadır. Okul başarısı sadece yazılılardan yüksek not almak olarak değerlendirilmemelidir. Okula isteyerek gitmek, öğrenmeye ve araştırmaya hevesli olmak okulda öğrenilen bilgileri gerçek hayata transfer edebilmek gerçek anlamdaki okul başarısını gösterir. Bu nedenle anne-baba olarak karnedeki notları çocukların başarısını ve öğrenmesini değerlendiren tek kriter olarak kabul etmemek önemlidir. Her çocuğun bireysel olarak farklı özelliklere sahip olduğu unutulmamalıdır. Her bireyin güçlü ve zayıf yanları bulunmaktadır. Önemli olan bu alanları belirleyip güçlü alanları ortaya çıkarmasına ve zayıf alanların desteklenmesine yardımcı olmaktır.

Anne ve babalara bebeklik döneminden okul dönemi ve sonrasına kadar sayısal zekânın gelişimini sağlayacak öneriler.

Bebeklik dönemi:

  • Oyuncak seçerken farklı duyu alanlarına yönelik özellikleri olan oyuncakları seçin. Oyuncakları ya da etrafında bulunan nesneleri farklı şekillerde kullanmasına izin verin.
  • Araştırma yapmasını ve keşfetmesini sağlayacak düzenlemeler yapın. Güvenliğini sağladıktan sonra bebeğin etrafını kendi başına incelemesine ve denemeler yapmasına fırsat verin.
  • Hata yapmak öğrenmenin doğal bir sürecidir. Tabi ki önce güvenliğini sağlamak koşuluyla.
  • Onunla konuşun, kitap okuyun, resimleri incelemesine fırsat verin. İlgilendiği sürece etkinliğe devam etmesine izin verin ama zorla bir şey yaptırmaya çalışmayın. Öğrenmek için önce ilgilenmek ve merak etmek gerekir.
  • Yetişkinlere ait eşyalar ve yetişkinlerin yaptığı işler bebeklerin ilgisini çeker. Oğlunuzun mutfaktaki tencere ve tavalarla oynamasına izin verin o sadece gerçek dünyayı keşfetmeye çalışıyor.
  • Boyalar, oyun hamurları, su, kum, parmak boyaları algı ve öğrenme becerilerini gelişiminde önemli yer tutar. Bunlar için uygu yer ve ortam hazırlayarak çocuğunuzun deneyimlerini arttırmasına izim verin.

Okul öncesi dönem:

  • Sürekli sorulan neden sorusu onun olaylar arasında bağlantılar kurmaya çalıştığının göstergesidir. Sabırla cevaplama çalışın.
  • Sıraya koyma becerisini geliştirin. Oyuncakları, etraftaki eşyaları büyüklüklerine göre sıralamak, olayları sıralarına göre hatırlamayı ve anlatmayı gösterin. "Önce parka gideceğiz sonra anneanneyi ziyaret edeceğiz gibi..."
  • Kendi oyununu kurması için zaman tanıyın, sürekli müdahale eden herşeye karışan anne-baba olmak çocuğun yaratıcılık ve çözüm üretme becerilerini olumsuz etkiler.
  • Televizyon ve bilgisayar sizin yerinizi tutamaz, çocukların birebir paylaşım ile daha etkin öğrendikleri bilinmektedir.
  • Yuva seçerken farklı duyu alanlarını (görerek, dokunarak, işiterek...) geliştirmeye yönelik, aktif hareket ve araştırma için fırsat yaratan yerleri tercih edin.

Okul dönemi:

  • Doğru cevabı vermek yerine onun cevabı bulmasına veya araştırmasına yardımcı olacak sorular sorun.
  • Çocuklar için öğrenmenin ilk adımı her zaman somut deneyimdir. Matematik probleminin sonucunu ya da hangi işlemi yapması gerektiğini söylemek yerine problemdeki kavramları gerçek hayattan örnekler vererek açıklayın, böylece gerçek hayattaki olaylar ile teorik bilgi arasında ilişki kurmasına yardımcı olursunuz.
  • Yeni bilgiler öğrenirken unutmak doğaldır. Sabırlı olun, öğrenmenin pekişmesi için zaman ve tekrara gerek vardır.
  • Yaşıtlarıyla oyun oynaması için fırsatlar yaratın.
  • Sürekli çözüm yolları önermek yerine yaşına gelişim düzeyine uygun sorularla onu yönlendirin.
  • Beklentilerinizi gözden geçirin, yüksek beklentiler hem sizin hem de çocuğunuzun hayal kırıklığı yaşamasına neden olabilir.
  • Sonuca değil sürece odaklanın. Başarı sadece sonuçta değildir. Hangi yöntemin, ne şekilde kullanıldığı, harcanan çaba ve emek esas değerlendirilmesi gerekendir.

Ece Akın Bakanay

Uzman Psikolojik Danışman