Anne-babanın çocuklarına duydukları sevginin tarifini yapmak çok kolay olmasa da hem sevgilerini çocuklarına göstermenin hem de ifade etmenin birçok farklı yolu olduğu söylenebilir.

Anne-baba ve çocuk arasındaki duygusal bağ aslında doğumdan önce başlar.

Bebeğin dünyaya geldiği ilk andan itibaren anne-bebek arasında oluşan duygusal bağ hem anne hem bebek için çok önemlidir. Bu bağ sayesinde anne bebeğin temel ihtiyaçlarını karşılar, bebek ise anneye bağlanarak dış dünya ile ilgili ilk deneyimlerini geliştirir. Anne-bebek arasında hamilelik döneminde başlayan bu duygusal bağda babaların rolü bazen geri planda kalsa da koşulsuz sevgi ve kabulün olduğu bir aile ortamı için ailedeki tüm bireyler önemlidir.

Bebekler dünyaya ilk geldikleri andan itibaren tüm ihtiyaçlarının(beslenme, temizlik, huzur, sevgi vb.) karşılanması için anne-babalarına muhtaçtırlar. Gelişen becerileri sayesinde fiziksel ihtiyaçlarını kendileri karşılayabilir duruma geldiklerinde bile güven ve sevgi ihtiyaçları devam etmektedir.

Aslında çocuk yetiştirmenin en temel öğesi onlara anne-babaları tarafından koşulsuz sevildikleri ve kabul edildikleri duygusunu hissettirebilmektir. Çünkü çocuklar hem kendi benlik algılarını, kişiliklerini, özgüven duygusunu hem de dış dünya ile kuracakları ilişki biçimini anne-baba ile kurdukları bağ sayesinde şekillendirirler.

Anne-baba tarafından kabul edildiğini, koşulsuz olarak sevildiğini hisseden çocuklar kendilerinin değerli bir birey olduğunu, ne olursa olsun, ne yaparlarsa yapsınlar anne-baba tarafından sevileceklerini bilirler. Bu sayede kendine güvenen, dış dünya ile sağlıklı iletişim kurabilen bireyler olarak yetişirler.

Çocuklar sevgiyi hissetmek ister

Anne-baba tarafından gösterilen sevginin en önemli özelliği koşulsuz olmasıdır. Çocukları her durumda onlar için öncellikli ve özeldir. Ancak anne-baba her zaman sevgilerini çocuklarına gösteremeyebilirler. Örneğin küçük çocukları sevmek, onları kucaklamak, öpmek kabul edilebilir ancak çocuklar büyüdükçe anne-babalar sevgilerini daha üstü kapalı ve dolaylı yöntemlerle gösterir hale gelebilirler. Özellikle kardeşin doğumu ile birlikte diğer çocuk bir anda ağabey veya abla konumuna yerleşir ve artık küçük bir çocuk gibi ilgi gösterilmesine (Aaa, sen artık abla oldun ne işin var kucakta vb. ) ihtiyacı olmadığına karar verilir. Çocuklar kaç yaşında olurlarsa olsunlar anne-babaları tarafından sevildiklerini hissetmeye ihtiyaç duyarlar. Hem de sadece sözle değil davranışlar ile de bu sevginin gösterilmesini beklerler. Oysa bazen anne-babalar (daha çok babalar) açık bir şekilde sevgilerini göstermek yerine kendi içlerinde bu sevginin var olmasının çocuk için yeterli olduğunu düşünüler. Bazı ebeveynler çocukları "çok şımarmasın" diye sevgilerini göstermekten kaçınırken bazıları uygun yöntemi bulamadıkları için sevgilerini

açıkça ifade edemezler, bazıları ise nasıl olsa onu ne kadar sevdiğimizi biliyordur, bunu söylemeye ya da göstermeye ihtiyacımız yok diye düşünebilirler.

Ancak çocuklar hayatı aktif olarak, deneyerek, hissederek yaşarlar. Özellikle yaşamın ilk yıllarından itibaren hareket, sözcüklerin ve düşüncenin önünde gelir. Aktif deneyimler ile öğrenen çocuk ileriki yıllarda soyut düşünme becerisini geliştirecektir. Bebeklikten itibaren anne-baba sevgisini kucaklayarak, öperek, sarılarak, okşayarak gösterir. Bu şekilde çocuğun güvende hissetme, fark edilme, ilgi görme, önemsenme ihtiyaçları karşılanmış olur. Çocuklar anne-babalarının sevgisini fiziksel olarak hissetmeye ihtiyaç duyarlar. Soyut düşünme ve sözel ifade becerileri geliştiğinde bile sevgi sözcüklerinin anne-babanın davranışlarıyla da desteklemesi daha etkili olmaktadır. Biri tarafından kucaklanmak, sarılmak sevginin ve güven duygusunun en temel göstergesidir. Çocuk bu şekilde anne-babası tarafından kabul gördüğünü hisseder. Güvende ve sevilebilir olduğunu hissetmek için bir yaş sınırı yoktur çocuklar her yaşta bu ihtiyaç içindedirler, özellikle kriz zamanlarında(aile içindeki sorunlar, okulda yaşanılan problemler, arkadaş ilişkilerindeki sıkıntılar vb.) anne-baba tarafından sevildiğini hissetmek daha da önem kazanmaktadır.

Her anne-babanın tabi ki sevgisini göstermek için rahat hissedeceği farklı yolar olacaktır, aynı şekilde her çocuğun kendi kişilik özelliğine göre tercih edeceği farklı sevgi ifadeleri bulunabilir. Örneğin ergenlik döneminde gençler özellikle topluluk içinde anne-babaları tarafından öpülüp, okşanmaktan rahatsız olabilirler, bunu "çocukça" bulabilirler. Bu tip durumları doğru değerlendirmek, çocuğun kişiliğine ve isteklerine saygı göstermek önemlidir. Ancak ergenlik dönemindeki bu tip tepkiler anne-baba içinde zorlayıcı olabilir ve onları kızdırabilir. O zaman farkında olarak ya da olmadan "Demek benim onu öpmemi istemiyor, o zaman artık ona sevgimi göstermeme ihtiyacı yok" gibi yanlış çıkarımlar ile hareket eden anne-baba, çocukları ile aralarındaki iletişimin zarar görmesine neden olabilirler.

Çocukların tepkileri ne kadar faklı olursa olsun temelde anne-babanın sevgisini hissetmeye her zaman ihtiyaç duyarlar. Onları hayata bağlayan en temel ve sağlam güç anne-babanın sevgisidir.

Anne‐baba sevgisi

Hangi yaş döneminde olurlarsa olsunlar tüm çocuklar anne-babaları tarafından sevildiklerini açıkça hissetmek isterler. Çünkü bu şekilde kendini değerli, yeterli hissederek sağlıklı bir birey olabilirler.

Anne-babanın sevgilerini gösteremedikleri durumlarda bu çocuğun hayatında temel bir takım ihtiyaçların karşılanmaması anlamına gelmektedir. Daha öncede belirtildiği gibi sağlıklı bir birey olmanın temel koşulu temel güven duygusunun gelişimi ile mümkündür. Çocukların özgüven duyguları ve dış dünya ile ilgili değerleri anne-baba tarafından çocuğa iletilen açık ve gizli mesajlarla oluşur. Anne-babası tarafından davranışları kabul gören, ihtiyaçları karşılanan, sevildiğini hisseden bir çocuk kendisi hakkında iyi, sevilmeye değer, yeterli bir birey olduğu mesajını alacaktır. Bu şekilde özgüveni gelişerek dış dünyada uyumlu sosyal ilişkiler kurabilen, kendisine güvenen bir birey olacaktır. Hayatın ilk yıllarında pekiştirilen

ve desteklenen temel güven duygusu ileriki yıllarda yaşamın her alanında etkili olacaktır.

Anne-babanın sevgisini yeterince hissetmeden yetişen çocukların ileriki yıllarda diğer insanlarla yakınlaşmak, kendi sevgilerini ifade etmek, uygun sosyal ilişkiler kurmak gibi alanlarda zorluk yaşamaları doğal kabul edilebilir. Bebeklikten itibaren gelişim için en temel etkenin anne-baba tarafından sevilmek ve kabul edildiğini hissetmektir. Sevilmek tüm ihtiyaçlar içinde en temel, vazgeçilmez ve yeri doldurulmaz olandır. Bireyin bu ihtiyacı yeterince karşılanamadığında gerek psikolojik. Anne-babası tarafından yeterince sevilmediğini hisseden bir çocuk kendisinin sevilmeye değer biri olmadığını düşünebilir, ya da insanlar ile yakın ilişki kurmaktan kaçınabilir. Her iki durumda da birey olarak hayatı olumsuz etkilenecektir. Ailesi tarafından sevilmediğini düşünen bir çocuk arkadaşları ve hayatındaki diğer yetişkinler ile etkili iletişim kurmakta zorlanacaktır. Çünkü yaşamın ilk yıllarında itibaren anne-babasından gördüğü ve hissettiği duygular ve beceriler ile diğer insanlarla ilişki kuracaktır. Örneğin babası ile yakın ilişki kurmayan, onun tarafından takdir ve kabul edildiğini düşünmeyen bir erkek çocuk, karşılanmamış bu ihtiyaçların tatmini için farklı yöntemler (babasını kızdırarak onun ilgisini çekmeye çalışmak ya da babasından göremediğini düşündüğü ilgi ve onayı gösterebilecek başkalarında aramak gibi) deneyebilir.

Anne-baba olarak çocuklarına gerçekten hissettikleri sevgiyi rahat bir şekilde ifade edebilen ebeveynlerin her dönemde çocukları ile olumlu iletişim kurabildikleri, zor dönemlerde yaşanılan sorunlar ile aile olarak daha etkin bir şekilde baş edebildikleri görülmektedir. Anne-babası tarafından ihtiyaç duydukları sevgiyi görebilen çocukların genel olarak hem daha rahat sosyal ilişki kurabildikleri hem de daha güçlü bir öz güven duygusuna sahip oldukları fark edilmektedir.

Anne‐baba olarak sevginizi göstermenin yolları

Her şeyden önce sevgiyi göstermenin yaşı olmadığını sadece farklı yaş dönmelerinde farklı yöntemler ile sevginizi gösterebileceğinizi unutmayın.

Anne-baba tarafından gösterilen sevginin en önemli özelliği ya da farkı koşulsuz olmasıdır. Hiçbir anne-baba çocuğunu olduğundan daha akıllı, daha başarılı, daha uslu ya da daha sakin olduğu için sevmez. Anne-baba çocuğunu olduğu gibi, sadece kendi çocukları olduğu için sever, ama bazen çocuklarına bu mesajı tam olarak bu netlikte veremeyebilirler. Örneğin bizi çok üzüyorsun, artık seninle uğraşmaktan yorulduk gibi mesajların sıklıkla tekrar edildikleri durumlarda çocuğun kendisi hakkında olumlu bir benlik algısı geliştirmesi zorlaşabilir. Anne-baba çaresiz kaldıklarında sevgilerini istediklerinin yapılması için bir silah olarak kullanabilirler (örneğin cezalandırma yöntemi olarak çocukla küsmek gibi). Tüm bunlar maalesef anne-baba ve çocuk arasındaki iletişimi olumsuz olarak etkilemektedir.

Sevginizi göstermek için uygun zaman ve yeri beklemeyin içinizden geldiği gibi çocuğunuza sarılın, öpün, okşayın (ergenlik döneminde buna biraz daha dikkat etmeniz gerekebilir).

Sadece sözlü sevgi mesajlarını kullanmayın, çocuğunuza ayırdığınız 20 dakikalık özel ve kaliteli zaman ona olan gerçek sevginizi göstermenizin en etkili yolu olabilir.

Birlikte keyif aldığınız etkinlikler planlayın (maça gitmek, sohbet etmek, resim yapmak, yemek pişirmek, basket oynamak gibi).

Sık sık iyi yaptığı, çaba sarf ettiği durumlar ile ilgili olumlu geri bildirimler verin. Aferin sözcüklerini hak ettiğini düşündüğünüz her durumda söylemekten çekinmeyin (unutmayın önemli olan sadece sonuç değildir, o sonuca ulaşmak için harcanılan çabanın da takdir edilmesi gerekir).

Sevginizi koşulara bağlamayın. Uslu durmazsan küserim, sınıfını geçemezsen baban çok üzülür vb. cümleler sizin sevginizi sadece belli koşuları yerine getirirse sahip olabileceğine düşünmesine neden olacaktır. Oysa doğru olan sizin onu her durumda, ne olursa olsun sevdiğiniz ve her zaman seveceğinizdir. Bunu açık açık söylemekten kaçınmayın. Çocukları çok sevildiklerini bilmek şımartmaz. Aksine bundan güç alarak gelişirler. Ama tabi ki anne-baba olarak kural koymak, uygun davranışları ve sorumlulukları kazanmasını desteklemek önemli sadece sevgi ile disiplinin bir arada olabileceğini unutmayın.

Mutlaka sorunlar da yaşanacaktır, değiştirmesini istediğiniz davranışları ile ilgili yol gösterirken onun kişiliğini değil o davranışı kabul etmediğinizi açıklayın. (Sen çok dağınıksın yerine, odandaki giysilerin yerde durması beni rahatsız ediyor, onları dolaba asmanı istiyorum gibi açıklamaları deneyebilirsiniz). Olumlu durumlar kadar sorunlar hakkında da rahatça konuşmak çocukla ebeveyn arasındaki iletişimi güçlendirecektir.

Sevgiyi göstermek için oyuncaklar ya da yeni giysiler yeterli değildir. Çocuklar aslında anne-babalarından yeni oyuncaklar talep etseler de asıl ihtiyaç duydukları ve istedikleri birlikte oynayabildikleri, zaman geçirebildikleri ve iletişim kurabildikleri anne-babalardır.

Ece Akın Bakanay

Uzman Psikolojik Danışman