Çocuk sahibi olmak tüm aileyi etkileyen bir süreçtir. Uzun yıllar boyunca çocuğun gelişiminde öncelikli ve en büyük rolün annede olduğu vurgulanmış olsa da son yıllarda yapılan araştırmalarda babanın önemi ön plana çıkmaya başlamıştır.

Günümüzün değişen sosyal ve ekonomik koşulları ile birlikte babalık rolü de değişime uğramaktadır. Geçmiş yıllarda çocuk gelişimi hakkındaki teorilerde annenin önemi üzerinde durulmuş, babanın çocuğun hayatı üzerindeki etkileri arka planda bırakılmıştır. Günümüzde ise babaların çocuğun hayatındaki yeri ve önemi daha çok vurgulanmaya başlanmıştır.

Babalık rolü zaman içinde ve kültürler arasında değişiklik gösterse de baba olmak bir erkeğin hayatındaki en temel ve önemli rol olmaktadır.

Babalar ve hamilelik

Annelik gibi aslında babalık da hamlelik dönemi ile başlar. Hamilelik döneminde anne fiziksel ve duygusal olarak farklı süreçlerden geçerken aslında baba da farklı süreçlerden geçer.

Baba olmak hakkında hissedilen duygular, gösterilen tepkiler kişisel özellikler kadar bireyin geçmiş yaşantı deneyimlerinde de etkilenir. Bu nedenle baba olmak ile ilgili doğru olan ya da kabul edilen tek tip bir tepki yoktur aslında. Bazı babalar hamilelik döneminin ilk gününden itibaren eşlerine destek olup, onunla ilgilenirken, bazıları hamileliğin sadece eşinin sorunu ve sorumluluğu olduğunu düşünüp, ilgisiz kalarak, destek ve yardımcı olmamayı tercih edebilir. Ya da bazı baba adayları hamileliğe kendilerini tamamen kaptırarak tüm detayları araştırmaya, öğrenmeye çalışarak endişeli bir baba modeli olabilirler.

Annenin geçirdiği hormonsal, fiziksel ve duygusal değişim sürecinden babalar da etkilenir. Her şeyden önce eşlerindeki değişime uyum sağlamak zorunda kalırlar. Hamileliğin ilk dönemlerinde ani duygu değişimleri, artan fiziksel şikâyetler ile anne adayı için zor günler başlamış olur. Baba adayı ise bir yandan hem eşinin geçirdiği bu değişime uyum sağlamaya hem de kendi duygularını ve tepkilerini anlamaya çalışırlar. Babanın hamileliğin başından itibaren eşine destek olduğu, hamileliği olumlu bir süreç olarak algıladığı durumlarda hamilelik dönemi her iki ebeveyn adayı için rahat geçecektir.

Hamilelik döneminde babanın rolü sadece anneye destek olmak gibi görünse de aslında bu dönem baba için de bir hazırlık dönemidir. Anne adayının geçirdiği fiziksel ve hormonsal değişimler kadar güçlü bir değişim olmasa da baba adayları da değişiklikler yaşayabilir. Örneğin bu dönemde bazı babaların kilo almaya başladıkları, yorgunluk ve gerginlik hissettikleri belirtilmektedir. Bu gibi değişimleri nedenlerini açıklamak için farklı teoriler (babanın geçmiş yaşantılarının etkileri ya da çocuk sahibi olmanın getirdiği ekonomik ve sosyal baskıları gibi) ortaya atılsa da esas önemli olan hamileliğin anne ve baba adaylarının ikisini de etkilemesidir.

Bebek ile ilk temas

Doğum sırasında annenin yanında olmak ülkemizde henüz çok yaygınlaşmamış olsa da, artık doğum sadece annenin tek başına üstleneceği bir süreç olmaktan giderek uzaklaşmaktadır. Geçmiş yıllarda bebeğin doğumdan itibaren sadece anneye bağlandığı, anne ile iletişim kurduğu, ihtiyaçlarının karşılanması için sadece anneye gereksinim duyduğu vurgulanmaktaydı.

Ancak bebekler ilk günden itibaren anne ve babaya ihtiyaç duyarlar. Bebeği büyütürken anne-babanın birlikte yapacağı işler olduğu kadar birbirlerinin yerini tutamayacakları alanlar da vardır. Örneğin bebeğe biberonla her iki ebeveyn de besleyebilirler, ama anne "erkek modeli", baba ise "kadın modeli" yerini alamaz.

Doğal olarak hamilelik ile birlikte anne için duygusal ve hormonsal bir hazırlık ve değişim süreci başlamaktadır. Annenin, bebeğin bakımında öncellikli rol alması, bebeğin ihtiyaçlarını karşılayan birincil kişi olması anne-bebek arasındaki paylaşımı ve bağlılığı ön plana çıkarır. Babalar bu süreçte bazen kendilerini geri çektikleri için, bazen çevredekilerden onlara yer kalmadığı için anne ve bebekten uzak hissedebilirler.

Anneler hem içgüdüsel olarak hem de bebek ile daha fazla zaman geçirdikleri için bebeğin ihtiyaçları karşılamada daha becerikli görünürler. Doğumdan hemen sonra anne tüm ilgisi ve zamanını doğal olarak bebeğine yoğunlaştırır. Babalar bu süreçte fark edilmeden geri planda kalabilirler. Bunun bir nedeni bebek bakımı konusunda kendilerini yetersiz hissetmeleri olabilir. Bebek o kadar küçük ve narin görünmektedir ki onu nasıl tutacaklarını bilemezler. Diğer taraftan babalara bebek ile ilgilenmek için yer kalmadığı durumlar olabilir. Diğer aile üyeleri ve akrabaların anneye destek olmak ve bebeğe bakmak için evde olduğu zamanlarda baba ikinci planda kalabilir. Bu durumda baba sadece fiziksel düzenlemelerden (alışverişi yapmak, hastane işlemleri hal etmek gibi) sorumlu bir yardımcı gibi hissedebilir. Oysa baba olmanın keyfini ve ayrıcalığını hissetmek için onun da bebeği ile birlikte olmaya ihtiyacı vardır.

Değişen koşullara uyum

Bir bebeğin aileye katılması olağanüstü ve heyecan verici bir olay olsa da işler göründüğü kadar yolunda gitmeye bilir. Uykusuz geceler, gaz sancıları, değişen sosyal hayat... Doğumdan hemen sonra evin düzeni tam olarak değişir. Hamilelik döneminde eşler çocuklu hayata uyum sağlamak için temel hazırlıklar yapsalar da bebeğin aileye katılması ile anne-baba için yeni bir perde açılır. Bu dönemde hem anne hem de babanın tutum ve tepkileri farklılık gösterebilir. Özellikle bebek sahibi olmak ile ilgili düşünceler, anne - babalık rolüne hazır hissetmek, bebek ile ilgili tutumları büyük ölçüde belirler. Çünkü bebeğin dünyaya gelmesi ile birlikte sorumluluklar ve öncellikler değişmektedir. Anne-babanın bu değişime nasıl tepki vereceği ise, tam olarak kendi algıları ile ilgilidir. Hamileliğin ilk günlerinden

itibaren eşi ile süreci paylaşan, destekleyici tutum içinde olan babalar, bebek ile de daha rahat iletişim kuracaklardır.

Babalar bazı durumlarda anne-bebek arasındaki bağı olumsuz olarak yaşayabilirler. Kendilerini ikinci plana atılmış, önemsenmemiş hissedebilirler. Ya da bebek doğmadan önceki "rahat" hayat tarzını özleyebilirler. Bu duyguları hissetmek son derece doğaldır, ama asıl önemli olan bu duyguların farkında olmak ve bunları değerlendirebilmektir. Kendi babaları ile olan deneyimleri babalık rolüne bakışlarını önemli ölçüde etkileyebilir. Sonuç olarak hiç kimse ebeveynlik becerilerini bir okulda öğrenmiyor ya da doğuştan bu becerilere sahip olunmuyor. Kendi deneyimleri, kişilik özellikleri ve daha önemlisi deneme yanılma yöntemi ile ebeveynlik becerileri ortaya çıkıyor.

Babanın bebek ile kuracağı iletişimde; çocuk bakımında deneyimli olması, bebekleri sevmesi, bebeğin bakımında rol alması, eşler arasında uyumlu bir ilişki olması, baba olmak hakkında olumlu düşüncelere sahip olması gibi etkenler önemli yere sahiptir.

Baba olmak bir süreçtir. Bu süreçte iniş ve çıkışların yaşanması ise oldukça olağandır. Baba ile bebek ne kadar çok şey paylaşırsa aralarındaki iletişim ve bağ o kadar güçlü olacaktır. Bu iletişim başlatacak olan kişi ise öncelikle babadır. Süreç içinde çocuğu ile arasındaki paylaşımın güçlendiğini görmek babalık rolünün daha da güçlenmesine ve benimsenmesine yardımcı olacaktır.

Babalığı zorlaştıran hatalar

Babalık duygusunun annelik dürtüsünde farklı olduğu düşünülür. Oysa babaların birçoğu daha hamileliğin ilk günlerinden itibaren bebekleri iletişim kurmaya isteklidirler. Annelik rolüne verilen önem babaların biraz geri planda kalmasına neden olmuş olabilir. Anne-çocuk arasındaki ilişkinin ön plana çıkartılmasının farklı nedenleri vardır. Öncellikle doğum ve sonrasında bebeğin ihtiyaçlarının anne tarafından karşılanıyor olması anne-bebek arasındaki bağın en güçlü nedenidir. Ayrıca kültürel ve ekonomik etkenler de bu bağın pekişmesinde etkili olmuştur. Anneler evde çocuklarına bakarken, babalar işe gidip para kazanarak ailelerine bakma görevini yerine getirmişlerdir. Son yıllarda değişen ekonomik ve kültürel değerler ile birlikte babaların çocuğun gelişimindeki rolü daha çok dikkat çekmeye başlamıştır. Babaların da en az anneler kadar çocukları ile duygusal bağ kurup, onların ihtiyaçlarını karşılayabildikleri fark edilmiştir. Ancak babaların işini zorlaştıran en büyük hata çocukları ile iletişim kurmak için onların büyümelerini beklemeleridir. Çocuğun gelişiminde ilk altı yılın- özellikle de ilk 3 yılın önemi gün geçtikçe daha iyi anlaşılmaktadır. Bu nedenle babaların biraz daha büyüsün o zaman çocuğumla ilgilenirim gibi bir düşünceye sahip olmaları çok sağlıklı değildir. Çünkü çocuğun kişilik gelişimleriyle ilgili temeller doğumdan itibaren atılmaya başlar. Baba ile kurulan ilişki ise temel güven duygusu ve benlik algısı gelişimi için oldukça önemlidir. Babası ile bebekliğin ilk günlerinden itibaren iletişimde olan çocukların hem duygusal hem bilişsel hem de sosyal becerilerinin daha güçlü olduğu belirtilmektedir.

Çocuk ile paylaşımda bulunmak, duygusal bağı kurmak için bebeklik döneminden itibaren temelleri atmak gerekir. Çocuk 7 yaşına geldiğinde "hadi maça gidelim" dediğinizde ilişki kurmak için 7 koca yıl gecikmiş olabilirsiniz. Bebek ile ilişki kurmak ise ufak adımlar ile başlar; Gazını çıkarmak, mamasını yedirmek, ara sıra altını değiştirmek gibi. Ve bu adımları atarken acemilik çekmek doğaldır.

Babalığı zorlaştıran bir diğer hata bu noktada devreye girebilir. Bebek bakmak doğuştan getirdiğimiz bir yetenek değildir, bu nedenle ilk başlarda çok becerikli olmayı beklemek gerçekçi bir beklenti olmaz. Bazı durumlarda anneler ya da yakın akrabalar babaya çocuğun bakımında çok fazla fırsat vermeye bilirler. Anne kadar eli çabuk olamayan babanın, elinden biberonu alan sabırsız anne, babanın bu becerisini geliştirmesine ve daha da önemlisi bebeği ile kuracağı duygusal bağa farkında olmadan engel olabilir.

Annenin babalık rolü için eşini ne kadar desteklediği, bebek ile baba arasındaki bağın kurulması için birlikte zaman geçirmelerine fırsat tanıması önemlidir. Anneler günümüzde artık evin dışında daha fazla zaman geçirseler de çocuk bakmak yine de onlara ait bir alan olarak değerlendirilmekte. Erkeklerin çocuk bakımında geri planda kalmaları, yeterince iyi çocuk yetiştiremeyeceklerine dair önyargı halen devam etmesi babalığın öneminin fark edilmesine engel oluşturmaktadır. Babalık rolü denince en standart anlamda işe giden, para kazanan, işten yorgun dönen, çocuğu ile birlikte zaman geçiremeyecek kadar yorgun ve meşgul olan, çocuğun hayatında sadece otorite figürü olarak önemli olduğu düşünülen bir rol tanımı oldukça sınırlı ve önyargılıdır.

Babalarında fırsat verildiğinde en az anneler kadar çocuklarının bakımında rol alabildikleri, bebeklik döneminden itibaren duygusal bir bağ kurabildikleri bilinmektedir. Sadece bunun için annelere göre daha fazla pratik yapmaya ihtiyaç duyarlar. Bu nedenle annelerin ilk günden itibaren baba ile bebek arasındaki paylaşımı desteklemeleri, babalara şans vermeleri önemlidir. Tabi ki bu babayı zorlamak şeklinde bir tutum haline geldiğinde ailedeki kimse için yararlı olmayacaktır. Babalığın, çocuklar ilgilenmenin, duygusal yakınlık kurmanın erkekliğe uymadığını düşünmek babalık rolünün tanımını çok etkilemektedir. Bu nedenle hamilelik sürecinde itibaren eşlerin birbirlerini desteklemeleri, paylaşım içinde olmaları, duygularını ve endişelerini birbirleriyle paylaşabilmeleri hem annelik hem de babalık rolüne uyumu arttıracaktır.

Anne‐baba‐çocuk: yeni düzene alışmak

Her yeni doğan aile düzenini etkilese de, özellikle ilk çocuğun aileye katılması ile aile sistemi yeni form kazanır. Hem anne hem baba için evliliklerinin başından beri alışageldikleri düzen bebek ile değişir. Bu değişime hazır ve istekli olmak uyumu kolaylaştırsa da anne-baba olmanın sorumluluklarına alışmak, bebeğin bakımı için gerekli düzenlemeleri yerine getirmek, bir süre için alışılan eski sosyal hayattan vazgeçmek zorunda kalmak ilk günlerde aile içinde gerginliği arttırabilir. Anneler genellikle yeni gelen bebeğin ihtiyaçlarını karşılamaya odaklanmışken bu durum bazen babaların kendilerini 2. planda kalmış hissetmesine bazen de annenin bebek

ile ilgili tüm yükün kendi omuzlarındaymış gibi hissettikleri için yorulmalarına neden olabilir. Anneler genellikle bebeğin bakımı ile ilgili tüm sorumlulukları üzerlerine almaya duygusal ve toplumsal normlar nedeniyle oldukça hazırdır. Ama bu babaların ilgisizliği konusunda da hemen her anne şikâyet eder. Eşlerinden daha fazla destek ve anlayış beklentisi içindedirler. Bir taraftan babanın bebeğin bakımında rol almasını isterlerken diğer taraftan bunun nasıl başaracaklarını bilemeyebilirler. Ayrıca "iyi anne" olarak çocuğun tüm ihtiyaçlarını kendilerinin karşılaması gerektiğini düşünebilirler. Toplumsal beklentide yaygın olan düşünce annenin çocuğu ile ilgilenmesidir. Eğer çocuk ağladığında ilk olarak anne harekete geçmez ise bu durum "yeterince iyi anne" olamadıkları gibi bir mesaj verebilir endişesi yaşayabilirler. Bazen bu nedenle babalara çok fırsat veremezler, bazen de babalar aktif bir rol alma konusunda isteksiz olabilirler. Şu bir gerçektir ki çocuklar büyürken hem anne hem de babalarına ihtiyaç duyarlar. Bebeğin bakımında babanın rol alması anneyi rahatlatmak, ona destek olmak, anne-baba arasındaki ilişkiyi kuvvetlendirmek gibi yan etkilere sahip olsa da asıl olan baba ile bebek arasındaki bağın kurulması ve babanın çocuğun gelişiminde önemli bir rol oynamasıdır.

Annenin aşırı yorulması tükenmişlik duygusu tabi ki aile ortamındaki gerginliği ve huzursuzluğu arttıran bir etkendir. Babanın hem eşine destek olması ama daha çok bebeği ile arasındaki ilişkinin güçlenmesi için bebeğin bakımında rol alması önemlidir.

Babalara öneriler

  • Çocuğunuz ile ilişki kurmak için onun büyümesini beklemeyin. Doğumdan itibaren bebekler annelerine olduğu kadar babalarını da ihtiyaç duyarlar. En kısa zamanda bebeğinizle iletişim kurun.
  • Bebek ile ilişki kurmak için ilk adım bakımında rol almaktır. Bebeğin gazını çıkarmak, altını temizlemek, biberon ile karnını doyurmak, üstünü değiştirmek... Bebek ile ilgili tüm sorumluluklarda siz de rol alabilirsiniz.
  • Hamilelik döneminde eşinizle birlikte sürecin bir parçası olmak, hamilelik ve bebek gelişimi ile ilgili bilgi edinmek sizi sürecin bir parçası olduğunuzu hissettirecektir.
  • Bebekler çok küçük ve narin görünseler de ona zarar vereceğinizden korkarak onu kucağınıza almaktan çekinmeyin. Bebeği tutmak, kucağa almak pratik yaptıkça size daha kolay gelecektir. Bebeğinizle aranızda kurulacak bağda ten teması oldukça önemlidir.
  • Baba ile bebek arasındaki bağın oluşması ve gelişmesi için doğal olarak zamana gerek vardır. Birlikte olmak için fırsatları değerlendirin.
  • Bebekler çevredeki uyaranlar zenginleştikçe gelişimlerini devam ettirirler. Baba olarak farklı uyaranlar sunmak (spor yapmak, parka gitmek, kitap okumak, birlikte işe gitmek vb) çocuğunuzun duygusal, sosyal ve bilişsel gelişimi için en önemli yoldur.

Ece Akın Bakanay

Uzman Psikolojik Danışman