Hemen her anne-baba çocuklarını yetiştirirken, kendi çocukluk deneyimleri ile çocuklarınınkini karşılaştırır ve var olan değişimin nedenlerini anlamaya çalışır. Zamane çocukları daha mı akıllıdır, yoksa onlar mı çok şansız bir dönemde dünyaya gelmişlerdir, şimdiki çocukları memnun etmek neden bu kadar zordur...?

Bu sorunların tek bir cevabı yoktur aslında insanlık tarihinin ilk gününden bu güne kadar değişim her zaman hayatın içinde olmuştur. Çocukların gelişimi ve eğitiminde anne-baba tutumlarının giderek daha ön plana çıkmasıyla birlikte anne-babalık rolü de değişime uğramaktadır. Örneğin geçmiş yıllara kadar anne-babanın tartışılmaz otorite ve baskısı ile yetişen çocuklar, biraz da bu baskıya tepki olarak kendi çocuklarının sınırsız özgürlük tanıyarak yetiştirmişlerdir. Günümüzde ise iki aşırı ucun (otoriter ve pasif tutum) ortasında daha dengeli, tutarlı anne-baba tutumlarının çocuk gelişimdeki önemi üzerinde durulmaktadır.

Son yıllarda anne-babalık becerileri ve çocuk yetiştirme yöntemleri üzerine giderek daha fazla bilgi paylaşılsa da aslında pek çoğumuz anne-baba olmayı kendi anne-babalarımızdan öğrendiklerimize göre şekillendiriyoruz. Kimi anne-babalar kendi anne-babalarının tutumlarını örnek alırken kimileri kendi anne-babalarından farklı olmayı tercih edebiliyorlar. Günümüzde ise çocuk psikolojisi ve gelişimi üzerine artan bilgilerle birlikte anne-babalar çocuk yetiştirmek için sadece eski alışkanlıklar ile yetinmeyip, yeni yöntemler ile çocuklarını yetiştiriyorlar. Ama bazen bu değişimlere ayak uydurmak çok da kolay olmayabiliyor.

Çocuk merkezli aileler

Günümüzde değişen hayat koşullarının etkisiyle anne-babalık rolü ve çocuk yetiştirme yöntemleri farklılaşmaktadır. Geçmiş yıllarda babanın evin geçimini sağlayan annenin ise daha çok çocukların bakımı ve evin düzeninden sorumlu olduğu aile yapısı artık değişmektedir. Her iki ebeveynin çalıştığı (genellikle de yoğun olarak çalıştığı), çocuk ile geçirilecek zamanın azaldığı (artan okul saatleri ve sosyal etkinlik fırsatları ile) yeni aile düzeninde rollerin de farklılaştığı gözlemlenmektedir.

Değişen aile düzeninde anne kadar babanın da çocuğun yetiştirilmesinde etkin rol almaya başladığı, babanın tek otorite olarak kabul edildiği aile yapısından kararların ailece alındığı daha demokratik bir aile yapısına doğru bir değişim yaşandığı fark edilmektedir. Çocukların bu değişen aile düzenindeki rolü ise daha belirgindir. Anne-baba için çocuk ile geçirilen saatler kısıtlı olsa da aslında temel öncellik çocuğun eğitimi ve gelişimi için daha iyi fırsatlar yaratabilmektir. Geçmiş yıllardaki aile yapısının aksine çocuk ailenin merkezinde yer almaya başlamıştır.

Günümüzün anne-babaları çocuklarını yetiştirirken onların kendilerine güvenen, başarılı, mutlu bireyler olabilmeleri için alışılagelmiş geleneksel yöntemlerin yerine daha farklı yetiştirme yöntemleri kullanmaya başlamışlardır.

Özellikle geçmiş yıllarda alışıla gelen "otoriter" anne-babalık yöntemlerine karşılık olarak çocuklara daha çok özgürlük ve rahatlık sağlayan tutumlar tercih edilir hale gelmesiyle birlikte, çocuğun anne-babaya uymak zorunda olduğu aile yapısından, anne-babanın çocuğa uyum sağladığı bir aile yapısı yaygınlaşmaya başlamıştır.

Çocuğun ailenin merkezinde olduğu bu yeni aile yapısında, anne-babalar var olan tüm imkânlarını çocuklarının eğitimi ve en iyi şekilde yetişmesi için kullanmaya özen gösterirken, özgürlük ile sınırsızlık arasındaki ince çizgiye dikkat etmelidirler. Temel güven duygusunun sağlıklı olarak gelişmesi için çocuğa sunulan alternatifler kadar belirlenen kurallar da önem taşır. Çocuklar sadece net sınırların belirlendiği ortamlarda güvende hissedip, gelişebilirler. Çocukların anne-babalar tarafından belirlenmiş kurallara ihtiyaçları vardır.

Çocuk merkezli ailelerde anne-babaların en çok dikkat etmesi gereken noktalardan biri; aşırı korumacı anne-baba tutumu tuzağına düşerek, çocuğun becerilerinin gelişmesine engel olmaktır. Anne-baba çocuk için hayatı kolaylaştırmak (yemeğini yedirmek) ya da ortaya çıkabilecek sorunlardan çocuğu korumaya çalışırken (çantasını hazırlamak) çocuğun bir birey olması için kazanması gereken becerileri geciktirebilirler. Çocukların kendilerine güvenen, yeterli bireyler olabilmesi için doğumdan itibaren gelişen beceriler için pratik yapmaya ihtiyaçları vardır. Temel alışkanlıklar kritik dönemlerde kazandırılamaz ise bu becerilerin ilerleyen yıllarda kazanılması zorlaşır. Örneğin ilkokulun ilk yılları boyunca ödevlerini anne-babanın hatırlatması ve desteği ile yapmaya alışan bir çocuk 6. sınıfa geldiğinde artan okul sorumluluklarını yerine getirmekte zorlanabilir, daha da önemlisi çocuk daha küçükken yapılan yardımlar anne-baba için problem olmazken benzer yardımları gelecekte de bekleyen çocuk ile anne-baba arasında çatışma ve sonrasında disiplin problemleri yaşanabilir.

Arkadaş ebeveynler

Değişen aile yapısında dikkat çeken bir diğer kavram ise çocukları ile arkadaş olan ebeveynlerdir. Çocukları ile arkadaş olmaya çalışan ebeveynlerin aslında en büyük istekleri çocukları ile yakın bir iletişim kurabilmektir. Geçmiş yaşantılarında anne-babaları ile yakın bir ilişkinin özlemini çekerek büyümüş olan ebeveynler kendi çocukları ile daha yakın bir ilişki kurmak isteyebilirler. Anne-baba ve çocuk arasında uzak bir ilişkinin olduğu, çocuğun ebeveynleri ile paylaşımının çok az olduğu, anne-baba-çocuk arasında yakınlıktan çok korku ve çekinmenin baskın olduğu bir aile ortamının çocuğun gelişimdeki olumsuz etkileri bilinmektedir. Birçok ebeveyn artık çocukları ile daha yakın bir ilişki kurmak istemektedir.

Anne-babalar çocuklarının kendileri ile her şeyi rahatça paylaşmalarını, baskı endişesi yaşamadan özgürce istek ve duygularını ifade etmelerini, daha da önemlisi birlikte keyifli zaman geçirebilmelerini istemektedir.

Çocukları ile arkadaş gibi olmak için çaba gösteren anne-babaların dikkat etmesi gereken en önemli nokta ise anne-babalık rolünün arkadaşlık rolünün arkasında kalmamasıdır. Çünkü çocukların hayatları boyunca birçok arkadaşları olacaktır ama sahip olacağı bir tek anne-babaları vardır. Ve çocuklar hayatı, sorumlulukları, temel güveni anne-babalarından öğrenebilirler.

Çocuk ile anne-baba arasında sağlıklı ve yakın bir iletişimin olması gerçekten önemlidir. Çocuğun her zaman anne-babası tarafından anlaşıldığını ve kabul edildiğini hissetmesi kişilik gelişimini olumlu olarak etkileyen en önemli faktördür. Arkadaş gibi olmak ise bazen aradaki sınırların kaybolmasına neden olabilir. Çocuklar her ne kadar özgür olmak isteseler de anne-babanın rehberliğine ihtiyaç duyarlar.

Anne-baba ve çocuk arasındaki olumlu iletişimin sırrı çocuk ile birebir geçirilen zamanlarda onu gerçekten dinlediğinizi hissettirmek, koşulsuz olarak sevdiğinizi göstermek, yaptığı olumlu davranışları övmek (bazen yapılmaması gerekenleri söylemek yerine yapılması gerekenlere odaklanmak daha etkili olabilir), yaşına uygun sorumlulukları yerine getirmesini desteklemektir.

Tutarlı ebeveynler; kendine güvenen çocuklar

Çocuklar yaşamın ilk günlerinden itibaren anne-babadan aldıkları geribildirimler ile kişilik oluşumlarını tamamlarlar. Anne-babadan olumlu geri bildirimler alan, desteklendiğini hisseden çocuk başarılı ve yeterli bir birey olduğunu algılayarak yetişir, sıkça eleştirilen bir çocuk ise yeterince iyi olmadığı mesajını alır. Her iki durumda çocukların sahip olacakları özgüven farklı olacaktır. Doğal olarak her anne-baba çocuğunun kendine güvenen bir birey olarak yetişmesini ister. Ancak bunu sağlamak her zaman çok kolay olmaya bilir.

Güven gelişimini desteklemek için sadece çocuğun başarılarını fark etmek yeterli değildir hatta ondan daha önemli olan çocuğun çabasını fark etmek ve ödüllendirmektir. Çocuklar olumlu davranışlarından dolayı anne-baba tarafından ilgi gördükçe hem kendilerine olan güvenleri gelişir hem de istenilen davranışı sergilemeye devam ederler.

Güven ve yeterlilik duygusunun gelişimi için çocuğun seçim yapmasına fırsat vermek, duygularını ifade etmesine yardımcı olmak, kuralların nedenlerini ve sonuçlarını açıklamak ve onların kişiliklerine saygı duymak önemlidir. Burada anne-babalar için zor olan ne zaman çocuğun seçimlerine saygı duymak ile ne zaman gerekli sınırları ve kuralları uygulamak konusunda karar vermek olabilir. Çünkü çocuklar yaşamın ilk yıllarında gelişimsel olarak benmerkezcilik özelliğine

sahiptirler 3 yaşından itibaren sosyal benlikleri oluşmaya başlar. Erken çocukluk dönenimde her istediği yapılan bir çocuğun ilerleyen yıllarda kuraları öğrenmesi daha zor olacaktır. Bu nedenle ilk yıllardan itibaren anne-babanın yaşa ve gelişim dönemine uygun temel sınırları öğretmesi önemlidir. Aksi takdirde hayatın merkezi olmaya alışan bir çocuğun toplumsal hayata uyum sağlaması zorlaşabilir. Örneğin evde tüm istekleri karşılanan bir çocuk anaokuluna başladığında her istediğinin gerçekleşmediğini görünce hayal kırıklığı ve dış dünyaya karşı güvensizlik yaşayabilir, üstelik yaşıtlarıyla uygun ilişki kurmakta da sorun yaşama ihtimali artacaktır. Bu nedenle çocuğun özgüvenini geliştirmenin yolu sınırsız olarak her istediğinin yapılmasıyla değil tam tersi uygun sınırların öğretilmesi ile mümkün olur.

Anne-babaların çocukları için her şeyin en iyisini isterken düştükleri bir diğer tuzak ise mükemmeliyetçiliktir. Özellikle gelişen teknolojik ve sosyal imkânlar ile anne-babalar çocuklarının eğitimi için pek çok fırsatı değerlendirmek istemektedir. Bazen kendi çocukluklarında yapmak isteyip de yapamadıkları bir etkinliği çocuklarının öğrenmesini isteyerek bazen de çocuklarının istek ve kapasitelerini göze almadan yüksek beklentiler içine girerek farkında olmadan çocuk üzerinde bir baskı kurabilirler. Sosyal etkinliklerin çocukların gelişimindeki destekleyici rolü oldukça fazladır. Ama amaç ile aracı birbirine karıştırmamak önemlidir. Sosyal etkinlikler çocuğun keyif aldığı, kendini geliştirebileceği boş zaman etkinlikleridir. Eğer sosyal etkinlik kendi başına bir başarı kazanma platformuna dönerse ya da çocuğun her boş vakti bir sosyal etkinlikten diğerine koşuşturmaya dönüşürse o zaman olumlu etkilerden söz etmek zorlaşacaktır.

Günümüzde çocuklar artık yaşıtları ile sokakta oynama fırsatına çok fazla sahip olamadıkları içim hafta sonu etkinlikleri bu alandaki eksikliği de gidermektedir. Ama önemli olan çocuğun arkadaşları ile keyif aldığı bir etkinliğin yanı sıra anne-babası ile de baş başa keyifli zaman geçirmeye de fırsatının kalmasıdır.

Çocuk yetiştirme yöntemleri arasında en çok tartışılan bir diğer konu ise disiplindir. Kelime anlamı olarak olumsuz çağrışımları olsa da disiplin aslında çocuk yetiştirmenin bir parçasıdır. Çünkü disiplin demek kişinin kendi davranışlarının sonuçlarını değerlendirmesi, başkalarına saygı göstermesi ve sorumluluklarını yerine getirmesidir. Disiplin yöntemleri içinde zor kullanmak çocukta kızgınlık ve zor kullanma davranışını pekiştirdiği için disiplin yöntemi olarak anne-babanın sabırla ve sevgi ile kuralları belirlemesi ve tutarlılıkla bu kuralları uygulaması daha etkili olacaktır. Anne-babalık becerileri arasında belki de en zor olan tutarlılıktır. Ama bir o kadar da önemlidir. Bu şekilde çocuklar istenilen olumlu davranışı sergilemeyi öğrenirler. Kurallar ve sorumluluklar kendine güvenen bir birey olmanın temelini oluşturur. Bu nedenle yaşamın ilk yıllarından itibaren yaşa ve gelişim dönemine uygun sorumluluklar verilmesi ve bu davranışların pekiştirilmesi önemlidir.

Yaşa uygun sorumluluklar

Çocuğunuz kaç yaşında olursa olsun, yapabileceği yaşına uygun sorumluluklar bulunabilir. Önemli olan çocuğun becerileri dâhilinde sorumlulukları ondan beklemek ve bu sorumlulukları yerine getirmesi için onu desteklemektir.

Sorumluluk kazandırırken anne-babanın birlikte karar vermesi ve rol alması hem çocuklara model olmak açısından hem de cinsel kimliğin de sağlıklı gelişimini destelemek açısından yararlı olacaktır. Kazandırılması gereken temel sorumluluklar (oyuncaklarını toplamak, ödevini yapmak gibi) erkek ve kız çocuklar için farklılık göstermeyebilir. Ama özellikle babanın sorumluluk kazandırma sürecinde model olması erkek çocuk için önemlidir.

2 - 3 Yaş: Bu yaş grubundaki çocuklar basit giyecekleri (yelek gibi) biraz destekle kendi başlarına giymeyi öğrenebilirler.

Çatal kaşık kullanmak için kas gelişimleri yavaş yavaş yeterli düzeye geldiğinden biraz acemici de olsa çatal kaşık kullanabilirler.

Çatal kaşık kullanmakta olduğu gibi bardaktan su içme denemeleri de bu yaşta gözlemlenebilir.

Bu alanların tümünde önemli olan çocuğun ileriki yaşlarda bu becerileri geliştirip kullanabilmesi için mümkün olduğunca fazla pratik yapmasına olanak vermektir. Yemeğini biraz dökerek yediği için annesi tarafından yedirilen bir çocuğun çatal kaşık kullanma becerileri, yemeği kendi başına yemeği denemesine fırsat verilen çocuğa göre daha yavaş gelişecektir.

3 - 4 Yaş: Bu yaşlarda çocuklar basit ev işlerinde yardımcı olabilirler. Örneğin kendi oyuncaklarını sepetine yerleştirebilir.

Öz bakım becerilerini kendi başına yapmak için ilk adımı atabilirler; diş fırçalamak, elini yüzünü yıkamak gibi. Tabi bu becerileri anne babayı birebir gözlemleyerek ve onların desteği ile deneyerek geliştireceklerdir.

Ayrıca bu yaşta ayakkabılarını giyebilirler. Ama bağcıkları bağlamak için hala yardıma ihtiyaçları vardır.

4 - 5 Yaş: Önceki yaş gruplarında gözlemlenen becerilerin yanı sıra bu yaştaki çocuklar eşyalarını toplayıp, ufak tefek işlerde yardım edebililer ayrıca çatal, kaşık ve

bıçak kullanma becerileri tam olarak geliştiğinden sofra kurallarına uygun şekilde yemek yiyebilirler.

Bu yaştaki çocuğunuzdan odasındaki oyuncakları toplamasını, kendi başına elini yüzünü yıkamasını, yemeğini yemesini, masa hazırlanırken bir şeyleri (tuzluk gibi) götürmesini bekleyebilirsiniz.

5 - 6 Yaş: okul öncesi dönemden okul dönemine geçiş yapan bu yaş çocukları artık yavaş yavaş kendi ayakları üzerinde durmaya başlamışlardır. Yuva ve ana hazırlık sınıfı derken ilkokul birinci sınıfa başlayan çocukların dünyasında artık sadece ailesi yoktur. Dış dünyaya ait beceri ve sorumlulukları kazanmaya hazır duruma gelmişlerdir.

Artık kendi başlarına giyinip soyuna bilirler. Belki hala bu becerileri anne babanın beklediği kadar çabuk değildir. Ama hızlanmaları için kendi başlarına giyinmeye devam etmeleri gerekir. Eğer anne baba sabredemeyip bu seferde "ben giydireyim" derse o zaman bu becerinin gelişmesi gecikecektir. Ayrıca eğer bir yere geç kalınması söz konusu ise çocuğun hazırlaması için yeterli zaman verildikten sonra geç kalmanın sonucunu çocuğun yaşaması da sorumluluk duygusunun gelişmesi için önemlidir.

Ev işlerinde yardım edebilirler. Bu yaş grubundaki çocuklar kendi ile ilgili sorumlukların yanı sıra tüm aileyi ilgilendiren sorumlukları da yerine getirebilirler.

7 - 12 Yaş: Bu yaş döneminde artık okul çocuğun hayatında çok önemli bir yere sahiptir. Dolayısıyla sorumlulukların çoğu da okul ile ilgilidir. Ödev yapmak, okul eşyalarına sahip olmak, gerekli materyalleri unutmamak, okul ve sınıf kurallarına uymak gibi. Tabi ki evdeki sorumluluklar da devam etmektedir; çalışma masalarını düzenlemek, odalarını toplamak, giysilerini dolaba yerleştirmek gibi.

12 - 16 Yaş: Ergenlik dönemi sorumluluklar açısından zor bir dönemdir. Çünkü çocuğunuz artık kendi kişiliğini arayan anne babanın kuralları yerine alternatif kurallar arayan bir genç olmuştur. Kendi ayakları üzerinde durmak, özgürlüğünü ilan etmek en önemli hedef haline gelmiştir. Bu nedenle özgürlüğün aslında bir sorumluluklar bütünü olduğunu anlamalarına yardım etmek anne babalara düşen en önemli görevdir. Bu dönem ortaya çıkan davranış ve disiplin sorunların anne baba, çocuk arasındaki iletişimi ve duygusal bağı güçlendirerek üstesinden gelmek gerekecektir. Bu dönemde verilen sorumluluklarda ergenin bir birey olarak saygı duyduğunuz ve ona güvendiğiniz mesajlarının ağırlık kazanması önemlidir.

Çocukların yaşlarına ve gelişim dönemlerine uygun sorumlulukları yerine getirmesi onların kişilik gelişimini desteklediği kadar sağlıklı ve işlevsel bir aile hayatının göstergesidir. Aile olmak hayatı paylaşmayı getirir, çocuklarının öncelikle aile yaşantısının bir parçası olmasını sağlayan anne-babalar daha sonrasında onları

sosyal hayat içinde hazırlamış olurlar. Anne-babalar çocuklarını her durum ve her koşulda kabul ederler, ancak dış dünyanın beklentilerini sağlıklı bir şekilde gerçekleştirebilmek için ev bir prova alanıdır. Gelecekte nasıl bireyler olacakları ise büyük ölçüde evde prova ederek kazanacakları beceriler ile yakından ilişkilidir.

Ece Akın Bakanay

Uzman Psikolojik Danışman