Soğuk savaş deyince ortaokul yıllarımda milli güvenlik derslerimde öğretilen bazı askeri bilgilerin tortularını hatırlıyorum. Bir de danışan ailelere "Çocuğunuza ceza verir misiniz? Ne gibi cezalar kullanırsınız?" dediğimde, "Küsüyorum" diyen anneleri.

Küsmek herhalde bir annenin keşfettiği ve sonra bu mucizevî buluşu, diğer annelere de haber verdiği bir iksir. Çünkü bu hem çok sık duyduğum bir yöntem hem de çoğu annenin dediği gibi "işe yarıyor ama...". E yarar, çünkü hiçbir çocuk annesinin kendinden uzaklaşma ihtimaline katlanamaz!! Zaten annelerin işe yarıyor dedikleri durumlar da çocuğun bu duygusal püskürtmeden oldukça etkilenerek, problem davranışlarını bıçak gibi kesmeleri demek. Yani öyle yaşamsal bir tehdit alıyorsunuz ki, bir çocuk olarak gözünüz, ne playstationı daha fazla oynamak için ek zaman, ne hamburger görüyor. Tek isteğiniz, annenizin size geri dönmesi.

Anneler tarafından uygulanan bu soğuk savaş stratejisi aslında iletişim kanallarını tamamen kapatan, daha doğrusu annenin veya uygulayan ebeveynin sorun çözme becerilerini denemek yerine, kestirmeden olayı kendi tarafına bağlaması anlamına geliyor.

Sorun üzerine konuşmak, karşılıklı olarak o sorun olan durumun iki tarafa da ne hissettirdiğini, bu hislerden dolayı aslında ne yapmak istediklerini paylaşmak, davranışsal problemlerde ise, davranışın sonucunun ne olduğu hakkında fikir sahibi olmalarını sağlayacak yaptırımlar uygulamak, iletişim kurmanın en esaslı yolu.

Küsme dışında kalan diğer soğuk savaş stratejileri ise, "küstüğünü" beyan etmeden, surat asma, konuşmama, uzaklaşma, görmezden gelme. Tüm bunları arka arkaya sıralayınca da görülüyor ki, demin yazdığım gibi, sorun çözme pratiği yapılamıyor çünkü "küsen" taraf, sorunu ve sorun çıkaran kişiyi görmüyor, reddediyor, inkâr ediyor. İnkâr ettiğinizle yüzleşmeniz zaman alır, e küsünce biraz daha çabuk oluyor beyaz bayrağı teslim almak...

Küsmek, maalesef alışılması çok kolay, uygulaması çok kolay - özel işareti bile olan, çocukluğumuzdan beri bildiğimiz- bir eylem. O yüzden de kullanımının pratikliğine alışmanız an meselesi. İşe şuradan başlayın; küsmek yerine, "küstüğünüzü" beyan etmeden, yani adına bir etiket koymadan sessiz kalın, mümkünse de somurtmayın, nötr bir ifade takının. Bunun ardından ise, "Şu anda sinirliyim, konuşmak istemiyorum, bunu daha sonra "konuşalım"ı kullanın. Eh artık 3. seferde, gerekli iletişim becerilerini kullanmasanız bile, çocuğunuzu annenin "küsme=reddedilme=terk edilme" kâbusundan korumuş olursunuz. Çünkü sessiz kalmak, mola almaktır, molalar gereklidir.

Siz hiç basket maçlarında mola verildiğinde maçı bırakıp giden sporcu gördünüz mü?

Molaların geri gelişi vardır.

Biz de bunu bilir paşa paşa dönmelerini bekleriz, maç bitti diye korkmayız.

Seçil Akaygün Cüntay

Uzman Psikolojik Danışman