Ergenlik dönemini en temelde çocukluktan yetişkin hayatına geçiş-değişim dönemi olarak tanımlanabilir. İnsan hayatı geçişlerden oluşur. Bebeklikten çocukluğa geçmek, ilkokula-liseye geçmek, yeni bir eve- işe geçmek, evlenmek-aile hayatına geçmek... Değişimlere uyum sağlamak alışmak genellikle zordur. Ergenlik döneminin de birçok değişimin gerçekleştiği bir süreç olduğu düşünülürse, yaşanılan zorluklar daha iyi anlaşılabilir.

Ergenlik dönemindeki değişimler

İnsan hayatındaki en hızlı büyüme ve gelişim dönemleri doğum öncesi, doğumdan sonraki ilk yıllar ve ergenlik dönemidir. Bir anda hızlanan ve oransız olarak ortaya çıkan büyümeye ergenin uyum sağlaması zor olabilir. Bu dönemde sakarlıklara sık rastlanabilir. Ayrıca hızla değişen fiziksel görünüm benlik algısını da etkileyebilir. Ergenlik dönemi hem fiziksel görünüş ve beden imajının çok önem kazandığı hem de hormonlardaki değişimler nedeniyle çeşitli sıkıntıların (sivilceler, kilo almak- alamamak gibi) yaşandığı bir süreçtir. Bu dönemde ergen çevresi tarafından beğenilmek, ilgi görmek ister ama bir taraftan da kendini oldukça "çirkin", "yetersiz" algılayabilir. Özellikle yaşıtlarına göre daha erken ve daha geç olgunlaşan ergenler bu dönemde sorun yaşayabilirler.

Fiziksel değişimler ergenliğin en belirgin özelliğidir ama ergenlik döneminde sadece hormonlar değişmez, duygular ve düşünceler de değişim halindedirler. Bir ergen için vücudundaki değişimleri anlamak ve uyum sağlamak zaten yeterince zorken buna bir de kimlik gelişimi ile ilgili kaygıları eklenir. Anne-baba güvencesi altında geçen çocukluk dönemi sona ermektedir. Ergen bir taraftan bağımsızlaşmayı, birey olmayı kendine yetmeyi sabırsızlıkla isterken bir taraftan da sınırlarını bilmediği bu yenidünyayı keşfetmekten, yalnız kalmaktan, başkaları tarafından anlaşılamamaktan dolayı tedirginlik yaşayabilir.

Özellikle ergenliğin ilk yılları (12-14 yaş) çatışmanın kaçınılmaz olduğu yıllardır. Kişisel farklılıklar olmakla birlikte bu dönem fiziksel değişimin en hızlı olduğu dönemdir. Hormonlardaki değişimler hem biyolojik büyümeyi hem de duygusal tepkileri yoğun olarak etkilemektedir. Bu dönemde ergenler duygularını kontrol (öfke patlamaları gibi) etmekte zorlanabilirler, duygu durumlarında ani değişimler (bir an oldukça keyifli iken bir süre sonra odasına kapanabilir) görülebilir, eleştiriye karşı oldukça duyarlı olabilirler ve oldukça hassas ve kırılgan bir benlik algıları vardır.

Ergenlik döneminin en zorlu tarafı belki de fiziksel olarak yetişkin bir bireyin özelliklerine sahip görünürken duygusal ve bilişsel olarak gelişimin bu kadar hızlı

olmamasıdır. Ergenlik dönemi ile birlikte düşünme ve problem çözme becerilerinin de gelişmesi beklenir. Çocukluk döneminde düşünce sistemi somut olanla ilgilenir. Örneğin nesneleri gruplarken çocuklar ilk olarak renklerine ya da şekillerine göre gruplamayı tercih ederler, ama ergenlik dönemi ile birlikte soyut düşünme becerisinin gelişmesi ile olayların farklı yönlerini de değerlendirmeye başlarlar. Ama bu beceri tabi ki bir anda kazanılmaz, özellikle ergenliğin ilk yıllarında çocukluk dönemine ait düşünme mekanizmaları hala kullanılmaktadır. Bu nedenle anne-babanın aklı karışabilir. Karşılarında kocaman bir delikanlı durmaktadır ama davranışları ve tepkileri çocukçadır.

Ergenlik dönemindeki değişim alanlarından bir diğeri ise sosyalleşme sürecidir. Ergenlik döneminde bir gruba ait olma, beğenilme, ilgi görme ihtiyacı oldukça fazladır. Arkadaşlar ile olan paylaşımın kalitesi ve içeriği çocukluk dönemine göre farklılaşmaya başlar. Ortak ilgi alanları, değerler, duygusal paylaşım önem kazanır. Arkadaş ilişkileri ergenin hayatında birçok farklı rol oynar. Her şeyden önce ergenler arkadaş grupları sayesinde yetişkin hayatı için gerekli olan sosyal becerileri öğrenme ve geliştirme fırsatı yakalarlar. Bu sosyal becerilerin içinde çatışma ile baş etmek, problem çözmek, empati kurmak, yardımlaşmak ve destek olmak sayılabilir. Ergenler arkadaş grupları sayesinde bireyselleşme ve kişiliklerini geliştirme şansı bulurlar. Arkadaş grubundaki tepkilere göre davranışlarının sonucunu anlamaya, dış çevre tarafından nasıl algılandıklarını fark etmeye başlarlar. Bu geri bildirimler tabi ki anne-baba tarafından da verilir. Ama ergen zaten anne-babadan bağımsızlaşma yetisini kazanmaya çalıştığından ebeveynlerden gelen geri bildirimleri kabul etmekte zorlanır. Arkadaşlar anne-baba ya da diğer yetişkinler ile yaşanılan çatışmalarda destek alınan önemli bir güçtür. Ancak bireyselleşme yolunda anne-babadan ayrılırken ergen arkadaş grubunun baskısı ya da etkisi altında kalabilir. Kişilik gelişimde önemli olan nokta ergenin bireysel özelliklerinin farkına varması ve sağlıklı olarak grup etkisinden kurtulması ile gerçekleşir. Arkadaş grubunun bir parçası olmak ile arkadaş grubunun etkisi altında kalmak farklı şeylerdir ve bir ergenin birey olma yolunda başarması gereken en zorlu süreçtir.

Ergenlikte çatışma

Ergen bu kadar çok değişimden geçerken aslında ergen anne-babası da değişimden geçer, geçmek zorunda kalır. Çatışma hayatın her alanında olan ve olması da gereken aslında sağlık bir süreçtir. Burada önemli olan bireylerin çatışmalar ile nasıl baş ettikleridir. Ergenlik döneminde hızlı büyüme ve değişim ergenin duygularını, davranışlarını kontrol etmesini zorlaştırabilir. Çocukluk ve yetişkinlik arasında kalmışlık hem anne-babanın hem de ergenin tepkilerini, sorunlar ile baş etme becerilerini farklılaştırır. Anne-baba bir taraftan büyüyen çocuklarının daha olgun, daha sorumluluk sahibi davranmasını beklerken, bir taraftan da eskiden olduğu gibi, alıştıkları gibi çocuklarının sözlerinden çıkmamasını isterler. Ergen ise bir yandan daha çok özgürlük ve bağımsızlık isterken bir yandan da davranışlarının

sorumluluğunu almayı erteleyebilir. Anne-baba ve ergen arasındaki çatışmalar temelde bu ikilemlerden kaynaklanır.

Otoriteye karşı gelme, söz dinlememe, eleştirilmeye karşı hassalık, beğenmeme ve eleştirme ergenlik döneminin tipik tepkileri gibidir. Ergen bu yollar ile anne-babasından farklı bir birey olduğunu kanıtlamaya, kendi yeterliliğini göstermeye çalışır. Bir yandan da yalnız kalmaktan, hata yapmaktan korkar, anne-babanın ona rehberlik etmesine içten içe ihtiyaç duyar.

Anne-baba ise bir anda duygu durumu değişen, kendilerini eleştiren, sorumluluklar konusunda umursamaz davranan ve en önemlisi otoritelerini ve kurallarını sorgulayan çocukları ile baş etmekte zorlanabilirler. Çünkü bu durum öncekilerden farklıdır, alışılagelmiş anne-baba-çocuk senaryosu atık geçerliliğini kaybetmeye başlamıştır. Eğer anne-baba çocukluk döneminde kullandıkları yöntemleri kullanmaya devam ederlerse ergen ile aile arasındaki çatışma artabilir. Çünkü ergenin tam da kurtulmak istediği, kanıtlamak istediği şey artık çocuk olmadığıdır. Ergen yeni taleplerde bulunmaya başlar, artık daha çok arkadaşları ile zaman geçirmek, istediği yere gitmek, istediği zaman dönmek, istediği gibi giyinmek, istediği müziği dinlemek için taleplerde bulunur. Anne-baba bu talepler karşısında nasıl tepki vereceğini şaşırabilir. Kimi sınırları gevşeterek ergenin istediklerini yapmasının en iyi yol olduğunu düşünür, böylece çatışma azalacaktır; kimi anne babalar ise isteklerin karşısına katı kuralları koyarlar, ergenin hayatını kontrol altına alarak ona zarar gelmesine engel olmaya çalışırlar. Aslında bu iki senaryonun ortasında yer almak, hem ergeni hak ve sorumluluklar konusunda sınırlar koyarak desteklemek, hem de kişiliğini geliştirmesi, kendini ifade etmesi için ona fırsatlar vermek en ideal çözümdür.

Ergen ile ailesinin temel çatışma konusu hak ve sorumluluklar alanında yaşanmaktadır. Bunun yanı sıra arkadaş ilişkileri, okul başarısı, öfke patlamaları hak ve sorumluluklar etrafında şekillenen diğer çatışma alanları olabilmektedir. Arkadaş ilişkilerinin ergen için anlamı ve önemi büyüktür. Anne-babalar ise kimi zaman çocuklarının kendilerinden uzaklaşıyor olmasına üzülerek kimi zamanda arkadaşların olumsuz etkileri olabileceğinden endişelenerek ergenin arkadaş ilişkilerini kontrol altına almaya çalışabilir. Ergenin arkadaşlarını tanımak iyi bir fikirdir, ama onaylanmayan arkadaşlara yasak koymak genelde tam tersi sonuçlar ortaya çıkabilir. Anne-babasındansa arkadaşlarının fikirlerine daha çok önem veren ergen anne-baba katı yasaklar koyduğunda arkadaş grubunun daha fazla etkisi altında kalabilir. Ergenler anne-babalarının onlara güvenmesini isterler. Bu nedenle anne-baba olarak ergenin davranışlarını eleştirmek yerine güven ilişkisi kurmak, olumlu tarafları desteklemek, çatışma alanlarını azaltabilir.

Ergenler haklara sahip olmak isterler ama özgür olmak hayatta her istediğini yapmak değildir. Özgürlükler sorumluluk ile desteklendiğinde anlam kazanır. Her

ne kadar ergenler kurallardan nefret eder görünseler de aslında kurallar güven verir. Bu nedenle anne-babanın kural koymadığı, ergeni sınırlamadığı durumlarda psikolojik ve sosyal gelişim bundan olumsuz etkilenebilmektedir. Kuralları esnetmek, azaltmak, değiştirmek gerekebilir ama kurallar mutlaka olmalıdır. Kurallar olmadığında iyiyi ve doğruyu öğrenmek, kişisel değerleri geliştirmek zorlaşır.

Ergenlik dönemi kendi içinde belirsizliklerin ve hızlı değişimlerin olduğu bir dönemdir, ergen bu değişimler içinde kaygı duyar, güvensiz hisseder. Kurallar ve sorumluluklar bu noktada devreye girer. Ergen hayatı ile ilgili sorumlulukları alabildiğini gördükçe kendine yeten bir birey olma yolunda ilerleyebilir. Yoksa amaçsız ve ümitsiz biri olarak hayatını kontrol altına almakta zorlanabilir.

Anne-babalığın en zorlu sınavı ise ergenlik döneminde hak ve sorumluluklar arasındaki dengeyi kurmaktır. Anne-baba doğal olarak alıştığı, bildiği kuralları devam ettirmek isteye bilir. Oysa ergenin becerileri gelişmektedir. Bu nedenle yeni kurallara, haklara ve sorumluluklara ihtiyaç duyar. Anne-baba çocukluk dönemindeki tutumlarına devam ederlerse iki sonuç çıkabilir, bir her şeye itiraz eden, uyumsuz, asi bir ergen ya da büyümeyi erteleyen, becerileri gelişmeyen bir ergen...

Bazen anne-babalar ergenlik döneminin hassas bir dönem olduğunu anladıkları için bazen de ergenin öfke ve tepkisinden uzaklaşmak için bu dönemde kuralları tamamen ortadan kaldırırlar. Böyle bir durumda ise sanılanın aksine ergen daha mutsuz ve hırçın olur.

Ergenlik döneminde otoriter olmaktan çok demokratik olmanın aile içindeki çatışmaları azalttığı bilinmektedir. Katı kurallar, değişmeyen sınırlar ergenin asi tutumu, anne-babadan uzaklaşması ile sonuçlanabilir. Ergeni tehlikelerden korumak için karşısında değil yanında olmak gerekir. Arkadaşları ile sinemaya gitmek isteyen ergeni birkaç kez engelleyebilirsiniz ama sonunda ne yapıp edip (yalan söyleyerek ya da evden izinsiz çıkarak) arkadaşları ile istediği yere gidecektir. Sonrasında ise ev içinde tansiyon iyice artarak ilişkiler zarar görme noktasına gelecektir. Bunun yerine sizin belirlediğiniz sınırlar içerisinde arkadaşları ile sinemaya gitmesine izin vermek, bu sınırlara uyduğunda daha fazla haklar elde edebildiğini görmek ergenin sorumluluk ve güven duygusunu geliştirecektir. Ergenler kişiliklerini ve kimliklerini ortaya koymak isterler, anne-baba bunun için uygun ortam sağladığında ilişkilerin yıpranmasına gerek kalmamış olur. Ergenin kavgası çoğu zaman anne-babasıyla gibi görünse de aslında kendisiyledir. Anne-baba bunu anlayıp onun yanında oldukları gösterdiklerinde ergen anlayacaktır.

Anne‐babalara

Ergenlik dönemi hakkında bilgi edinin. Çocuğunuzun size karşı olan davranışlarının birçoğunun size karşı, sizi sinirlendirmek, sabrınızı taşırmak için özellikle yaptığı şeyler olmadığını içinde bulunduğu dönemin özelliği olduğunu öğrenmek tepkilerinizi değiştirebilir.

Ergenlik dönemi yetişkinlerden gelen öğüt ve önerilerin kabul edilmediği dönemdir. Ergenler yaşadıkları duru her ne ise en kötüsünün onların başına geldiğini, kimsenin (özellikle ebeveynlerinin) onları anlayamayacağını düşünürler. Arkadaşlar bu noktada cankurtarandırlar. Ergenin canını sıkan durumlarda onu her zaman dinlemeye hazır olduğunuzu söyleyin, gösterin. Ama öğüt vermeden önce bir kez daha düşünün. Ergen sorunları ile kendi baş etmeyi öğrenmektedir. Sizinle konuşurken çözüm önerisine değil aslında anlaşılmaya, dinlenilmeye, ciddiye alınmaya ihtiyacı vardır. Konuşmak istemediği zamanlarda buna saygı gösterin.

Kişisel sınırlarına saygı gösterin, sizin çocuğunuz olabilir ama o ayrı bir birey. Tabi ki onunda sizin sınırlarına saygı göstermesini bekleyin.

Sevginizi bazen kelimeler ile değil bir jest ile gösterin. Bazen onu ne kadar sevdiğinizi söylemek yerine bir kuralı esnetmek, içinde bulunduğu durumu anladığınızı gösteren bir şey yapmak havayı yumuşatacaktır.

Ergenlik değişim demektir. Ergen anne-babası olarak sizin de değişmeniz gerekir. Aslında çocuk yetiştirmek gelişime ve değişime ayak uydurmak anlamına gelir. Çocuğunuz 1o yaşına geldiğinde ona hala 1 yaşındaymış gibi davranmazsınız 16 yaşına geldiğinde de 10 yaşındaymış gibi davranmamaya özen göstermeniz gerekir. Bu noktada sorunlar daha çok aslında anne-baba ergenin bir yetişkin gibi davranmasını beklediklerinde de sorun yaşabilmektedir. Beklentileri ve sınırları yaş dönemine uygun seviyede belirlemek anne-babalığın zorlu gereklerinden biridir.

Çocuğunuzu iyi tanımaya çalışın, ihtiyaçlarının farkında olursanız ortak bir anlaşma yolu bulmak, uzlaşmaya varmak mümkün olacaktır. Ergenler ciddiye alınmak, önemsenmek, başarılı ve becerikli olduklarını görmek ve tabi her insan gibi takdir edilmek isterler. Bunun için fırsatları iyi değerlendirmek gerekir.

Ece Akın Bakanay

Uzman Psikolojik Danışman