Zaman içerisinde bilimsel ve teknolojik alanda ilerlemeler arttıkça, ulaşabildiğimiz bilgiler çoğaldıkça, hayatın kolaylaşması için elimizdeki imkanlar fazlalaştıkça bazen anlamak ve yaşamak daha zor hale gelebiliyor. "Bizim zamanımızda..." diye başlayan cümleleri daha sık duyuyoruz ya da ifade ediyoruz sanki. Zamane çocuklarını anlamak bir önceki kuşak için hep zorlu bir süreç olsa da günümüzde anne-babaların takip etmesi, öğrenmesi ve dikkat etmesi gereken o kadar fazla uyaran/konu bulunuyor ki.

Anne-babalar için en zor olan durumlardan biri ise çocuklarının yaşadıkları bir sorun ya da sıkıntının ciddi bir problem olarak adlandırıldığı durumlar olsa gerek. Eskiden "yaramaz", "tembel" olan çocuklar şimdi "hiperaktif" ya da "öğrenme güçlüğü" yaşayan çocuklar olarak tanımlanıyorlar. Bu tanımlamalar ise hayatı aileler için daha zor hale getirebiliyor, amaçları bu olmasa da.

Ruh sağlığı alanında sorunu doğru anlamak ve tanımlamak önemlidir, çünkü tedavi ve yardım sürecinin en etkin şekilde planlanması için bu gereklidir. Anne-babalar çocuklarının bilişsel, duygusal ya da sosyal alanda yaşadığı sorunlar nedeniyle bir uzman danıştıklarında onlar için zor olan bir adımı atmış olurlar. Buna rağmen daha gidilecek yolları bulunmaktadır.

Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu son yılların en popüler konularından. Aslında bilimsel olarak da pek çok araştırmanın yapıldığı bir alan. Bu kadar popüler olmasının nedenlerinden biri çocuk ve ailelerin hayatı üzerindeki etkileri, bir diğer ise günlük hayatta ortaya çıkma sıklığının yüksek olması. Tedavi yöntemleri hakkında yapılan bilimsel araştırmaların genel olarak birbirine benzer sonuçlar verdiği belirtilmekte ama her konuda olduğu gibi bu alanda da farklı görüşler ve öneriler dikkat çekmektedir.

Peki anne-babalar çocuklarına dikkat eksikliği olduğunu düşündüklerinde ya da bir uzman (çocuk ve ergen psikiyatrı) tarafından DEHB tanısı konulduğunu öğrendiklerinde neler yapabilirler?

Sorunu anlamak

Öncelikle yaşanılan sorunun ne olduğunu doğru olarak anlamak, tanımlamak hem profesyonel yardım sürecinde hem de anne-babanın tutumlarını belirlemesinde en önemli adımdır. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu son yıllarda üzerinde en çok konuşulan, araştırılan, yazılan çocukluk dönemi sorunlarından biridir. Aslında popüler bir konu olmasının hem avantajları hem de dezavantajları bulunmaktadır. Anne-babalar ulaştıkları bilgilerin doğruluğu ve güvenilirliği hakkında doğal olarak şüpheye ve çelişkiye düşebilmektedirler.

Dikkat eksikliği ve Hiperaktive bozukluğu çocukluk dönemi ile özdeşleşse de aslında etkileri yaşam boyu devam eden bir bozukluktur. Ancak ilk olarak çocukluk döneminde, özellikle de okula başladıktan sonra etkileri dikkat çektiği için sadece çocuklara ait bir sorun gibi algılanır. Anne-babalar bazen çocuklarının dikkat ve aşırı hareketlilik ile ilgili yaşadığı sorunları kendileri gözlemleyip, bazen de rehber öğretmen ya da sınıf öğretmeni gibi çocukla birebir zaman geçiren uzmanların uyarılarıyla harekete geçerler. Ailenin yakın çevresinde güven duyduğu, onları yönlendirebilecek, konu hakkında bilgi sahibi biri bulunuyorsa doğru zamanda uygun yardımı almak daha kolaylaşır. Ama ya sorunların zaman içinde kendiliğinden çözüleceği düşünülerek, ya da kime nasıl ve ne şekilde başvurulacağı bilinemediğinde yardım alma süreci uzayabilir. Bazı durumlarda da çevreden gelen uyarı ve yorumlar anne-babayı harekete geçirmek yerine daha çok ertelemelerine neden olabilir.

"Hiperaktif" ve "dikkat eksiliği" günlük hayatta sık kullanılan kavramlar haline gelmiş olduğu için gerçek sorunu tanımlamak, ayırt etmek ve gerekli yardımı almak zorlaşabilmektedir. Sınıftaki her öğrencinin dikkatinin eksik olması ya da hepsinin hiperaktif olması bilimsel olarak mümkün değildir. Tanı ile belirtileri bir birine karıştırmamak gerekir. Bireyin dikkat fonksiyonları pek çok nedenden bozulabilir; yorgun olduğumuzda, canımız sıkıldığında, aklımızda yapılacak bir çok iş olduğunda...Ama dikkat eksiliği hiperaktive bozukluğu ruhsal bir hastalığı tanımlamak üzere kullanılan bir tanıdır. Bu tanı uzman bir çocuk ve ergen psikiyatri doktoru tarafından konulabilir.

Genel olarak çocuğun yaşadığı sorunların uzun süredir varolduğu, aile içi ilişkileri olduğu kadar, çocuğun okula uyumunu, akademik başarısını ve sosyal ilişkilerini de olumsuz olarak etkilediği durumlarda bir uzmana başvurmak atılması gereken ilk adımdır.

Anne-babalar çocuklarının yaşadığı sorunların bir bozukluk olarak tanımlanmasını kabul etmekte ya da durumun ne olduğu anlamakta zorlanabilirler. Ancak "bilgi güç demektir". Yaşanılan sorun ve belirlenen tanı ile ilgili soru sormaktan, tartışmaktan, bilgi edinmekten kaçınmamak gerekir. Bu noktada bilgi edinmek için doğru ve bilimsel kaynaklara ulaşmak her zaman mümkün olmayabilir. DEHB tedavi söz konusu olduğunda ilaç tedavisi ile ilgili anne-babaların aklında her zaman bazı soru işaretleri oluşması çok doğaldır. Bu soruların en doğru cevaplayabilecek kişiler çocuk ve ergen psikiyatri uzmanlarıdır. İlaç tedavisi uzman hekim tarafından planlanılması ve kontrol edilmesi gereken bir süreçtir. Uzman doktor anne-baba ile birlikte çocuk için en doğru olan tedavi yöntemini belirlemek için iş birliği içinde çalışmalıdırlar.

Tanı ve tedavi süreci belirlendikten sonra çıkılan yolda adımlar birbirini izler aslında, tabi zaman zaman duraklamalar, tökezlemeler olabilir.

DEHB ruh sağlığında çalışan uzmanların ilgi gösterdiği bir konudur. Çünkü öncellikle uygun tedavi yöntemleri ile bireyin yaşam kalitesi arttırmak mümkündür, ayrıca çocukluk döneminde ortaya çıkan bu soruna uygun şekilde müdahale edilemediğinde ilerleyen yıllarda olumsuz etkileri birey için yıkıcı olabilmektedir. DEHB tedavi planı doğru şekilde planlanıldığında etkili çözümlerin ortaya çıktığı, çocuğun ve ailenin gelişmeleri rahatlıkla fark edebildiği bir sorun tanımıdır.

En etkili tedavi uygulamaları uzman, aile ve okul işbirliğinin sağlandığı durumlardır. Her zaman bu işbirliği kurmak kolay olmaya bilir. DEHB tedavisi emek isteyen bir süreçtir.

DEHB ile ilgili anne-baba neler yaşar?

Her anne-baba için kendi çocuğu tabi ki en değerli ve mükemmel olandır, aslında anne-babanın çocuğunu sevmesi için mükemmel olması da gerekmez çünkü anne-babanın sevgisi koşulsuzdur.

Her anne-baba çocuğu için en iyi, en doğru ve en güzel olanı ister, ancak bazen işler istenildiği gibi gitmeye bilir. Çocuğun yaşadığı zorlukların ciddi bir sorunun işareti olduğunu görmek, kabul etmek ve bunlarla mücadele etmek kitaplarda yazdığı kadar kolay değildir. Çocuğu ile ilgili bir sorun ortaya çıktığında genel olarak her anne-baba ilk olarak savunmaya geçer, kendi ailesi ve çocuğunu dış etkenlere karşı korumak doğal bir duygudur. Zaman içinde çocuğun yaşadığı zorluklar ile ilgili ikna olsalar da akılların bir köşesinde cevaplanmamış sorular bulunur. Çocuğumda gerçekten DEHB var mı, yoksa bu öğretmenin/okulun/uzmanın yorumumu? İlaç tedavisi gerekli mi? Çocuğu mu nasıl bir gelecek bekliyor? Ne zamana kadar bu sorun ile ilgili yardım alması gerekecek? Basit bir cümleyi yazamazken bilgisayardaki her şeyi benden iyi biliyor bu nasıl dikkat eksikliği? Bizim davranışlarımız nedeniyle mi bu çocuk böyle oldu?...ve bunun gibi bir çok soru.

Bu soruların açıkça ifade edilmesi, yardım sürecindeki uzman (doktor, psikolojik danışman, psikolog) ile tartışılması aslında süreç içinde çok önemlidir. Konuşulmayan endişeler farkında olmadan çocuğun yardım sürecini olumsuz olarak etkiler.

DEHB söz konusu olduğunda anne-babaların en çok merak ettikleri, neden bu sorunun ortaya çıktığıdır, bu sorunun altında belki neden bizim başımıza geldi yakınması da vardır. Anne-babalar ve bazen çevredekiler anne-babanın tutumlarının bu soruna neden olduğunu düşünürler. Oysa yıllar boyunca yapılan araştırmalarda tek başına anne-baba tutumunun bu soruna neden olmadığı, DEHB'nun nörolojik özellikleri olan bir sorun olduğunu belirtilmektedir. Ancak anne-baba tutumlarının tabi ki önemi büyüktür, bazen sorunun çözümünü kolaylaştıran anahtar rolündeyken bazen de işlerin daha da ağırlaşmasına neden olan etken olabilmektedir. Anne-babanın kendilerini suçlu ve çaresiz hissetmeleri çözümü ve çocuklarına destek olmalarını zorlaştırır. DEHB işbirliği ve destek ile çözülebilecek bir sorundur, ve evet çözümü olan bir sorundur.

DEHB ile ilgili anne-babaların en çok zorlandıkları durum ise DEHB'na eşlik eden başka sorunların da (öğrenme güçlükleri, davramın bozukluğu, depresyon, tik bozuklukları vb) olduğu durumlardır. Bu noktada çocuk ile yürütülen yardım süreci eşlik eden bu bozukluklarında dahil edildiği (sorunların şiddetine göre öncelikler değişebilir) bir tedavi planı halinde olmalıdır.

DEHB ile ilgili çocuk neler yaşar?

Aslında tüm sorunları birebir yaşaya n çocuklar olsa da bazen bu süreçte varlıkları unutulup ve ikinci plana itilebilirler. Genel olarak "çocuktur anlamaz" sözünden yola çıkılarak, çocuk o doktor senin, bu merkez benim diye dolaşılırken neler olup bittiği ile ilgili çoğu zaman çocuğa tam bir açıklama yapılamaz. Bunun bir nedeni aslında çocuğu korumaktır (kendisi hakkında bir sorun olduğunu düşünüp, üzülmesin, kendine güveni

sarsılmasın) , diğer bir nedeni ise anne-babanın neyi nasıl anlatacağını bilememesidir. Aslında çocuklar neler olup bittiğini anlarlar da bu her zaman kelimelere dökemezler. Oysa sürecin ilk başından itibaren, sıkıntıları yaşayan kişi olarak işin içindedirler.

DEHB neden olduğu sorunlar nedeniyle kendilerini yeterince akıllı, becerikli, iyi bir çocuk olmadıklarını düşünebilirler. Bu da doğal olarak özgüvenlerini olumsuz olarak etkiler. DEHB'nin temel belirtileri (dürtüsellik, dikkat eksikliği, aşırı hareketlilik) çocuğun akademik başarısını, sosyal ilişkilerini ve aile içindeki iletişimi olumsuz olarak etkileyebildiği için bu çocukların günlük hayat içerisinde bir çok kez uyarılara ve olumsuz geri bildirime maruz kalabilmektedirler. Tüm bu olumsuz geri bildirimler çocuğun doğal olarak yeterlilik duygusunu olumsuz yönde etkiler. Bir süre sonra DEHB'nin yanı sıra ikincil duygusal sorunlar (depresyon, kaygı bozuklukları vb) ortaya çıkabilir. Çocuğun ruhsal sağlığını korumak, kişisel gelişimini desteklemek için bu soruna uygun zamanda ve uygun yöntemlerle müdahale edilmesi çok önemlidir.

Bu nedenle yaşanılan sorun ve hayat üzerindeki etkileri hakkında çocuğun kendisini bilgilendirmek de onu daha güçlü kılmak anlamına gelecektir. Aynı şekilde, yaşanan sıkıntılara yönelik çözüm yöntemleri hakkında ayrıntılı konuşmak da -dikkatin eksik olması, dürtüsel olmak, hareketlilik- çocuğu "Dikkat eksikliği olan çocuk" etiketinin hayatı üzerindeki olumsuz etkilerini azaltabilir.

Söyleyeceğimiz bilgiyi, çocuğun yaşına göre anlaşılır cümleler haline sokmak, anlaşılmayan terimler kullanmamak önemlidir. Daha da önemlisi, bilgileri nasıl söylediğimizdir. Herkesin iyi olduğu ve daha az iyi olduğu alanların bulunduğundan bahsederek, kendi güçlü ve zayıf yanlarınızı anlatmak yardımcı olacaktır. Anne-baba bu konuda ne kadar rahat sohbet ederse çocuk da güçlüklerle baş etmede o denli güvenli hissedecektir.

Dikkat eksikliği sıkıntısı yaşayan bir çocuğa yaşadığı sıkıntının içeriği, günlük hayatta onu zorlayabileceği alanlar, bu durumlarla baş etme yöntemlerini anlatırken, "hastalık", "bozukluk" gibi sınıflandırmalardan kaçınmak,çocuğun kendi hakkında daha gerçekçi ve olumlu bir benlik algısına sahip olmasını destekleyecektir.

Yanlış ve doğrular ∗

Yanlış 1: Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) gerçek bir bozukluk değildir.

DEHB biyolojik bazlı ve kronik bir bozukluktur. DEHB'nin bazı semptomları dikkat eksikliği, dürtüsellik, ve her zaman olmasa da aşırı hareketliliktir. DEHB'nin, kişinin sosyal, duygusal, akademik ve iş hayatı gibi yaşantısının farklı alanları üzerinde olumsuz etkileri vardır. DEHB sahip olan bireyler aynı zamanda, zaman yönetimi ve organizasyon becerileri alanında sıkıntı çekerler.

Yanlış 2: DEHB bir çocukluk dönemi bozukluğudur.

Yapılan araştırmalara göre, yetişkinlerin %1,5-2sinde DEHB gözlemlenmektedir. DEHB hayat boyu süren bir bozukluktur ve uygun tanı ve tedaviler ile kişinin günlük hayat için uygun beceriler geliştirmesi sağlanmaktadır.

Yanlış 3: DEHB olduğundan daha fazla teşhis konulmuştur.

Geçmiş zamanlarda DEHB tanısı yeterli miktarda teşhis edilmemiştir. DEHB'nin aslında olduğundan fazla tanı konulduğu inanışı, DEHB olan bireylerin uygun tanı ve tedavileri almasına engel olmaktadır. Son zamanlarda konulan tanılardaki artış bu konudaki bilgi ve farkındalığın artması ile bağlantılıdır.

Yanlış 4: DEHB kötü ebeveynlik becerileri yüzünden ortaya çıkar.

DEHB organik ve genetik bir bozukluktur. DEHB'ye neden olabilecek bazı risk durumları şunlardır; kandaki kurşun oranının artması, hamilelik sırasında annenin alkol ve sigara tüketimi vb... Ebeveynlik özellikleri, bakım becerileri, ve diğer ailesel etkenler, DEHB neden olmaz ancak DEHB ile eş zamanlı görülen psikolojik bozukluklar ile (davranım bozuklukları,

kaygı bozuklukları vb.) aile ve ebeveynlere bağlı sosyal etkenler arasında bir ilişki kurulabilir.

Yanlış 5: DEHB sadece erkek çocuklarda görülmektedir.

Kızlarda da erkekler gibi DEHB gözlemlenmektedir. Ancak bu inanış yüzünden genellikle erkeklerde teşhis konulma oranı kızlara göre daha fazladır. Yapılan araştırmalar, DEHB olan kız çocuklarında dikkat konsantrasyon alanında daha fazla sorunlar gözlemlendiğini ancak daha az oranda aşırı hareketlilik ve dürtüsellik gözlemlendiğini göstermektedir. Bu nedenle kız çocuklarında DEHB tanısı daha az konulmaktadır.

Yanlış 6: DEHB için sadece ilaç tedavisi kullanılması yeterlidir.

İlaç tedavisi kullanan DEHB olan çocukların %90'ı ilaç tedavisine yanıt vermektedir. İdeal tedavi yöntemi ise psiko-sosyal eğitim, ailenin eğitimi ve ailenin desteklenmesinin yanı sıra, gerektiği durumlarda doktor gözetiminde ilaç kullanmaktır

∗ Bu bilgiler düzenlendiği kaynaklar; http://www.lanc.uk.com/myths.htm http://www.help4adhd.org/en/about/myths

DEHB ile baş etmek için neler yapılır?

DEHB doğru tanımladığı ve uygun yaklaşımlarla müdahale edildiğinde olumlu gelişmelerin ortaya çıktığı bir bozukluktur. Bunun için öncellik çocuğun yaşadığı sorun alanlarının doğru şekilde tanımlanması önemlidir. Anne-babanın gözlemleri, öğretmenlerin ve rehberli servisinin tespitleri çocuğun uygun şekilde yardım alabilmesi için gereklidir. Dikkat ve aşırı hareketlilik ile ilgili sıkıntılar yaşadığından şüphelenildiğinde konunun uzmanı olan bir çocuk psikiyatristine başvurmak ilk adımdır. Gerekli olan tanı ve değerlendirmeler psikiyatristin yönlendirilmesi ile tamamlanacaktır. Bundan sonraki adım ise yaşanılan sorunlar ile baş etmek için uygun olan tedavinin programlanmasıdır. DEHB tedavisinde etkili olduğu kanıtlanmış tedavi yöntemlerinden biri ilaç tedavisidir. Bu konu hakkındaki en doğru ve gerekli bilgileri çocuk psikiyatri uzmanlarından edinmek önemlidir. İlaç tedavisinin yanı sıra çocuğun zorlandığı beceri alanlarının geliştirilmesi için bireysel ya da grup çalışmaları ile yapılan psiko -eğitsel terapilerin etkili olduğu görülmektedir. Psiko-eğitsel terapilerin amacı çocuğun sorun yaşadığı alanları tespit etmek daha sonra uygun müdahale yöntemleri kullanarak becerilerin gelişmesini sağlamaktır. Örneğin masa başında dikkatini uzun süre yoğunlaştırmakta zorlanan bir çocukla yapılan süreli dikkat çalışmaları ile bu sürenin artması hedeflemektedir.

Çocukla yürütülen bireysel ya da grup çalışmalarının etkinliği ise anne-babanın da tedavi sürecinin bir parçası olması ile mümkündür. Ev ortamında anne-babanın uygun disiplin yöntemlerini uygulaması, eleştirel yaklaşmak yerine çocuğun zorlandığı alanları gerçekçi olarak kabul etmesi, gerekli olduğunda destek olması tedavinin verimliliği için gereklidir.

Aile içi iletişim ve düzenlemeler

DEHB ile yaşamı sürdürmek çocuk ve aile için yorucu zaman zaman gerginliklerin yaşandığı bir süreçtir. Her ne kadar DEHB anne baba tutumuyla ortaya çıkmasa da çocuğun becerilerinin gelişmesi, sorunlarla baş etmesi ve tedavinin etkili olabilmesi için anne-babanın etkin bir şekilde sürece dahil olması gerekir. Sabır, destek ve tutarlılık DEHB ile baş etmek için 3 altın koşul olarak kabul edilebilir.

İlk olarak DEHB olan çocuğun davranışlarının altında yaşanılan sorunların belirtileri olduğunu anlamak, tüm bu davranışları bilerek, isteyerek, sizi kızdırmak için yapmadığı hatırlamak sabırlı ve destek olmanızda yardımcı olacaktır.

Sorunları görmek maalesef daha kolaydır, çocuğunuzun başarılarını ve daha önemlisi başarılı olmak için gösterdiği gayreti fark etmek ve ona da fark ettirmek için enerjinizi kulanın. Olumluya odaklandıkça değişmek ve gelişmek daha kolay olmaktadır.

Davranışlarının sonucunu yaşamasına izini verin. Onun için sorunları çözmek, olumsuz durumlardan onu sürekli korumaya çalışmak becerilerin gelişmesine engel olacaktır. Davranışlarının sonucunu yaşarken ya da problemlerine çözüm ararken sizin asistanlığınıza ihtiyaç duyabilir, yakınlarda olun.

Olumlu özelliklerinin ortaya çıkacağı fırsatlar ve etkinlikler için zaman bulun. Her bireyi güçlü ve zayif yanları vardı. Zayıf yönleri güçlendirmek için olumlu yanlardan güç almak işleri kolaylaştırabilir. Örneğin akademik başarısı yeterince iyi olmayan bir çocuk iyi bir müzik kulağına ya da sportif faaliyetlerde yeteneğe sahip olabilir.

Kendinizi ihmal etmeyin. Siz güçlü ve rahat olduğunuza gereken desteği sağlamanız daha kolay olacaktır. Gerektiğinde yardım isteyin. Her şeyi tek başınıza yüklenmek sadece daha çabuk yorulmanıza neden olacaktır.

Çocuğunuzla iletişim kurarken, göz kontağı kurarak kısa ve net açıklamalar yapın. Tutarlılığı sağlayın. Sürekli değişen koşullar davranışın öğrenilmesin zorlaştırır.

Evinizde temel birkaç kural ve belli bir düzen oluşturun. Her günün ne getireceği bilmek DEHB yaşayan çocuğun uyumunu kolaylaştıracaktır.

Zaman planlamasını öğrenmesi için destek olmak önemlidir. İşleri tamamlaması için saat ve kronometre kullanmak, çabuk çalışması için motive etmek i,çin zaman zaman yaratıcılığa ihtiyacını olabilir.

Yapılacak işleri parçalara bölmeyi öğretin. Ödevler ve günlük işlerin planlamasını birlikte yapın. İşleri nasıl düzene koyduğunuzu öğrenirse kendi planlarını yapması kolaylaşır.

Tamamlanması gereken işler için gerektiği kadar zaman tanıyın. Acele etmek sizin de çocuğunuzun da gerginlik yaşamasına neden olacaktır.

Ders çalışma ortamının sakin, dikkat dağıtan uyaranlardan uzak ve düzenli bir yer olmasına özen gösterin. Hep aynı ortamda çalışmak gereksiz dikkat dağılmalarını engelleyecektir.

Ödül ve yaptırımları kullanırken dikkatli ve tutarlı olmak önemlidir. Bir çok şeye başlayıp devam ettiremezseniz en etkili olan uygulamalar bile işe yaramayacaktır. Birden azla alanda değişiklik yapmaya çalışmak ta işleri zorlaştırabilir. Öncellikler belirleyip, ödül- yaptırım uygulamasını tutarlılıkla devam ettirmek önemlidir.

DEHB olan çocukların ailelerinde de benzer özelliklerin olabildiği bilinmektedir. Kendi sınırlarınızı bilmek, çocuğunuza benzer sorunlar yaşadıysanız onu anlak ve birlikte çözüm yolları aramak etkili olabilir.

Okul ve öğretmen ile işbirliği kurmaya özen gösterin. Bu her zaman çok kolay olmaya bilir. Okulun ve öğretmenin tutumu çocuğun gelişiminde çok önemli bir role sahiptir.

Yardım almaktan, uzmanlara danışmaktan kaçınmayın. Uzun ve zorlu bir süreçte destek almak sizin ve çocuğunuzun hayat kalitesini arttıracaktır.

Kitap önerileri

Aşağıda DEHB konusu ile ilgili bilgilere ulaşabileceğiniz, çocuğunuzun dikkatini geliştirecek etkinliklerden oluşan, ve daha önemlisi DEHB olan bir çocuğun ebeveyni tarafından yazılmış DEHB konusu ile ilgili çıkan kitaplardan birkaç örnek bulabilirsiniz.

1.Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu Ayşegül Yolga Tahiroğlu & Ayşe Avcı Nobel Kitapevi, 2005

2.Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu: Dikkati Dağınık, Yerinde Duramayan Çocuklara Doğru Yaklaşımlar

Prof. Dr. Selahattin Şenol, Doç. Dr. Elvan İşeri, Uzm. Psk. Aylin İldem Koçkar HYB Yayıncılık 2005

3.Hiperaktif Ebeveyni Olmak M. Yılmaz Gökalp Sistam Yayıncılık

4.Dikkat eksikli Hiperaktivite Bozukluğu Uz. Dr. Eyüp Sabri Ercan, Prof. Dr. Cahide Aydın Gendaş Yayınları

5. Dikkat Geliştiren Oyunlar Çocuğumun Dikkatini Nasıl Geliştirebilirim. Yard. Doç. Dr. Necla Tuzcuoğlu, Yard. Doç. Dr. Semai Tuzcuoğlu Morpa Kültür Yayınları

Ece AKIN BAKANAY

Uzman Psikolojik Danışman

GÜNCE Psikolojik Danışmanlık ve Grup Çalışmaları Merkezi