Çocukların büyüme ve gelişim sürecinde pek çok farklı basamak, dönem ve süreç vardır. Bu dönemler içinde çocuklar farklı özellikler, alışkanlıklar ve davranışlar gösterebilirler. Bazen bir davranışın normal gelişim sürecinin bir parçası mı, çocuğun kişilik özelliği mi yoksa izlenilmesi veya yardım alınması gereken bir durum mu olduğuna karar vermek oldukça zordur. Çocuk yetiştirirken gelişim dönemlerini bilmek bu nedenle çok önemlidir.

Günümüzde anne-babaların çocuklarının gelişimleri ile artık çok daha yakından ilgileniyorlar. Yakından bakmak bazen olayları daha iyi anlamaya yardım ederken bazen de daha çok karışmasına neden olabiliyor.

Doğumdan itibaren gelişim basamaklarını hızla tırmanan bebekler becerilerini geliştirirken yeni davranışlar öğrenir ve alışkanlıklar edinirler. Anne-baba için bebeklik döneminden itibaren çocuklarının gösterdiği bu hızlı gelişimi takip etmek oldukça keyiflidir. Her yeni gün, yeni bir davranış ve beceriyi de beraberinde getirir.

UGelişim Basamakları ve Yeni Alışkanlıklar

İlk bir yıl bebeklerin gelişiminde en temel kavram, anne-babanın bebeğin ihtiyaçlarını karşılaması ve temel güven duygusunun oluşumudur. Bebek kendi ihtiyaçlarının ve isteklerinin (beslenme, uyku, temizlik, ilgi vb) karşılanması durumunda dış dünyanın güvenli bir yer olduğunu düşünür. Bu şekilde yeni becerileri öğrenme sürecine devam edebilir. Bu dönem anne-bebek arasında sağlıklı bir bağlanmanın oluştuğu dönemdir.

Bir - iki yaş arası yürüme ve konuşma gibi özerkliği destekleyen becerilerin kazanılması ve geliştirilmesinde önemli bir dönemdir. Çocuk yavaş yavaş anneden bağımsız bir birey olma yolunda ilerlemektedir. Kendi hareketlerini kontrol etme becerisi gelişirken, dış dünyanın da farkına varmaya başlar. Bu dönemde çocuk sonsuz bir merak ve keşfetme güdüsüyle hareket eder. Yeni yeni kendi ayakları üzerinde durmaya başlayan çocuğu takip etmek anne-baba için bazen yorucu olabilir. 2 yaştan itibaren kendi ihtiyaç ve isteklerini ifade edebilen, olaylar üzerinde kontrolü olabileceğini keşfeden çocuklar kendi isteklerinde ısrarcı olabilirler. "Hayır" bu yaş grubundaki çocukların en sık kullandıkları kelimedir. Her şeyi kendi istedikleri zamanda ve kendi istedikleri şekilde yapmak isterler, ve bu konuda oldukça ikna edici olabilirler.

Kendi bedenine ve ihtiyaçlarına odaklanan 2 yaşındaki çocukların ısrarları ile baş etmek anne-babalar zor olabilir. Çünkü bu dönemdeki çocuklar başkalarının istek ve ihtiyaçlarının farkında değildirler. Başka bireylerin farkına varma ve sosyal ilişkiler 3 yaş dönemi ile birlikte güçlenir. Çocukların en hareketli ve en meraklı oldukları dönemdir. Sorularının arkası hiç kesilmeyecekmiş gibi gelir, "Neden" sorusunu takılmış plak gibi tekrar tekrar sorabilirler. Bu dönemde çocuklar farklı nesne ve olaylara karşı takıntılı davranışlar geliştirebilirler. Aynı çizgi filmi tekrar tekrar seyretmek, aynı masalı dinlemek, her gittiği yere en sevdiği oyuncağını ya da battaniyesini götürmek 2-5 yaş arasındaki çocukların takıntıları olarak kabul edilebilir.

Takıntı ne anlama gelir?

Takıntı, kelime anlamı olarak mantıklı olmayan, tekrar eden düşünceler, davranışlar ya da alışkanlıklar olarak tanımlanabilir. Aslında günlük hayat içerisinde pek çok kişi farkında olmadan takıntılı davranışlarda bulunabilir. Örneğin 3 kez tahtaya vurmak gibi batıl inançlar takıntı olarak değerlendirilebilir.

Çocukluk dönemindeki takıntılar söz konusu olduğunda konu iki farklı açıdan ele alınabilir. Genel gelişim sürecinde 2-5 yaş döneminde çocuklarda tekrar eden davranış ve alışkanlıklara rastlamak mümkündür.

Hep aynı bardaktan (en sevdiği çizgi film karakterinin resmi ya da en sevdiği renk olan) su içmeyi istemek bu yaş dönemindeki çocuklarda sıkça görülebilen bir davranıştır.

Ancak bu gelişimsel özelliği olan takıntılı davranışlar 5 yaş döneminden sonra azalırlar. Takıntılı davranışların sıklığı ve şiddeti azalmadığında, çocuğun genel hayatını olumsuz olarak etkilediğinde, kaygı yaratan düşünceler, huzursuzluk duygusu ve gerginlik bu takıntılara eşlik ettiğinde o zaman bu durum profesyonel yardım alınmasını gerektiren bir sorun olarak tanımlanır. Ailenin takıntılı davranışlar söz konusu olduğunda çocuğun gelişimini ve davranışlarını daha dikkatli olarak gözlemlemesi bu nedenle önemlidir.

UGelişim Dönemi Özelliği olarak Takıntılar

Okul öncesi dönem olarak adlandırılan 3-6 yaş arasında çocuklar bebeklik dönemini artık tamamlamışlardır. Gelişen becerileri ile dış dünyayı daha fazla deneyimlemeye başladıkları bu dönemde yeni alışkanlık ve öğretiler geliştirirler. Gelişen becerileri ile birlikte kendilerine olan güvenleri ve kontrol duyguları da gelişmeye başlar. Artık anne-babaya bağımlı değildirler, 2 yaş döneminde "hayır" demeyi keşfettiklerinden beri kendi istekleri, ihtiyaçları ve tercihleri doğrultusunda dış dünya ile etkileşime girerler.

Öğrenme sürecindeki çocuklar tekrarlardan hoşlanırlar, aynı şarkıyı sürekli dinler, en sevdikleri hikayeyi her defasında kelimesi kelimesine aynı olarak anlatmanızı isterler. Genel olarak 2 yaş döneminden sonra ortaya çıkan bu tekrarlar anne-babalar için sıkıcı olsa da çocuklar için anlamlıdır. Tekrarlar ve rutinler onların dış dünyayı anlamalarına, olayları tahmin etmelerine ve kontrolde hissetmelerine yardımcı olur.

Takıntılı davranışlar ya da alışkanlıklar aslında çocuğun dış dünya ile ilişki kurmasını kolaylaştıran, güvende hissetmesine yardımcı olan bir geçiş

nesnesi görevini görebilir. Örneğin her gidilen yere taşınılan oyuncak ayı ya da bebeklik battaniyesi çocuğun kendi dünyasına ait, tanıdık bir eşyadır ve bu tanıdıklık rahatlatıcı bir duygudur.

Sürekli olarak aynı şarkıya, masala ya da oyuna gösterilen ilgi daha sonrasında bir çizgi film karakterine ya da bir hayvana yönelebilir. Hayal etme ve yaratıcı oyunlara karşı gösterdikleri ilgi - merak, bir karaktere bürünme ve rol yapma olarak ortaya çıkabilir. Örneğin 4 yaşında köpekleri çok seven bir kız günler boyunca kendisinin bir köpek olduğunu ilan edip ve evdekilerin de bu duruma uygun davranmaları konusunda ısrarcı olabilir ya da örümcek adam kostümünü gece yatarken bile çıkarmak istemeyen bir çocuğu banyo yapmaya ikna etmek anne-baba için en zor görev haline gelebilir.

Anne-babalar bu takıntılar ile nasıl baş edeceklerini şaşırabilirler. En zor olan ise takıntılara nasıl tepki vereceklerine karar vermektir. Bir yandan, bu takıntıları kabul edip çocuğun gösterdiği davranışları kabul ederlerse bunların alışkanlık haline geleceğinden ve kalıcı olabileceğinden endişelenirken diğer yandan takıntılı davranış karşısında sinirlenip, ceza verici bir tutum sergilerlerse çocuğun gelişimi üzerinde olumsuz etkileri olabileceğini düşünebilirler. Bazen de bu takıntılarla birlikte yaşamak, sabırlı olmak, izin vermek çok da kolay olmayabilir.

Gelişimsel bir özellik olarak ortaya çıkan bu takıntılarla anne-baba olarak baş etmenin en rahat yolu bunun bir süreç olarak görmeyi başarabilmektir. Çocuk ile takıntılı davranışları konusunda inatlaşmak genel olarak ya davranışın şiddetini artırmasına ya da farklı olumsuz tepkilerin ortaya çıkmasına neden olabilir. takıntıların çocuk için anne-babadan ilgi alma yolu haline gelmemesine dikkat etmek önemlidir. Eğer çocuk bu davranış özelliği sayesinde anne-babasından olumlu ya da olumsuz ilgi aldığını fark ederse o zaman doğal olarak bu davranışlar pekişerek devam eder. Örneğin eğer kızınız bir kedi olduğunu söyleyip, evin içinde miyavlayarak

ve emekleyerek dolaşıyorsa bunun eğlenceli bir "oyun" olduğunu vurgulayıp, bir süre oyuna katılıp sonrasında günlük işlerinize dönebilirsiniz. Eğer bu oyuna tek başına uzun süre devam ettiğinde siz bunu sonlandırmasını isteyip, onun bir kedi olmadığını anlatmaya çalışıp, sabrınız tükenip kızgınlıkla tepki verirseniz aslında bu davranışa ilgi göstermiş olduğunuz için "oyun" daha da uzayabilir.

Takıntılı davranışlar eğer çocuğun sosyal ilişkilerini olumsuz etkiliyorsa, tekrar eden davranışlar nedeniyle günlük hayat akışı sekteye uğruyorsa, bu tepkiler zamanın çok büyük bir kısmında ortaya çıkıyorsa o zaman anne-babanın zaman kaybetmeden bir uzman ile görüşmesi önemlidir.

UBir Sorun olarak Takıntılar

Çocukluk döneminde tekrar eden davranışlar, takıntılar normal gelişim sürecinde ortaya çıkabildiği gibi aynı zamanda psikiyatrik bir rahatsızlığın belirtileri de olabilir.

Obsesif Kompülsif Bozukluk olarak adlandırılan, kişinin hayatını olumsuz etkileyen tekrarlayıcı düşünce ve davranışlara neden olan, kaygı bozukluğu çocuklar da ortaya çıkabilmektedir.

Bu sorunu yaşayan çocuklar kendilerini rahatsız eden olumsuz düşüncelerden kurtulmak, kaygılarını azaltmak ya da kontol altına almak için takıntılı davranışlar (sürekli el yıkamak, ödevi bitirmeden önce defalarca kontrol etmek, yatmadan önce 5 kez 100 e kadar saymak gibi) göstermektedirler. Bu takıntılı davranışları yapmazlarsa kötü şeyler (kendilerine ya da anne-babalarına zarar gelebileceğinden, başarısız olacaklarından) olabileceğinden kaygılanırlar. Tekrar edici davranışları yaptıklarında bir süreliğine rahatlasalar da kısa süre sonra aynı düşünceler ile baş etmek için yine takıntılı davranışı yapmak zorunda hissedeler. Bu davranışların anlamsız olduğunu bilseler de bireyler kendilerine engel olamazlar.

Obsesyon olarak tanımlanan anlamsız düşünceler ile baş etmek için ortaya çıkan takıntıların en sık rastlanılanları el yıkama, sayma, nesneleri sıraya dizme, düzenleme, dokunma vb. davranışlardır.

Bu sorunun neden olduğu takıntılı davranışlar gelişim sürecinde ortaya çıkan tekrar edici davranışlarda farklıdır. Örneğin tuvalet temizliğinden sonra saatlerce elini yıkadığı için zamanın büyük bir kısmımı banyoda geçirmek zorunda kalmak, ödevinin en iyi şekilde olması için en ufak bir yanlış yaptığında bütün ödevi baştan yazmak, kıyafetlerini giyerken düğmeleri defalarca açıp yeniden iliklemek gibi davranışlar hem çocuğun hem de ailenin hayatı üzerinde olumsuz etkilere sahiptir.

Takıntılar davranışların anlamsız olduğunu bilmek bunların değiştirilmesi için işe yaramaz bu konuda çocuğun ve ailenin mutlaka profesyonel yardım alması gereklidir. Bu sorun ile ilgili yardım sürecinde aile ilk olarak bir çocuk ergen psikiyatrı ile görüşebilir. Aynı zamanda takıntlılı davranışların kontrol atlına alınmasına yardımcı olacak davranışçı terapi ile tedavi desteklenmelidir. Anne-babanın çocuğun yaşadığı bu sorun karşısındaki tutumları da tedavi sürecinde çok önemli bir etkiye sahiptir.

UTakıntılar Neden Ortaya Çıkar

Obsessif Kompülsif Bozukluk kaygı ile ilgili bir sorundur. Saplantılı düşünceler ve takıntılı davranışların altında kaygı olduğu belirtilmektedir. Çocuklarda görülen takıntılı davranışların ortaya çıkmasındaki etkenler incelendiğinde anne-baba tutumları, kişisel özellikler ve genetik faktörler dikkat çekmektedir.

Genel olarak direk bir neden sonuç ilişkisi kurulması zor olsa da anne-babanın aşırı titiz, korumacı ve mükemmeliyetçi tutumlarının çocuklarda takıntılı davranışı pekiştirdiği düşünülmektedir. Özellikle tuvalet alışkanlığının kazanıldığı 2 yaş döneminde tuvalet eğitiminin baskı ile

verilmesi, temizliğin çok vurgulanması takıntılı davranışların gelişmesinde etken olabilmektedir.

Bazı durumlarda anne-baba kendi kaygılarını birebir çocuğa yansıtmasalar da davranışları ile model olabilmektedir. Örneğin eve her gelen misafirsen sonra tüm evi baştan aşağı silen bir annenin verdiği gizli mesaj; dışarısı pis ve mikroplu, evin temiz olması ve mikroplardan korunmak için sürekli temizlik yapmak gerekir.

Temizlik ve düzen elbette çocuğun öğrenmesi gereken değerlerdir. Ancak bu değerlerin ne şekilde verildiği, öğretildiği önemlidir. Örneğin yeterince temiz olmazsa annesinin onu sevmeyeceğini duyan bir çocuk annesinin sevgisini kaybetme korkusuyla temizlik ile ilgili takıntılı davranışlar sergileyebilir.

Her ne kadar çocuğun davranışları üzerinde anne-babanın etkisi olsa da kişilik özelliklerinin ve genetik faktörlerinin etkisi göz ardı edilmemelidir. Bir çok ruhsal sorun gibi obsesif kompülsif bozukluk da genetik geçişli bir rahatsızlıktır.

UAnne-Baba Tutumları

İster gelişimsel dönem özelliği isterse kaygı bozukluğu olarak ortaya çıkan takıntılar karşısında anne-babalar endişe ve zaman çaresizlik hissedebilirler. Takıntılı davranışlar konusunda çocukların cezalandırılması, kızgınlık ve baskı ile bu davranışlardan vazgeçirmeye çalışmak yaşanılan sorunu olduğundan daha da ciddi hale getirebilir.

Takıntılı davranışları iyi gözlemlemek, çocuğun hayatı üzerindeki etkilerini takip etmek, bu konu ile ilgili bir uzmana danışmak ve takıntılara neden olan etkenlerini belirlemeye, anlamaya çalışmak çok önemlidir.

Takıntılı davranışa olumlu ya da olumsuz olarak ilgi göstermek bu davranışların pekişmesine yardımcı olabilir. Çocuğunuzun bu davranışları sizin ilginiz çekmek için bir yöntem olarak görmesi durumu daha da zorlaştırabilir.

Anne-baba olarak davranışlarınızla model olduğunuzu ve çocuklar için en etkili yöntemin görerek öğrenme olduğunu hatırlayın. Eğer siz aşırı titiz, mükemmeliyetçi tepkiler verirseniz çocuğunuz da bunları taklit edecektir.

Çocukların kendi sorunlarını çözmeleri için fırsat vermek, güven duygusunun gelişimini desteklemek, anne-baba olarak onlara koşulsuz sevgi ve kabul gösterdiğiniz hissettirmek hem kişilik gelişimini destekleyecek hem de riskli davranışların ortaya çıkmasını engelleyecektir.

Çocukla ilgili beklentileri gözden geçirmek, kaygıyı arttıracak tutum ve eleştirilerden kaçınmak, çocuğun yaşadığı sorunun nedenlerini anlamaya çalışmak önemlidir. Özellikle obsesif kompülsif bozukluğun tedavisinde anne-babanın da çocuğa destek olması, tedavi ve terapi sürecinin parçası olması, uygun yaklaşımlar ile ilgili bilgi edinmesi bu sorunun çözümünde gereklidir.

Ece Akın Bakanay

Uzman Psikolojik Danışman

GÜNCE Psikolojik Danışmanlık ve Grup Çalışmaları Merkezi