Modernleşen çağ ile birlikte hayatımızdaki stres faktörleri de değişik boyutlara ulaştı. Sabah evden çıkmadan bile alarmımızın çalmaması, suların kesilmesi gibi birçok unsur canımızın sıkılmasına yetiyor. Evden canımız sıkkın olmadan çıksak bile trafik o konuda gerekeni yapıyor. Ya da diğer insanların hoşgörüsüzlüğü veya hepimizin canını sıkan gündemdeki olaylar. İşte bütün bu stres unsurlarıyla beraber, maalesef şiddette gitgide hayatımızın bir parçası oluyor.

Bizler bu kadar etkilenirken çocuklarımız da ister istemez bu durumlardan etkileniyorlar. Bu yazıda sizlerle çocuklarda görülen şiddetin nedenlerinden, şiddet gösteren çocukların iç dünyalarından ve bu tür eğilimi olan çocuklara nasıl yaklaşılması gerektiğinden söz edeceğiz.

Önce kısaca şiddeti tanımlayalım. Genellikle engellenme durumunda ortaya çıkan, hayalkırıklığı ve kızgınlık duygularıyla baş etmekte zorlanan kişinin gösterdiği uygun olmayan ve karşısındakine zarar verebilecek tepkilere şiddet denir. Şiddet denildiğinde genellikle ilk aklımıza gelen fiziksel şiddet olur, ancak unutulmaması gereken önemli bir nokta şiddetin yalnızca fiziksel olmaması gerekmediğidir. Şiddet; bağırma, küfür etme, tehdit etme, eşyalara zarar verme, hayvanlara zarar verme, kişinin kendine ya da başkalarına zarar vermesi gibi birçok farklı biçimde ortaya çıkabilir.

Çocuklarda Şiddet Neden Görülür? Etkili Faktörler Nelerdir?

Çocuklarda görülen şiddetin tek bir nedeni yoktur. Şiddet, birçok faktörün etkileşiminden ortaya çıkar.

Genetik Faktörler

Bazı çocuklar ebeveynlerinin genlerinden taşınmış olan kalıtımsal kişilik özellikleri nedeniyle şiddet göstermeye eğilimlidir. Bu özelliklerin bazıları; çocuğun çok hareketli olması, dürtüsel olması, ya da inatçı ve hırçın olmasıdır.

Çevresel Faktörler

Aile

Öğrenme en başta ev ortamında başlar. Anne ve babalar tarafından unutulmaması gereken en önemli şey çocuğun anne ve babasının davranışlarını örnek aldığıdır. Çocuklara öncelikle olumlu birer model olunması gerekmektedir. Çocuklar büyürken ebeveynlerinin aynadan yansımaları gibidirler. Ev ortamında ne görürlerse, davranış biçimi olarak onu benimserler. Eğer çocuğun insanlara sevgi ve saygıyla yaklaşması isteniyorsa öncelikle anne babaların çocuklara sevgi ve saygıyla yaklaşması gerekmektedir.

Aileler kimi zaman farkında olmadan çocuklarına istenmeyen davranışları kendi hareketleriyle öğretmiş olurlar. Telefonda bağıran babasını gördüğünde, çocuğun bağırmanın sorunlarla baş etme yollarından biri olduğunu düşünmesi bu konuya bir örnek olabilir. Çocuklar, hem anne babalarının birbirleriyle olan ilişkilerini gözlemler ve model olarak alır, hem de anne babalarının kendileriyle olan ilişkilerini taklit ederler.

Medya

Maalesef günümüzde medya özellikle de televizyon programları çocukların psikolojik gelişimi açısından çok da yararlı birer kaynak değil. Çocukların televizyon seyredebileceği saatlerde verilen bazı programlar çocuklara yönelik olmadığı gibi, çocuklar için özel hazırlanmış programlar ve çizgi filmler bile şiddet, agresyon gibi unsurları içermekte. Bu programlarda çocuklara uygun olmayan mesajlar farkında olmadan iletilmektedir. Araştırmalar, çocukların televizyonda gördüklerinden etkilendiklerine, taklit ettiklerine ve bazı karakterler ile kendilerini özdeşleştirdiklerine dikkat çekmektedir. Televizyonda şiddeti gören çocuklarda şiddet ve agresyon eğiliminin arttığı bilinmektedir.

Şiddet Gösteren Çocukların Özellikleri

Şiddete eğilimi olan çocuklarda genellikle benzer bir takım gerçek ile örtüşmeyen düşünceler vardır. Şiddet eğilimi gösteren çocuklar, tüm dünyanın onlara karşı olduğunu düşünürler ve kendilerini hiçbir koşulda güvende hissetmezler. Bu nedenle başkalarına karşı gösterdikleri şiddeti de kendilerince açıklamış olurlar.Kendilerine güvenleri çokmuş gibi gözükse de şiddet gösteren çocukların benlik değerleri ile ilgili güvenleri düşüktür. Bu tip çocuklar, saygı görebilmek için tek yolun şiddete başvurmak olduğunu düşünürler. Sorunlar ile karşılaştıklarında baş etme yöntemi olarak aslında sosyal açıdan kabul olmayan bir yol olan kendinden güçsüz olanları ezerek çözüme ulaşmaya çalışırlar. Aynı zamanda empati becerilerinden yoksundurlar. Davranışlarının sonucunda, karşısındaki kişilerin neler hissettiklerini ve düşündüklerini anlayamazlar.

Aileler Çocuklarda Görülen Şiddetin Önüne Geçmek için Neler Yapabilir?

Aile İçi İletişim

Daha önce de belirtildiği gibi, çocuklar evdeki tüm bireylerin birbirleriyle ve kendileriyle olan iletişimlerini model olarak alırlar. Bu nedenle özellikle ebeveynlerin duygularını kontrol etmeleri ve sorunlarla baş ederken uygun yöntemlere başvurmaları önemlidir. Anne babalar çocuklarına karşı sabırlı ve anlayışlı olmaları, aile içindeki bireyler arasındaki iletişimin olumlu olmasını sağlayacaktır. Anne ve babalar tarafından unutulmaması gereken en önemli şey çocuklarının kendi davranışlarını örnek aldıklarıdır. Çocuklardan nasıl davranması bekleniliyorsa, anne babaların da bu şekilde davranması gerekmektedir.

Aile bireyleri arasındaki ilişkilerin açık, sevgi ve saygı çerçevesi içinde olması, çocukların başkalarıyla olan iletişiminde de sevgi ve saygı çerçevesinde olmasını sağlayacaktır.

Uygun Disiplin Yöntemleri

Disiplin ve sınırlar çocukların kendilerini güvende hissetmelerini sağlar. Kimi zaman çocuklar, kuralların ne kadar esneyebileceğini görmek için sınırları zorlamaya çalışabilirler. Böyle bir durumda anne babaların tutarlı olması çok önemlidir. Bunun yanında, anne ve babaların kuralları

uygularken aynı şekilde tutarlı olmalarının da çocuklara kuralların esnemediğinin bir göstergesi olacaktır.

Çocukların anlayabilecekleri şekilde açık mesajlar vermek, kuralların uygulanması açısından önemlidir. Karmaşık mesajlar çocukların kafalarının karışmasına neden olduğundan, çocuklar ellerinde olmadan kuralları uygulamayacaklardır.

Kendileriyle ilgili bazı şeylerin çocukların seçmesine izin vermek, çocukların sorumlulukları üstlenmesi ve kurallara uyması için teşvik edici olacaktır. Tercih hakkını kullanabileceği seçenekleri ebeveynlerin önermesi çocuğun sınırsız bir bağımsızlık elde etmemesi açısından önemlidir.

Çocuklardan mükemmel olmalarını beklemek, üzerlerinde kaldıramayacakları bir baskı yaratır. Böyle bir beklenti, çocukların kendilerini kötü ve yetersiz hissetmelerine neden olacaktır. Bu tip hayal kırıklıkları çocukları şiddet kullanmaya yöneltebilir. Bu nedenle, ailelerin kendileri için gerçekten hangi davranışların önemli olduğunu tespit etmeleri ve çocuklarını bu şekilde yönlendirmeleri önemlidir. Aileler için çok da önemli olmayan bazı davranışları görmezden gelmek çocuğun sürekli ‘hayır', ‘yapma' gibi olumsuz mesajları daha az almasını sağlayacaktır.

Ceza bir davranışın hatalı olduğunu gösterir ancak cezalar olumsuz duygular yaratır ve bu davranışın bir daha tekrarlanmamasını sağlamaz. Cezalar çocuğun kendini ‘kötü bir bireymiş' gibi hissetmesine neden olur ve çocuktan beklenen uygun davranışın ne olduğunu göstermez. Verilen cezaların çocuğun kişiliği hakkında olmadığı sadece o davranış ile ilgili olduğu mesajı mutlaka çocuklara verilmelidir. Bunun yanında, çocuktan beklenen uygun davranışın ne olduğu da çocuk ile konuşulmalıdır. Çocuklara verilen cezanın dozu mutlaka ayarlanmalı ve psikolojik açıdan uygun olmayan ve çok ağır cezalar kesinlikle uygulanmamalıdır. Öte yandan ödüller ve olumlu teşvik çocuktan beklenen davranışların ne olduğunu gösterdiğinden ve davranışı pekiştirdiğinden önemlidir. Bu nedenle önceden belirlenecek 2-3 davranış ve kural ile ilgili bir ödül sisteminin olması faydalı olacaktır.

Televizyon Kontrolü

Ebeveynlerin, çocuklarının izlediği programlara ve saatlere bir kısıtlama getirmesi çok önemlidir. Çocuk ile beraber seçilecek olan 2-3 programı seyretmesi ve bunun dışında televizyon seyretmemesi, çocuğun kendi yaşına ve psikolojik gelişimine uygun olmayan programlara maruz kalmasını engelleyecektir. Çocuk ile beraber izleyeceği program seçerken, seyretmesine izin verilmeyen programların çocuğa uygun olmadığının açık ve yalın bir şekilde ifade edilmesi, çocuğun bu kararı içselleştirmesinde önemli bir rolü vardır.

Uzman Yardımı

Yukarıda belirtilenlerin uygulanması durumunda bile çocukta görülen şiddetin azalmadığı gözlemlenirse bir uzmanın danışmanlığına başvurmak doğru olacaktır.

Uzman ile birlikte öncelikle bu sorunun altta yatan nedeninin araştırılması gerekecektir. Bu sorunun altında yatan nedenler ortaya çıkarıldıktan sonra, bir süre bu nedenin üzerine çalışılması uygun olacaktır. Tüm aile bireylerinin bu süreçte yer alması çok daha etkili bir çözüm için gereklidir.

Altta yatan nedenin araştırılmasının yanında çocuğun, farklı duyguları tanıma ve uygun biçimde ifade etme, empati becerilerini geliştirme, kızgınlık ve hayal kırıklığı ile baş etme, uygun problem çözme becerileri, yapılan davranışların sonuçlarını deneyimleme ve kendini kontrol gibi konular hakkında bir uzman ile çalışması yararlı olabilmektedir.

Suzi Levi MIZRAHI

Uzman Psikolog

Günce Danışmanlık ve Grup Çalışmaları Merkezi