Yalan ve gerçek insanlık tarihi kadar eski. İnsanlar yalan söyler, bir çok farklı nedenden dolayı, bazen karşısındakini kırmamak, üzmemek için, bazen kendisini korumak için, bazen de beğenilmek ilgi görmek için. Ama gerçeği söylemek her zaman en erdemli ve öncellikli değerdir. Her anne-baba çocuğunun dürüst olmasını, yalan söylememesini ister. Ancak yalan da gerçek gibi hayatın bir parçasıdır ve her çocuk da her yetişkin gibi hayatının belli dönemlerinde yalana başvurur.

Çocuklar Niçin Yalan Söyler?

Yalanlar farklı nedenlerle ortaya çıksa da genel olarak çocukluk dönemi yalanlarının nedenlerine bakıldığında olumsuz durumdan veya cezadan kurtulmak, istediği bir şeyi elde etmek, arkadaşını korumak, ilgi çekmek, yetersizlik duygusu ile baş etmek, karşısındaki kişiyi (anne-babayı) üzmemek/mutlu etmek gibi amaçlar dikkat çeker. Çocuklar da yetişkinlerinkine benzer nedenlerle yalan söylerler aslında.

Çocukların ilk söylediği yalanlar söz konusu olduğunda durum biraz karışık bir hal alabilir. Çünkü gelişim dönemlerine bakıldığında okul öncesi dönemdeki çocuklarını en büyük özelliği "uydurmak"tır. 3-4 yaş çocuğu hikayeler uydurmayı, bunları anlatmayı sever. Hatta "uydurmak" bu dönemde çocuğun dil ve bilişsel gelişiminin bir göstergesi olarak bile kabul edilebilir. Genelde anne-babalarda bu "uydurmaları" keyifle dinler, bazen uydurulan hikayelerinin yanına hayal arkadaşları eklenir. Bu da okul öncesi dönemde sık rastlanan bir durum olsa bile zaman zaman anne-babanın endişelenmesine neden olabilir. Bu yaş grubunda hayal ile gerçek arasındaki çizgi yeni yeni oluşmaya başlamıştır. Bu dönemdeki "yalanlar" hayal dünyasının ürünüdür, çocuklar gerçek olmasını istedikleri fantezilerini dile getirirler, anne-babaların bu fanteziler karşısındaki tutumu genel olarak ilgiyle dinlemektir. Bu hikayeleri tam olarak yalan olarak değerlendirmek yanıltıcıdır. Ama yine de bu yaşlardan itibaren çocuklara gerçek ile hayal arasındaki farkı öğretmeye başlamak önemlidir. Anne-baba olarak yaratılan hikayeye ilgi gösterirken farkında olmadan uydurmaya ilgi gösteriyor duruma düşmemek önemlidir. Çocuğun anlattıklarının "çok güzel bir masal" olduğunu vurgulamak, hem onun hayal gücünü sınırlamamanın hem de gerçek ile hayal arasındaki farkı belirlemenin en kolay yoludur.

Ne zaman masum, yaratıcı "uydurmalar" birer "yalan" haline gelirler, çizgi nerede başlar ve biter ? Anne-babalığın zor taraflarından biri daha...Genel olarak çocuklar 5- 6 yaş itibarıyla yalan-doğru, hayal ile gerçek arasındaki ayırımı öğrenmeye başlasalar da daha yolun başındadırlar. 3- 4 yaş çocuğunun "uydurmalarına" bu dönemde daha az rastlanır. Bu dönemdeki yalanlar genellikle hoş olmayan bir durumdan ya da sorunun çözümünden kaçınmak, arkadaşlar arasında kendini göstermek, anne-babanın ilgisini çekmek gibi nedenlerle ortaya çıkar. Özellikle çocuk kendisi için sıkıcı olan bir durumdan kurtulmak (ödev yapmamak ya da daha çok televizyon izleyebilmek için ödevim yok demek vb.), ya da anne-babayı mutlu etmek (sınavdan yüksek not aldığını söylemek vb.) için yalana başvurduğunda anne-baba doğruyu söylemenin ve dürüst olmanın önemi ve değerini vurgulamaları ve davranışları ile bunu göstermeleri önemlidir.

Ergenlik dönemindeki yalanlar anne-baba tarafından okul öncesi ya da çocukluk dönemindeki yalanlar kadar hafife alınmaz. Çünkü artık çocuklarının doğru ile yalan arasındaki farkı bildiklerinden emindirler ve yalan söylemek kabul edilemeyen bir davranıştır. Aslında bu dönemde söylenen yalanlarda daha önceki yıllardaki yalanlarla benzer nedenlerle ortaya çıkar. Arkadaşlara kendini beğendirmek, anne-babaya bağımsızlığını kanıtlamak (bazen anne-baba baskısından kurtulmak) ama en çok da sıkıcı ya da olumsuz bir durumdan kendini kurtarmaya çalışmak ergenlik dönemindeki yalanların başlıca nedenleridir.

Ancak çocuk ya da ergen yalana günlük hayatında sıklıkla (belli bir neden olmaksızın) başvuruyorsa, yalanlar sosyal ve duygusal uyumunu olumsuz olarak etkilemeye başlamışsa, o zaman bu yalanlar ciddi bir sorunun habercisi olabilirler. Anne-babanın bu sorunun çözümü için vakit kaybetmeden harekete geçmesinde ve çocuğa yardım edecek yolar araştırmasında yarar vardır.

UYalan ve güven

Anne-baba çocuklarının yalan söylediğini fark ettiklerinde genel olarak ilk tepkileri hayal kırıklığı, kızgınlık ve benzeri duygulardır. Çocukları ile aralarındaki güven ilişkisinin sarsılması her anne-baba için oldukça üzücüdür. Yalanın anne-baba-çocuk ilişkisi üzerindeki etkileri kısa ve uzun vadeli olarak değerlendirilebilir. Kısa vadede çocuğun yalanı ortaya çıkarsa anne-babanın tepkisi ile karşılaşır, uzun vade de ise

güven ilişkisi zarar görmüş olur, anne-baba çocuklarının söylediklerini kontrol etmeye, yalan mı doğru mu söylediğini anlamak için her anlattığına şüphe ile yaklaşamaya başlar. Eğer yalan ortaya çıkmazsa o zaman kısa vadede çocuk davranışının olumsuz sonuçlarından kurtulmuş olur ama uzun vadede anne-babaya yalan söylemiş olmanın suçluluğunu, pişmanlığını hisseder, bu da kişilik gelişimi ve benlik algısı üzerinde olumsuz etkilere neden olabilir.

Çocukluk dönemindeki yalanları fark etmek anne-baba için kolay olabilir, çocuğun davranışlarından, beden dilinden, ses tonundan anne-baba gerçek ile yalanı ayırt edebililer. Ancak ilerleyen yaşlarda bu gibi ip uçlarını yakalamak zorlaşacaktır. Ayrıca çocuğun her an yalan söylediği şüphesiyle yaklaşmak hem anne-babayı hem çocuğu hem de aile ilişkilerini olumsuz olarak etkileyecektir.

Çocuklar yalan söylerler, aynı biz yetişkinler gibi, ama yalanları karşısında hayal kırıklığı ve kızgınlık ile tepki vermek ne onların uygun davranışı öğrenmesine ne de yalandan vazgeçmelerine yardımcı olmaz. İşe yaracak olan küçük yaştan itibaren yalan ile gerçek arasındaki farkı öğretmek, olumlu davranışları pekiştirmek, yalan ile karşılaşıldığında ise dürtüsel bir tepki vermeden önce bu davranışın altında yatan nedeni anlamaya çalışmak ve çözüme nedenden başlamaktır.

UYalanla baş etmek

Peki anne-baba çocuklarının yalan söylediğini anladıklarında ne yapmalılar, nasıl tepki vermemeliler?

Öncellikle yalan ile baş etmede en etkili yöntem anne-babanın model olmasıdır. Anne-babanın günlük hayatta dürüstlüğe verdikleri önemi sadece verdikleri öğütler ile değil kendi davranışları ile desteklemeleri gereklidir. Çünkü çocuklar bir çok davranışı ve beceriyi anne-babayı, yetişkinleri gözlemleyerek öğrenirler. Anne-babanın "küçük, masum ya da beyaz yalanlar" söylemesi çocuğa gerektiğinde yalan söylenebileceği mesajını verir. Anne-babanın günlük hayatta yalana başvurması kadar çocuğun onlar adına yalan söylemesini istemesi de olumsuz davranışın pekişmesine neden olacaktır. Örneğin anne telefonda konuşmak istemediği birine çocuğundan evde olmadığını söylemesini istediğinde dürüstlük konusunda yapılan tüm uyarı ve hatırlatmalar çocuk için değerini yitirecektir. Anne-babalar çocuklarının

yalan söylemesinden hoşlanmaz, ancak günlük hayat içerisinde bazen fark etmeden yalana başvurabilirler. Böyle bir karmaşayı çocukların anlaması ve değerlendirmesi zordur. Evet yalan söylemek yanlıştır ama diğer taraftan da aslında hayatın bir parçasıdır. Hepimiz zaman zaman karşımızdakini kırmamak, kibar olmak adına gerçek olmayan açıklamalar yapmışızdır, ya da kendimizi zor bir durumdan kurtarmak için yalan başvurmuşuzdur, dolayısıyla çocuklarımıza dürüst olmayı öğretmek sandığımızdan daha zorlu bir süreçtir.

Çocuğun yalanı ortaya çıktığında anne-baba için zor da olsa da ilk andaki şiddetli duygusal tepkiden kaçınmak, biraz düşünüp sonra harekete geçmek daha etkili olacaktır. Ortada bir yalan var ise öncellikle o yalanın altında yatan nedeni anlamaya çalışmak önemlidir. Çocuğu yalana başvurmaya iten etkenler neler olabilir? Eğer bu nedeni anlayabilirsek yalan ile baş etmek, ilerleyen zamanlarda tekrar etmesini önlemek mümkün olacaktır. Örneğin çocuk anne-babanın kızgınlığından kaçınmak için yalana başvuruyorsa yalan ortaya çıktığında çocuğa kızmak sadece onun kafasındaki nedeni daha da sağlamlaştıracaktır. "işte ben zaten bana kızacaklarını biliyordum", bir daha ki sefere yakalanmamak için daha iyi yalan söylemeyi deneyecektir. Anne-baba her ne kadar çocuğun yaptığı davranışa değil yalan söylemesine kızdıkları anlatmaya çalışırlarsa çalışsınlar çocuğun aldığı mesaj bu değildir.

Eğer çocuklar yalan söylüyorsa ortada kaçınmak istedikleri bir durum vardır genelde. Böyle bir durumda çocuğun sorunla baş etme, problem çözme becerilerini desteklemek, zorluklarla baş etmek için yalan söylemek yerine daha etkili yöntemler kullanabileceğini göstermek yararlı olabilir. örneğin arkadaşlarının ilgisini çekmek için hikayeler uyduran bir çocuğa arkadaşları ile ilişkilerini geliştirmek için yöntemler öğretmek, arkadaşları arasında popüler olmasına yardımcı olacak düzenlemeler yapmak (doğum günü partileri, hafta sonu planları), tüm bu alternatif çözümleri çocukla birlikte bulmak onun yalana alternatif olacak, uygun problem çözme becerilerinin gelişmesine yardımcı olacaktır.

Yalan ortaya çıktıktan sonra anne-babanın ilk tepkisi hayala kırıklığı ve kızgınlık duyguları ile çocuğu cezalandırmak olabilir. ancak cezalar genellikle kısa vadede etkili gibi görünse de aslında uzun vadede çocuğa yalanın alternatifi olan uygun davranışı

öğretmediği için çok etkili olmayacaktır. Bunun yanı sıra ceza alan çocuk bir daha ki sefere yakalanmamak için daha çok çaba harcayacaktır. Sıcağı sıcağına kızgınlıkla verilen ceza yerine çocuğun davranışının sonuçlarını yaşamasını sağlamak, yaptığının sorumluluğunu almak için fırsat vermek daha etkili olacaktır. Cezalar öğrenilmiş olumsuz davranışı engellemeye yararlar ancak yerine uygun olan davranışın öğrenilmesinde tek başlarına etkili olamazlar. Çocuk ceza sayesinde ne yapılmaması gerektiğini anlar ama ne yapması gerektiğini öğrenemez. Bunun yanı sıra tek başına cezalar çocuğun tepkisel davranmasına, kızgınlık ve suçluluk hissetmesine, nasıl olsa ceza ile olumsuz davranışının bedelini ödediğini düşündüğü için ilerde aynı davranışı tekrar etmekte sakınca görmemesine neden olabilir. Ceza yalanla baş etmekte ilk ve tek çare olarak görülmemelidir.

Anne-baba çocuklarının yalan söylediklerini düşündüklerinde yalanın ortaya çıkması için çocuğun itiraf etmesini ister, ancak itiraf etmek için zorlamak genellikle daha çok yalanın söylenmesine neden olur. Çocuklar anne-babanın tepkisinden korktukları, gerçeğin ortaya çıkmasını istemedikleri için yalanı başka yalanlarla gizlemeye çalışırlar. Bu da doğal olarak anne-babanın kızgınlığını, hayal kırıklığını ve çocuğun suçluluk duygusunu daha da arttırır.

Yalan söylemekten daha önemli olan yalana neden olan davranışı anlayabilmektir. Anne-baba enerjisini ve ilgisini yalanı yakalamaya odaklarsa çocuk yakalanmamak için sadece daha iyi yalan söylemenin yollarını öğrenmeye odaklanır. Eğer ortada bir yalan varsa o yalana nende olan daha ciddi bir sorun vardır. Yalan ile baş etmek için sorunun kaynağına inmek önemlidir.

Ailede dürüstlüğü her zaman vurgulanması, ödüllendirilmesi ve ilgi görmesini sağlayın. Yalan söylememek ailenizin kuralı olsun. Ve hiçbir durumda bu kuralın değişmesine izin vermeyin. Çocuğun yalana başvurmadan istediklerini elde etmesi, sorunlarını çözmesi için fırsat verin. Yalanlar hayatın bir parçası olabilir ama bu davranışa izin vereceğiniz, görmezden geleceğiniz anlamına gelmemelidir. Gerçeği söylemenin, dürüstlüğün sadece bir davranış değil kişisel bir değer ve karakter özelliği olduğunu unutmayın. Yalandan çok daha tehlikeli olan yalana inanmaktır, çocuklarımıza yalanın olmadığı bir dünya sunmak pek mümkün değil amam gerçek ile yalan arasındaki farkı, yalanın sonuçlarını anlatmamız ve öğretmemiz mümkün.

Ece Akın Bakanay

Uzman Psikolojik Danışman

Günce Psikolojik Danışmanlık Ve Grup Çalışmaları Merkezi