Önce güvenli bir kucak, ardından en iyi manzaranın görüldüğü omuzlar, sonra ise bizim için dünyadaki en güçlü kişi anlamına gelen "baba"larımız hayatımızda olduğu sürece hep kendimizi güvende hissederiz. Çünkü baba olmak korumak ve kollanmak anlamına gelir çoğu zaman. Peki diğer katkıları nedir babalarımızın? Babalar çocukların gelişimini nasıl etkiler? Ya da babaların çocukları ile iletişimi nasıl olmalıdır?

Hamile babalar

Bebek sahibi olmaya karar verdikten ve iki pembe çizgiyi yan yana gördükten sonra başlayan telaşlı süreçte herkes annenin büyüyen karnı ile ilgilenirken aslında babalar da yepyeni bir sürece hazırlanıyorlar. Anneler genetik miraslar ve hormonlar sayesinde, en sıkıştıkları zamanlarda içgüdüleri ile yollarını bulsalar da babalar, annenin gebelik döneminde ve sonrasında birçok noktayı öğrenmek durumunda hissediyorlar.

Anne hamilelik sürecini yaşarken babalar da yeni doğacak çocukları ve yeni edinecekleri rolleri ile ilgili birçok farklı duygu yaşayabiliyor, değişik düşünce veya kalıplarla tanışabiliyorlar. Gebelik süresince babalar daha geri planda kalıyor gibi görünseler veya hamilelik yoğun olarak annenin yaşadığı bir tecrübe olarak ortaya çıksa da, bu erken dönemde bile babanın yaşadıkları çocuğun ileriki yaşantısında büyük önem taşıyor. Çünkü babanın baba olmakla ilgili hisleri, endişeleri, kaygıları veya hevesleri yetiştirirken çocuğuna yansıyor.

Bebeklerini beklerken babalar;

√ Eşlerine destek olurken kendi duygu ve düşüncelerini de gözden geçirebilir,

√Kendi babalarında sevdikleri, sevmedikleri, öğrendikleri, öğrenmek istedikleri, yarım kalan veya çok büyük mutlulukla hatırladıkları anıları canlandırabilir,

√Çocukları ile yapmak istediklerini, öğretmek istedikleri değerleri veya "çocuğum olursa..." diye başlayan cümleler ile planlarını listeleyebilir,

√Baba olmuş arkadaşları ile görüşebilir, kaygılarını paylaşabilir, sorularını sorabilir,

√Kendi güçlü ve zayıf yanlarının çocuk yetiştirme süreçlerini nasıl etkileyeceğini düşünebilir,

√Hepsinden önemlisi "baba" oluyor olmanın heyecanına eşleriyle birlikte ortak olabilirler.

Bebek henüz doğmadan başlayan babalık rolünde;

*Babanın kaygılarını ve endişelerini fark edebilmesi,

*Kendi hayatında yarım kalan, tamamlayamadığı veya gerçekleştiremediği hayallerini çocukların hayatları üzerinden gerçekleştirme konusunda temkinli olması,

*Cinsiyeti ile bir beklentisi varsa, bunu eşi veya uzmanlarla görüşerek hazırlanması,

*Maddi ve manevi imkanlarını, yeterliliklerini kendini iyi hissedeceği bir formda tutması,

*"Baba" kimliğinin getirebileceği ek sorumluluk duygusu ile baş edebileceği kaynakları hazırlaması babalara yardımcı olabilir.

Unutmamak gerekir ki, çocuğun hayatında babanın önemi ve yeri çocuk doğmadan önceki süreçte de belirgindir. Baba olmak bebeğin kucağa alındığı ilk anda veya sonraki yıllarda

daha kuvvetli şekilde hissedilse de aslında "baba" olarak değişen veya yenisi eklenen rolümüzün ilk adımı bebek sahibi olmaya karar verdiğimiz ilk andır.

Yeni doğan döneminde babalar

Hastaneden eve gelişte hem annenin hem babanın yaşadığı, neşe, kaygı, merak, bazen hüzün çoğunlukla da yetersizlik duygusu evdeki yeni havaya karışır. Oldukça savunmasız olan bir varlığın "baba"sı olmak, eş ile olan ilişkideki "koca" rolünden farklı olarak, size daha çok ihtiyaç duyulması, daha yeterli olmak zorunda kalmak veya oldukça uzun sürecek bir sorumluluk sürecine başlamak demektir. Bu durum da çoğu zaman babanın ne yapacağını bilmekte zorlanması veya duygusal anlamda farklı tepkiler vermesi anlamına gelebiliyor.

Bu dönemde babaların;

*Bebekleri ile duygusal gelişimlerini destekleyen bir ilişki kurmaya çalışmaları,

*Göz kontağı ve tensel teması sürdürmeleri,

*Bez değiştirme, biberon ile emzirme, gaz çıkarma süreçlerinde yer almaları,

*Bebeğin günlük rutinine uygun hareket etmeleri,

*Annenin yaşayabileceği duygusal gel-gitlerde bebeğin ihtiyaçlarının karşılandığından emin olmaları,

*Çıkabilecek sorun veya krizlerde soğukkanlılıklarını koruyabilmeleri, baba ile bebeği arasındaki bağın kuvvetlenmesine ve bağ güçlendikçe de babanın kendini bu rol içinde daha yetkin ve yeterli hissetmesine yardımcı olacaktır.

Yeni doğan dönemindeki bebekle kurulan ilişki, ilk üç aylık dönemden sonra bebek ve baba arasında daha da zenginleşir. Gülümsediğinizde karşılık veren, göz kontağı kuran, tensel temas kurduğunuzda rahatlayan bebeğinizle gitgide daha güçlü bir bağınız olduğunu hissedeceksiniz.

Yüksek ses kullanmamak, azarlayan tavırlardan uzak durmak, reddeden bir tutum içine girmemek, ihtiyaçlarını karşılamakta çok uzun süre gecikmemek, bebeğin erken dönemindeki gelişimi için oldukça önemlidir.

6-12 aylık dönemde ise çeşitlenen oyunlar, ses tekrarlarının başlaması ve konuşmaya dönüşmesi ile baba da çocuğunun hayatındaki katkısını daha net görmeye, giderek karşılıklı bir alışverişe dönüşen iletişim ile babalar, çocuklarının duygusal, sosyal, bilişsel gelişimlerinde daha etkin rol oynamaya başlarlar.

Çocuğun sosyal-duygusal gelişiminde babanın rolü

Bebeğin kendi merkezinden uzaklaşıp, başka insanlarla iletişim kurmaya başladığı andan itibaren sosyal-duygusal gelişimi de başlamış olur. Çünkü sosyal-duygusal gelişim, iletişim, etkileşim ve bireylerin birbirlerine yaptıkları aktarımlarla şekillenir.

Göz kontağı kurmak, gülümsemek, gülümsemeye tepki vermek, ilgi çekmek için ağlamak, ilgi gösterilmediğinde tepki vermek gibi davranışlar ilk sosyal-duygusal tepkilerdir. İlerleyen yaşlarda ise çok çeşitli davranışlar gözlenir. Karşı tarafın ihtiyacını anlamak, kendi ihtiyacını ve isteğini belirtmek, arkadaşlık kurmak gibi giderek farklılaşan sosyal-duygusal gelişim basamaklarının her birinde babanın önemi büyüktür. Çünkü çocuklar kız veya erkek olmaları

çok fark etmeksizin, bu gelişim basamaklarını anne ve babalarından görerek, taklit ederek, öğrenerek çıkarlar.

Çocuklarının sosyal-duygusal gelişimlerini desteklemek için babalar;

-Kendi duygularının farkında olabilir ve bunları söyleyebilir; "Seni çok özledim", "Seni çok seviyorum" gibi,

-Duygu ifadelerini beden dilleri ile destekleyebilir; sarılma, öpme, sırt sıvazlama, kucaklama gibi sözsüz duygu ifadelerini kullanabilir,

-Yüz ifadeleri ile duygularını belli edebilir ve tüm bunlarla duygular ve duyguları sergileme becerileri konusunda model olabilirler.

-Zor durumlarla karşılaştıklarında problemlerini çözme konusunda yardımcı olabilir, birlikte fikir geliştirebilir,

-Kendi hayatlarından örnekler vererek, çocuklarının kendi yollarını bulmasına yardımcı olabilir,

-Kendilerini korumayı ve savunmayı uygun sosyal normlar içersinde öğretebilir,

-Hayata dair değerleri gösterebilir ve bunları tecrübe etmesini sağlayabilir (merhamet, yardımseverlik, saygı gibi),

-Ev içinde paylaşım ve sorumluluk duygusunu destekleyebilir, minik görevler verebilir,

-Çocuklarının becerilerine göre birlikte oyunlar geliştirebilir ve oyun oynayabilir,

-İçinde yaşadığı çevre ve çevrenin özelliklerinden çocuğunu haberdar edebilir,

-Çocuğu ile kuracağı ilişkinin, kız ve erkek çocuk da olsa, ileriki yaşamda yaşayacağı ilişkileri biçimlendireceğini unutmadan, ceza ve tehditten uzak güvenli bir ortam sağlayabilir.

Okul öncesi dönem çocuklarının sosyal ve duygusal gelişiminde oyun, oyuncaklar, ev dışı aktiviteler baba-çocuk ilişkisinde önemli yer tutarken, okul çağı çocukları babaları ile ödev yapma, ders çalışma gibi okul etkinliklerini paylaşmak isteyebilirler. Bu yaşlarda gelişen ve zenginleşen zihinsel beceriler, baba-çocuk arası sohbetlerin de zenginleşmesine, gözlem yapılan konular üzerinde konuşulmasına imkan tanır.

Ön ergenlik ve ergenlik dönemlerinde ise babanın rolü, koçluk, yol göstericilik, danışmanlık gibi bir forma bürünebilir.

Çocuk kaç yaşında olursa olsun, sosyal-duygusal gelişiminde babanın en büyük rolü ve önemi, çocuğun kendine güvenini desteklerken, kendisi ile barışık ve mutlu bir çocuk yetiştirebilmektir.

Çocuklar yaşlarına ve sosyal-duygusal gelişimlerine göre babaları ile olan ilişkilerinde farklı tepkiler verebilirler. Erken dönemlerde babaya hayranlık ön planda iken, ilerleyen yaşlarda baba ile rekabet etme dönemi başlar. Ergenlikle birlikte ise babayı beğenmeme süreci ile ergen kendi kimliğini bulmaya çalışır.

Çok ayrıntılı olmasa da çocuğunun geçtiği sosyal-duygusal gelişim dönemlerinin özelliklerini bilmek, çocuk ve baba arasındaki ilişkinin kalitesinin artmasına, daha da önemlisi baba-çocuk arasında gerçekleşen paylaşımların çocuğun gelişimi için sağlıklı bir boyutta olmasına imkan tanır.

Kız mı erkek mi?

Çoğu anne baba gebelikle başlayan süreçte kız veya erkek çocukları olma ihtimalleri ile ilgili farkında olarak veya olmayarak bazı şemalar kurarlar. Cinsiyetini öğrendikten sonra ise ebeveynler için başka bir yolculuk başlar.

Kız veya erkek çocuk sahibi olmak anne babalar için fark etmese de, kız ve erkek çocukların birbirlerinden farklı olan sosyal-duygusal gelişimleri ister istemez babalarıyla olan ilişkilerinde de farklılık yaşanmasına neden olur.

Kız çocuklar gelişimleri gereği babaları ile erken dönemlerden itibaren hayranlığa dayanan bir ilişki kurarken, erkek çocukların babaları ile ilişkilerinde rekabet ön plana çıkabilir. Bu farklılıklar da babaların çocukları ile olan ilişkilerinde farklı tepkiler vermelerine neden olabilir.

Kız veya erkek olması fark etmeksizin, çocukla kurulan ilişkide babaların;

*Cinsiyeti çok sık vurgulayan cümleler kullanmamaları; " Sen kızsın arabalarla oynama", "Erkekler hiç ağlar mı?" gibi,

*Kıyafet seçimlerinde pembe/mavi gibi eşlemelerden olabildiğince uzak durmaları,

*Anne ile aralarında çocukların cinsiyetine dayanan bir paylaştırma yapmamaları,

*Çocuklarının ilgi alanlarını bilmeleri,

*Çocukların cinsel gelişim süreçlerini de bilmeleri ve bu dönemlerde çocuklarına uygun cevaplar verebilmeleri,

*Kız veya erkek olmasından kaynaklanan herhangi bir memnuniyetsizliği, "Erkek olsan ne güzel maça giderdik" gibi, çocuklarına ifade etmemeleri,

*Büyüdükçe çocukları severken, bedensel mahremiyetlerine saygı göstermeleri oldukça önemlidir.

Babaların çocuklarıyla ilişki kurarken önem vermeleri gereken bazı noktalar:

Eve gelen minik bebekle olan iletişim ile ilerleyen yıllarda büyüyen çocuğunuzla kurduğunuz iletişim farklılık da gösterse, her zaman önemli olacak bazı temel prensipleri bilmek önemlidir.

Çocuğunuzla iletişim kurarken;

*Göz kontağı kurmanın önemini hep hatırlayın, tepeden bakmayın, gözlerine bakabileceği seviyeye inin,

*Hangi yaşta neye ihtiyacı olduğunu bilin, çocuğunuzu gözleyin, eşinizden, bakıcısından veya öğretmeninden bilgi almaktan çekinmeyin,

*Mükemmel olmaya çalışmayın, en önemlisi, onu her zaman sevdiğinizi bilmesini sağlayın,

*Her zaman neşeli olmak çok zor da olsa, hayatın ve yaşamın keyifli olduğunu belli edin,

*Dinleyin, dinleyin, dinleyin,

*Sizinle iletişim kurmak istediğinde mutlaka zaman ayırın, işler bekleyebilir.

*İletişimin mutlaka sözlerle yapıldığını düşünmeyin. Kimi zaman sadece bakışınızın veya bir sarılmanızın çocuğunuz için büyük anlamlar içerdiğini unutmayın.

Babalar çocukları ile neleri paylaşabilir?

Bebeklik döneminde çocuğu ile ilgilenmek babalar için daha kolay gibi görünür ve çocuğu büyüdükçe onunla ne yapacağı, ne öğreteceği, nelerle zaman geçireceği konusunda kafaları karışabilir. İşte birkaç ipucu:

*Bebeklik döneminde bebeğin ihtiyaçlarını karşılamak, onunla olan iletişimi sürdürmek, bol bol konuşmak, renkli ve sesli oyuncaklar ile oynamak, tensel temas içeren oyunlara yer vermek, bebeğin tepkilerine göre baba-çocuk arasında özel oyunlar yaratmak bebeğin oldukça keyif alacağı bir baba-çocuk ilişkisi yaratabilir.

*Okul öncesi dönemde, ev dışı etkinlikler, bahçede yapılacak küçük keşifler, evde oynanacak hayal dünyası oyunları, oyuncak olmayan nesnelerle yaratılacak ilginç oyunlar, park, bahçe gibi geniş alanlardaki fiziksel etkinlikler ile çocuğun gelişen konuşma becerilerini destekleyen sohbetler, babaların çocuklarıyla keyifli zaman geçirmeleri konusunda önemlidir.

*Okul çağı çocukları ile ise; yaşadıkları şehir hakkında bilgi vermek, fotoğraf çekmek, yakın mesafelerde geziler yapmak, birlikte gazete/dergi okumak, tarihi yerleri ziyaret etmek, saat ve para hesabını öğretmek, evde minik tamir işleri yapmak, onların kurduğu hayali oyunlara dahil olmak, bilmeceler sormak, ev içinde minik işleri paylaşmak, kutu oyunlarla karşılıklı oyun oynamak, dilerlerse okulla ilgili görevlerde yol gösterici olmak bu yaş dönemi çocukların babaları ile kurdukları ilişkinin zenginleşmesine yardımcı olabilir.

Tüm bunlara ek olarak, babaların çocukları ile birlikte keyifli zaman geçirmeleri, her zaman bir etkinlik yapmaları anlamına gelmez. Önemli olan aradaki iletişimi devamlı tutmak ve günlük hayatın koşturmacası içinde onların bizden istediklerine kulak vermektir.

Çocuklar babalarından;

-Onları her gün görebilmeyi,

-Sevgilerini belli etmelerini,

-Kendilerini olduğu gibi kabul etmelerini,

-Kardeşleriyle kıyaslanmamayı,

-Her şeyin okul başarısı demek olmadığını hatırlamalarını,

-Zaman zaman çatışsalar da birbirlerini hep seveceklerini bilmeyi isterler.

Seçil Akaygün Cüntay

Uzman Psikolojik Danışman

GÜNCE PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK EĞİTİM VE GRUP ÇALIŞMALARI MERKEZİ